Cumartesi, Eylül 18, 2021

Şükrü Erbaş (Fotoğrafları)

Nerden mi anlıyorum yaşlandığımı

Kadınlar gittikçe daha güzel.

Güneş daha hızlı adımlıyor gökyüzünü

Sular daha soğuk, rüzgâr daha serin. (Ağaran Bir Suyum)

Geriye dönerek yanıtlıyoruz birbirimizi

Bir destek aranır bir güç alırcasına

Dönerek ikide bir anıların ülkesine..

Alnımızı gererek konuşuyoruz, kaşlarımızı

Bir ince eğimle siper edip bakışlarımıza

Çok iyi bildiğimiz bir duyguyu

– O biraz yenilgiye biraz ezikliğe benzer

Ortak yaşadığımız sızım sızım 

Saklamaya çalışıyoruz birbirimizden. (Aykırı Yaşamak)

Babam gelirdi ve akşam olurdu.

Bahçedeki akasya ağacı

gün boyu biriktirdiği kuşları

Birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza.

Siyah-beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam.

Kamyonlar hep geceleri, hep uzaklara giderdi.

Ben o zamanlar bütün babaları susar sanırdım. (Aynı Yürek Lekesi)

Bir yanım gündelik şeyler

Evdir ekmektir

Yaşadığım kaskatı;

Bir yanım olmadık türküler söyler

Yoldur özlemdir

Benim en güzel düşlerim

İçimde kaldı. (Bir Özlemin İzdüşümü)

Çocukların uçurtmalarına benziyorsun

Biliyor musun…

Rüzgârı hiç dinmeyen bir mavilikte

Güneşli sular gibi gülümsüyor yüzün.

Ve ben çok aşağılarda

Katı ülkesinde toprağın

Tutulmuş heyecanına

Titreyerek izliyorum süzülüşünü… (Çocukların Uçurtmalarına Benziyorsun)

Bir dağ kovuğuna daha çok küçük yaşları

Alıp çıkarsam ayrılıklardan o çocukları.

Götürüp gün ışığı ile yıkasam yüzlerini

Acılarını rüzgâra tutsam bir zaman.

Gövdeleri yufka ekmekler kadar ince

Parmakları anılarda salkımsöğütler

Saçlarına yağmurlardan taraklar vursam… (Dağlarda Ölsem)

Gölgesi uzun bir yoldan gelmiştim.

Polis çemberinde kaybolmuş caddeler

Yalnız kendi suretini soluyan odalar…

Ne suların aktığı yer, ne rüzgârın ülkesi

Herkes bir yerinden örtüyordu güneşi.

Sesinde denizin büyük ayrıcalığı

Sen bir başka uzaklığa bakarak konuşuyordun:

“Düşü olmayanın yenilgisi de olmaz

Yaşadığı her şey dokurken ömrünü

Pişmanlık insanın kendine kötü bir oyunu.” (Denizin Ayrıcalığı)

Eflatun esintiler içinde titredi incecik

Aynı içten kokuyla iki ayrı erguvan

Birisi bir küçük evin içedönük bahçesinde

Süsledi sevgisini iki pembe avucun

Öbürü bir mezar başında öksüz

döktü rengini sessizce… (Döktü Rengini Sessizce)

Yalnızlığın sesinden bir resim yaptım

Karanlık kalabalıklardan süzdüm ışığını.

Akşamüstüyle boyadım vazgeçen ağzını

Parmaklarını uzattım gece suları gibi ıssız

Salkımsöğütlerden bir beden çizdim usul

Hiçbir rüzgârın duruşunu bozamadığı

Bütün yağmurları topladım yapraklarına. (Kar Yağışı)

2,600BeğenenlerBeğen
popüler kategoriler
son yorumlar
HABERLER

Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz