Sara Tablosu (Mahmut Cuda)

Fosforun Parlamayan Yüzü: ‘Fosforlu Cevriye’ (Ege Küçükkiper)

Bu Ülkede Bir ‘Sinema Kurumu’ Mutlaka Gerekiyor Mu? (Ömer Tuncer)

Toplumcu Şiir ve Eleştiri (Kemal Özer)

Aytaç Gökdağ ile Müzik Köyü Projesi

SÖYLEŞİ 25 Ocak 2017
1.430

Müzik köyü projesinden bizlere bahseder misiniz?

Müzik Köyü, temel felsefesini müziğin doğa ile olan bağlarından alan ve gerçek müziğin doğaya en yakın olunarak üretilebileceğine inanan bir düşüncenin ürünüdür. Bu düşünceyle, yerel ve profesyonel müzik ustalarının müzik severlerle usta-çırak dersleri yapması, kadim Anadolu sazlarının ve geleneklerinin unutulmayıp yerel ustalardan genç nesillere aktarılması, çeşitli müzikal disiplin ve geleneklerin bir arada ses bulup birbirinden güç kazandığı kolektif bir müzikal yaşamı gerçekleştirmek için kurulmuştur.

Müzik Köyü, Bela Bartok’un “Topraktan kopuk olan her müzik ölmeye mahkumdur.” sözünü benimseyen ve bütün müzik sevdalılarını toprağa temas etmeye çağıran bir projedir.

Bu amaçla Anadolu Müzik Kültürleri Araştırma ve Yaşatma Topluluğu tarafından Türkiye’ nin ilk ve tek Müzik Köyü, 25-30 Ağustos 2015 tarihlerinde Muğla’nın Fethiye ilçesi sınırları içerisinde bulunan Yanıklar  Köyü’nde kuruldu.

 

2016 yılında yapılması planlanan iptal edildi sanırım?

Evet. Bu yıl  Temmuz-Ağustos aylarında  ikincisini planladığımız Müzik Köyü’nü , Temmuz ayında ülkemizde yaşanan olaylar nedeniyle ne yazık ki iptal etmek zorunda kaldık

 

Müzik Köyü projesi nasıl hayata geçti?

Biz aslında Anadolu Kültürleri Araştırma Topluluğu üyeleri olarak bulunduğumuz bölgelerde müzik geleneklerini araştırmakta, derleme çalışmaları yapmaktayız. Bu derlemeler sırasında tanıştığımız, her biri önemli insan portresi olan yerel çalgıcılarla Müzik Köyü’ nden evvel Fethiye ve civarında halka açık, bilhassa köylülere yönelik konserler gerçekleştirmiştik. Bu konserlerde aldığımız olumlu tepkilerin yarattığı motivasyon ile, 12 yıldır hayalini kurduğumuz ‘’Müzik Köyü’’ projesinin startını verdik. Kısa denebilecek bir hazırlık döneminden sonra tamamıyla kendi imkanlarımız doğrultusunda 6 gün süren Türkiye’ nin ilk ve tek Müzik Köyü’ nü hayata geçirdik. Sosyal medyada kendi imkanlarımız doğrultusunda yaptığımız reklamlar aracılığıyla insanlara ulaştık. İlk yıl, 3 bine yakın ön başvuru arasından yerimiz ve zamanımızın darlığı nedeniyle sadece 60-70 kişilik bir katılımcı listesi belirledik. Bu yılki programlarımızı ise altışar günlük üç ayrı periyot ve üç ayrı program şeklinde hazırlamıştık. 2016 yılı programlarımızda Erkan Oğur, Kemal Dinç, Erol Parlak, Ahmet Aslan, Sinan Ayyıldız, Adem Tosunoğlu gibi önemli sanatçı ve akademisyenlerin yanısıra derlemelerde tanıştığımız geleneksel müzik ustalarına yer vermiştik. Bunun yanısıra İran, Hint, Yunan, Balkan ve Karadeniz müziğini de düzenleyeceğimiz atölye, dinleti ve konserlerle Müzik Köyü 2017’ ye taşıyacaktık. Ancak başta da belirttiğim gibi Temmuz ayında ülkemizde yaşanan olaylar sonrası bütün bu programımızı iptal etmek zorunda kaldık.

 

Bir sponsor desteği oldu mu?

2015 Ağustos’unda Müzik Köyü’ nü Anadolu Müzik Kültürleri Araştırma ve Yaşatma Topluluğu olarak gerçekleştirdik. Bu projeyi herhangi bir sponsor desteği olmaksızın, tamamıyla müziğe olan tutkumuz ve bu tutkunun yarattığı motivasyon ve cesaretle gerçekleştirdik. 2016’da iptal etmek zorunda kaldığımız programımız için de yaklaşık bir yıla yakın yerel ve genelde destek ve sponsor sağlamaya çalıştık. Ancak dostlarımızın sağladığı küçük ama değerli destekler dışında  kurumsal bir destek sağlayamadık.

 

Müzik köyü için yola çıkarken amacınız neydi?

Ana akım medyada kolay kolay göremediğimiz çünkü yer verilmeyen, canlı, son derece dinamik bir müzik geleneği yaşamakta Anadolu’ nun dört bir yanında, köylerde. Biz tamamen kendi imkanlarımızla bu hazine değerindeki müzik geleneklerini yerinde görerek, derlemeler yapan, arşivleyen ve insanlarla paylaşan müzik tutkunu insanların bir araya gelmesiyle oluşmuş bir topluluğuz. Bizim Müzik Köyü ile ilgili başlangıçtaki amacımız, özellikle derlemelerimiz sırasında tanıklık ettiğimiz önemli çalgıcıları, halk müziği geleneğinde önemli bir yer tutan usta – çırak ilişkisi çerçevesinde, Türkiye ve Dünya’dan müziğe ilgi duyan katılımcılarla atölye çalışmalarında bir araya getirmekti. Müziğin salt notadan ait olmadığını, bir yaşam biçimi olduğu, sosyolojik unsurlarla çok yakın ilişki içinde olduğunu ortaya koymak istedik özellikle.

Üretimde kaliteden çok para kazanma hırsı sanırım birçok şeyin içeriğini boşaltıyor.

Hayatın pek çok alanında karşımıza çıkan kirlilik, geleneksel müziğe de çeşitli nedenlerle sirayet etmiş görünüyor son yıllarda. Buna daha fazla para kazanma hırsı, bu müzik geleneklerini tam olarak yansıtmakta yeterli görmediğimiz bölgesel festivalcilik anlayışları da ne yazık ki son derece zarar vermiştir. Biz müzik geleneklerini yaşatmaya devam eden yerel çalgıcılarla, bu konuda aynı hassasiyetlere sahip olan profesyonel sanatçıları bir araya getirdik.

 

Müzik köyünün sürekliliği olacak mı, genel işleyiş nasıl olacak?

Geçtiğimiz yıl ilk olmamıza rağmen bu denli ilgi göreceğimizi aslında tahmin ediyorduk. Müzik Köyü Ağustos ayı sonunda 2015 çalışmalarını bitirmiş gibi görünse de biz proje ekibi olarak projemizin tanıtımları kapsamında, İstanbul, İzmir, Ankara, Eskişehir, Mersin gibi şehirlerde, üniversitelerde dinleti, konser ve sunumlar gerçekleştirdik. ODTÜ, İTÜ, İstanbul Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi gibi üniversitelerde öğrencilerle, Maltepe, Büyükçekmece, Avcılar gibi belediyelerin sahnelerinde de halkla bir araya geldik. Buralarda hem dinleti ve konserler yaptık hem de Müzik Köyü felsefesini insanlara aktarmaya çalıştık.  Bu çerçevede Müzik Köyü’ nün uzun yıllar büyüyerek devam eden, sanatçıların, müzikseverlerin nefes aldığı, müzikal üretimlere öncülük edecek bir noktaya taşınması gibi bir hedefimiz var. Müzik Köyünün Uluslararası yönünü de vurgulayan bir organizasyon olmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Genel işleyiş konusuna gelecek olursak, önümüzdeki  yıllarda  farklı olarak belirlenen temaları, altışar günlük periyotlar halinde işleyeceğiz. Böylece belirlediğimiz tema başlıklarına daha fazla odaklanabilme fırsatı sunacağız Müzik Köyü katılımcılarına.

Hedefte neler var?

Köy çocukları başta olmak üzere çocukları çok önemsiyoruz. Sanatın dönüştürücü gücüne inanan bir topluluğuz. Bu bağlamda çocuklarla yapacağımız atölye çalışmalarını çok önemsiyoruz. Diğer yandan yerel çalgıcılarla geçtiğimiz yıldan beri birlikte gerçekleştirdiğimiz turnelerimizde şunu net gördüğümüzü söyleyebilirim: Attığımız her adım onların da motivasyonunu, enerjisini yükseltiyor, üretkenliklerinin daha da artmaya başladığını görüyoruz. Ana akım medyada kendine çok yer bulamayan yerel ve profesyonel çalgıcılarla Müzikten bir dünya kurmayı hedefliyoruz. Tüm sene çeşitli müzikal çalışmalara zemin oluşturacak canlı bir organizma haline getirmek istiyoruz Müzik Köyü’nü. Müzik Köyü’ nü farklı müzik disiplinlerinden müzisyenlerin bir araya gelerek özgün müzikal üretimler gerçekleştirdiği, CD, kitap hatta belgesel kayıtlarımızı yapabileceğimiz bir noktaya taşımayı hedefliyoruz. Sınırlı imkanlarla yapmaya çalıştığımız derleme çalışmalarımızı her yönden daha donanımlı bir şekilde Türkiye’ nin tümüne hatta müzik coğrafyası olarak birbirinden çok da bağımsız sayamayacağımız Yunanistan, Bulgaristan, Balkanlar, İran, Kafkaslar’ a taşımak istiyoruz. Elde edeceğimiz belgeler ve kayıtlardan oluşacak arşivi de öğrencilerin, ilgililerin hizmetine sunmayı hedeflemekteyiz. Müzik Köyü ile Türkiye’ nin kültür-sanat dünyasına kalıcı izler bırakabilecek sanatsal üretimlere zemin oluşturmak istiyoruz. Giderek her şeyin mekanikleştiği dünyada biz hormonsuz, saf, sadelikte gizli zerafet diye nitelediğimiz müzik geleneklerini, temsilcileri hayattayken insanlara sunmayı ve ölümsüzleştirmeyi hedefliyoruz.  Her şey bir hayal ile başladı, hayallerimizi gerçekleştirebilmek için bir imeceye giriştik. Bu imece ruhu ile gelecekte Müzik Köyü dışında da gerçeğe dönüştürmeyi hedeflediğimiz projelerimiz var. Yerelin ruhuna inanıyoruz, geleneğe, sadeliğin içerisinde gizli mücevhere, sadeliğin içerdiği zenginliğe inanıyoruz. Bu doğrultuda yerel dinamiklerden evrensel sonuçlar doğurabilecek uzun bir yol önümüzdeki. Oluşacak destekler doğrultusunda hepsini tek tek yapabileceğimize inanıyoruz. Çünkü müziği seviyoruz, müziğe eğlence, istismar aracı olarak bakmıyoruz.

 

NOT: Yukarıdaki söyleşi SalakFilozof 2 Aylık Kültür Sanat Dergisi adına yapılmıştır ve derginin Yıl: 1 Sayı:1’de yayınlanmıştır.

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.