31 C
Bursa
Çarşamba, Temmuz 28, 2021

Ahmet Say (Hayatı)

Matematik öğretmeni Fazıl Say ve felsefe öğretmeni Nüzhet Say’ın oğlu olarak İstanbul’da dünyaya geldi. Ünlü piyanist ve bestekâr Fazıl Say’ın babasıdır. 7 yaşında ilgisi nedeniyle piyano eğitimine başladı. İstanbul Erkek Lisesinden mezun oldu. 1946 yılında okuluna devam ettiği sırada Ferdi Ştatzer’in teşvikiyle İstanbul Belediye Konservatuvarına girerek dört yıl burada çaldı. 1945-1950 yılları arasında Verda Ün ile piyano, Demirhan Altuğ ile teori, Raşit Abed ile armoni alanında çalıştı. 1954 yılında basın-yayın eğitimi almak için Almanya’ya gidip altı yıl orada yaşadı. Aldığı eğitim sırasında Kurt Köhler adında bir müzikoloğun pansiyonunda kalıyordu. Bu sırada Köhler’in özendirmesiyle müzikolojiye de ilgi duymaya başladı. Türkiye’ye dönünce akademisyen olmak istedi fakat okulunun denkliği kabul edilmedi. Böylece Say, Bingöl’de Almanca öğretmenliğine başladı. Sonraki üç yıl halk eğitimcisi ve folklorcu olarak görev yaptı. Bu görevi benimseyen ve hakkını veren Ahmet Say, türkü, ağıt ve masallar derledi. Halk dansları ve çocuk toplulukları kurdu. Bingöl Hikâyeleri adlı eseri bu dönemde ortaya çıktı. Buradaki görevi bitince Erzincan’da halk eğitim uzmanı olarak çalıştı. 1964 yılında Ankara’ya döndü.

1967’de Türk Solu adlı derginin yazı işleri müdürlüğüne getirildi. 12 Mart darbe döneminde 17 ay hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra Kocakurt(1976) romanını yayımladı. 1977’de ise Cemal Süreya, Vecihi Timuroğlu, Ragıp Gelencik, Demir Özlü, Ali Püsküllüoğlu ile aylık Türkiye Yazıları‘nı çıkarttı. 1980’den başlayarak kendisini bütünüyle müzik yazarlığına verdi. Edebiyatçılar Derneğini kurdu ve iki yıl süre ile dernek yöneticiliği yaptı. Yazın ustalarımıza verilen Onur Ödülleri Altın Madalyası’nı kurumsallaştırdı. TRT Ödülleri Öykü Yarışması’nda Başarı Ödülü’nü (1970, Kamil’in Atı adlı öykü), Yeni Adımlar Dergisi’nin açtığı Sabahattin Ali Hikâye Yarışması’nda birincilik ödülünü aldı (1974), Antalya Film Festivali Öykü Yarışması’nda mansiyon ödülü kazandı. Kocakurt adlı romanı, 1975 Milliyet Yayınları Roman Yarışması’nda basılmaya değer ürünler arasında yer aldı. En son Müzik Üzerine adlı eserini yayımlayan 84 yaşındaki Say çalışmalarına hâlâ devam etmektedir.

Ahmet Say bir müzikolog olmanın yanı sıra edebiyatçı kimliğini de korumaktadır. Çeşitli ödüller kazanan beş edebiyat eserinin ve konservatuarlar ile üniversitelerin müzik bölümlerinde temel eser olarak okutulan müzik kitaplarının yazarı olan Say, edebiyat sahasına Bingöl’de mesleğini icra ederken adım atmıştır. Öğretmenlik yaparken yöredeki türkü, ağıt ve masalları derlemiştir. Buradaki anılarından da hareketle aynı dönemde Bingöl Hikâyeleri‘ni yazmıştır. Daha sonra dergilerde yazarlık yapmaya başlamış bir süre sonra talihsiz bir biçimde 17 ay hapse mahkum edilmiştir. Say’ın edebî hayatı aslında burada başlar. O dönemler için “Cezaevinde kalmak beni eğitti. O dönemde hüküm giymediğim halde bir dava uzadığı için beni Ulucanlar’a koydular. Maksim Gorki’nin Benim Üniversitelerim diye bir kitabı vardır. Cezaevi gerçekten benim üniversitem oldu. Orada 5-6 ay kaldım. Mahkumların ‘Kocakurt’ diye seslendikleri bir dolancırıcının anlattığı hikâyelerden hareketle bir roman yazdım. Milliyet‘in bir roman yarışmasına gönderdim ve birincilik ödülü aldım. Kitap da basıldı. Kazandığım bu parayla Fazıl’ın ilk piyanosunu aldım.” (Say 1975) sözlerine yer vermiştir.

Daha sonraki yıllarda çalışmalarına yenilerini eklemiş ve edebiyatımızda ilk epik hikâye olarak bilinen İpek Halıya Ters Binen Kedi (1982) adlı eseri kaleme almıştır. Almanca’ya çevrilerek Berlin’de yayımlanan bu eser Türk masallarının geleneksel başlangıç tekerlemesinin diliyle bir dolandırıcı tüccarın öyküsünü anlatmaktadır. 1985 yılında Müzik Ansiklopedisi Yayınları’nı kuran Ahmet Say bu yayınevinde üniversitelerin müzik bölümleri, müzisyenler ve müziği seven herkes için çok beğenilen kitaplar yayımladı. Aynı zamanda 1978 yılında kurulan Say Yayınları’nın da sahibi olan sanatçı dört ciltlik Müzik Ansiklopedisi, Müzik Sözlüğü, Müzik Yazıları, Müzik Öğretimi adlı eserleriyle de bu çevrede adı sıkça anılan kalemlerden olmayı başarmıştır. 1995 yılında The Music Makers in Turkey adı ile İngilizce hazırlanan kitabı, Türkçe olarak Türkiye’nin Müzik Atlası adı ile 1998 yılında yayınlanmıştır. Türkiye’nin önde gelen gazete ve dergilerinde yayımlanan yüzlerce müzik eleştirisi ve sanat sorunları üzerine yazdığı ilginç yazılarıyla tanınan, incelediği sorunların çözüm yollarını gösteren bildiriler sunan bu önemli sanatçımız hâlâ yazın hayatındaki yerini korumaktadır.

HABERLER
HABERLER

Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz