Cuma, Ekim 22, 2021

İbrahim Metin’le ‘İbrahim Efendi Tabletleri’ni Konuştuk! (Mustafa Güney)

Neden İbrahim, Neden Efendi, Neden Tabletleri?

Kitabın adını oldukça ironik buluyorum. Adımın İbrahim olması bu kitap için çok güzel bir “denk geliş”.. Bir sefer kadim bir isim.. “eski” ve üzerinden “zaman” olan bir kelime İbrahim.. dinsel çağrışımlarla yüklü.. “efendi” ise hem “ululuk-zenginlik” le hem  “yoksunluk”la dolu garip bir kelime benim için.. Hemen arkasından “tabletler” geliyor.. “kazma-kazıma-kazarak çıkarma”.. diğer yandan “ilaç” ya da “modern” zamanlarda “computur” çağrışımını da taşıyor içinde. Kısaca söylersem “İbrahim Efendi Tabletleri”; kederli bir yerden, kazmalar’ın, kazımalar’ın, kanırtarak  hatırlamalar’ın, hatırlatmalar’ın kitabıdır.. “kırılmış, paramparça olmuş hatıraların sayıklaması, insanın kendisine kendisini hatırlatması” diyebilirim.. girişteki “cezbe” bölümü geleneğe selam gönderir..bir tür “mukaddime”dir.. yani “aşağıya”.. “derinlere” doğru bir yükselme diyelim.. unutursak ölürüz.

 ‘Tımarhane’ kelimesi bende, kitabı okurken ‘karakterimizin sorunlu, problemli yanlarını’ hatırlattı ama aynı zamanda yazarın ne kadar deli olduğunu da aklıma gelmedi değil. Aklı başında biri tarafından mı yazıldı İbrahim Efendi Tabletleri, yoksa ziyaretinize mi geldik okurken kitabı.


Biliyorsunuz kitabın alt başlığı “tımarhane yazıları”dır. İbrahim Efendi’nin hayatına girmiş, İbrahim Efendi’nin hayatlarına girdiği  birçok insanla karşılaşıyoruz kitapta. Doğruysa tabii.. ya da ne fark eder ki.  Hayat denilen bir “klinik”te kalıyorlar.. Bazen İbrahim Efendi onları uyduruyor, bazen onlar İbrahim’i.. bunu tam anlayamıyoruz.. kim var, kim yok pek belli olmuyor.. ya da ne gerçek ne değil.. Bir rüya hali, bir parçalanmışlık, bir sayıklama gibi; ama çok özenli kurulmuş “kırıkbirdil”de olup bitiyor her şey. Buradan çıkmayı, buradan kurtulmayı mı istiyorlar;  yoksa “içeri”  diye bir yer var da oraya mı “çıkmak” istiyorlar.. buraları anlamaya çalışıyoruz.. Akıştaki kronolojik karışıklıklar, gerçek’le sanma’lar arasındaki gidip gelmeler, arada bir karşımıza çıkan “hikayeler”in hepsi, hem kişisel tarihin hem yakın dönem siyasal tarihin hatıralarına  eşeleniyor hem de  bir “alt metin” olarak kitap boyu  akıyor.

Kitabı okurken sanki yıllar öncesine tanıklık ediyormuş gibi geliyorken ‘Milattan Sonra 2015’ neden deniliyor?

Ya.. Bu benim biraz delice bulduğum bir şey.. zaman.. tarih .. saat.. ne kadar göreceli. Biraz dalga geçerek biraz da fark ettirerek geçmek istediğim bir şey.. Dünyanın oluşumunu milyar yıllara bağlayıp sonra “yıl 1935” demek garip değil mi.. Bir bu var.. bir de gerçekten(?) milattan sonra 2015’te değil miyiz.. bunu “böyle söylemek” şaşırtıyor; yoksa durum zaten bu. Tabii “tabletler” deyince “milat” sözcüğünün kokusuna da ihtiyaç duydum.. o ayrı.

‘Her kitabın bir amacı, hedefi vardır’ diye düşünüyorum. Okurken hangi mesajı gözden kaçırmamalıyız.

Mesaj demeyelim de.. Bu kitabın derdi “derdi olmasıdır.” Kederli bir kitap olduğunu düşünüyorum.. Peki derdi ne? “Hatıralama” ve “hatırlamalar” üzerine anlatıcının kendiyle ve “hayat”la boğuşması diyelim.. “cezbe” girişi “ öç’ümüzü alacak yazıya hamdolsun!” diye bitiyor. Ve başlıyor. “içinde olduğumuz dünya”, “dışımızdaki dünya” ve “içimizdeki dünya” arasında “dil” üzerinden bir hesaplaşmanın kitabıdır İbrahim Efendi Tabletleri; ama daha çok bir “dil” kitabıdır. En azından benim temennim budur.

Kitabı okurken insanın aklına şöyle bir soru geliyor: “Gerçeği mi anlatıyor yoksa hayali gerçekleştirmeye mi çalışıyor” Okurken hangi gerçekliğin veya hangi hayalin peşinden gittiğimizi bir türlü bulamıyoruz. Okuyucuyu kolayca kandırmak varken neden böyle bir yola girdiniz ve bizi peşimizden sürüklediniz.

Yani burada bir tercih yapmak zorundayız. Alt başlığı “tımarhane yazıları” olan bir kitapta okuyucu “delilik-delirme-çıldırma-divanelik-meczub” ile nasıl karşılaşacak.. Bunu  “parodi bir dil” üzerinden mi ( hani sarhoş’u sarhoş taklidiyle “sanmak” gibi) yapacağız yoksa daha derinde “anlamsal kırılmalar-şaşırtmalar- kırık bir dil” üzerinden mi.. Yani burada “dil-anlatı-kurgu”ya,”iç”e mi yaslanacağız yoksa “ Haha! Deli işte.. deli böyle konuşur”a mı? Ben bunu, yani “delice” olanı, anlatıya serdim-serptim-serpiştirdim, yedirmeye çalıştım. O nedenle sevinç ve neşe, hüzün ve mutluluk,  sevgi ve öfke, gülme ve ağlama halleri birbirinin içinden yolculuk ediyor.. anlaşılmazlık’la “anladım galiba” iç içe geçiyor.. “hayal” dediğimiz de “uydurma”dan başka nedir.. zaten edebiyat da budur: Güzel uydurmak.

Kitap politik bir kitap mı yoksa okuyucu olarak bizler yanılıyor muyuz?

İbrahim Efendi Tabletleri elbette politik bir kitap. “Devlet-Otorite-İktidar-ben-sınıf-toplum” gibi birçok meselenin içinden dolaşıyor. “işkence”, “devlet şiddeti”, “inanç özgürlüğü”, “politik baskılar”, “toplumsal cinsiyet” vb. birçok mesele “alt metin” olarak var bu kitapta.

Neden bir günlük gibi karşımıza çıktı kitap?

Biçim olarak “günlük”e selam gönderiyor; ancak tarih vermiyor.. 1. GÜN, 2. GÜN.. diye akıyor. Ben bunu teknik bir imkan olarak kullandım. Tek ve uzun bir metnin içinde ordan oraya sıçramak kolay ama güzel değildir. Üstelik benim onlarca anlatıcım ve ara metinlerim olacaktı. İşime geldi bu. Böyle yaptım.Evet. Son GÜN’ü okuyunca aslında “doğrusal” değil “döngüsel” bir zamanda dolaştığımızı anlıyoruz. Dolayısıyla “günlük” düzdür; biz dolaşıyoruz.

Neden kitabınızı imzalamak yerine parmak basıyorsunuz?

Benim için bu kitap -imza seremonisi de dahil- bir bütün.. “tam”dır. İmza atsam eksilir. Bir yanı “imza atmak kim ben kimim ki” reddiyesi, diğer yanı “imza iz değil.. mülkiyet iddiası”dır..oysa ben parmak izi ile kitaba tutunuyorum. 3. GÜN: “Parmak izi vermiyorum..bana lazım!” diyor. Ben kitabı dinlerim, o da beni.

Bu hikayenin devamı olacak mı?

“İbrahim Efendi Tabletleri” bir üst başlık… alt başlığı “tımarhane yazıları” idi. Evet, devamı demeyelim ama ikinci kitap olacak; kazıdıkça çıkıyor, çıkacak.. İkinci kitap yine ““İbrahim Efendi Tabletleri” üst başlığıyla yayımlanacak; ama alt başlık “şiirler hikayeler şeyler” olacak. Sanırım ocak- şubat 2017’de basılmış olur.

NOT: Yukarıdaki söyleşi SalakFilozof 2 Aylık Kültür Sanat Dergisi adına yapılmıştır ve derginin Yıl:1 Sayı:1’de yayınlanmıştır.

2,600BeğenenlerBeğen
popüler kategoriler
son yorumlar
HABERLER

Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz