Salı, Eylül 21, 2021

Türkiye’nin İlköğretim Kurumlarındaki ‘Müzik Eğitimcisi’ Sorunu (Öğr. Gör. Ayşe Meral Töreyin)

Günümüzde toplumların gelişmişlik düzeyleri, eğitim sistemlerinin sağlam ve ülke koşullarına uygun olmasıyla doğrudan ilgilidir. Eğitim, bireyde çevre ayarlaması yoluyla İstendik davranış değişikliği oluşturma sürecidir.(1) İnsanın bulunduğu ortamda yeterli görülmeyip istendik davranışlarla donatılması, eğitim denilen bir süreci, bu süreç ise belli bir sistemi beraberinde getirmektedir. Bu sistem, bireye kazandırılacak olan istendik davranışların belirlenip, ortamın hazırlanarak belli sûreler içinde hedeflenen davranışlardan ne kadarının kazanılıp kazanılmadığının, varsa eksik ve yanlışlıkların neden olduğunun araştırılarak saptanmasıyla ve yeniden onarılıp işe koşulmasıyla dirik bir biçimde sürüp gitmektedir. Bundan dolayı eğitim, sistemi içinde devam eden bir süreçtir. Dolayısıyla, nitelikli insan gücü yetiştirilebilmesi açısından da ülke kalkınmasındaki en önemli etkendir.

Türkiye’de eğitim sistemi, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda belirlendiği üzere, genel yapı itibariyle, örgün ve yaygın eğitim olarak iki ana bölümden oluşmuştur(2). Örgün eğitim; okul öncesi eğitimi, ilköğretim (temel eğitim), ortaöğretim ve yüksek öğretim kurumlarını kapsar. Yaygın eğitim ise; örgün eğitim yanında veya dışında düzenlenen eğitim faaliyetlerinin tümüdür.

Aynı kanunda, ilköğretim altı -ondört yaşlarındaki çocukların eğitim ve öğretiminin kapsandığı ve kız ve erkek bütün vatandaşlar İçin zorunlu olarak devlet okullarında parasız olduğu belirtilmiştir.

Çağdaş eğitim bilim, sanat ve teknik alanlarının üçünü de kapsayan bir çerçevede düzenlenip uygulanır. Müzik eğitimi sanat eğitiminin en -önemli dallarından biridir. Bireye istendik olarak müziksel davranışlar kazandırma veya müziksel davranışlarında değişiklikler oluşturma süreci, müzik eğitimidir. Bu süreçte daha çok eğitim gören bireyin (çocuğun-öğrencinin) kendi müziksel yaşantısı temel alınır, bu temelden yola çıkarak belirli amaçlar doğrultusunda planlı ve yöntemli bir yol izlenir ve bu yolla belirli hedeflere erişilir. Müzik eğitimi yoluyla birey ile çevresi, özellikle müzikse! çevresi arasındaki iletişim ve etkileşimin daha sağlıklı, daha düzenli, daha etkili ve daha verimli olması beklenir.(3)

İnsan yaşamında müziğin çok önemli bir yeri vardır. Müzik, özde estetik temele dayanan, bireysel, toplumsal, kültürel, ekonomik ve eğitimsel işlevleriyle insan hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır. “Müzik eğitimi yoluyla; bireyin davranışlarında oluşan değişmeler toplumu, toplumdaki değişmeler bireyi etkiler; birey ile doğal, toplumsal ve kültürel çevresi o arada sanatsal ve özellikle müzikse! çevresi arasındaki iletişim ve etkileşimin daha düzenli, daha sağlıklı, daha etkili ve verimli olması beklenir(4). Burada sözkonusu olan genel müzik eğitimidir. Genel müzik eğitimi, meslek, iş, düzey ve program ayrımı gözetmeksizin her düzey ve her aşamada, herkese yönelik olan ortak genel müzik kültürünü kazandırmayı amaçlar.

Türkiye’de müzik eğitiminin kurumsallaşması Cumhuriyet dönemine rastlamaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun kendisini güçlendirmek ve yenilemek için giriştiği batılılaşma hareketleri çerçevesinde açılan, Askeri Tıp Okulu, Deniz Mühendis Okulu ve Kara Mühendis Okulu gibi okullarda gözlem ve deneye dayalı bilimsel anlamda eğitim yapılmaktaydı. Bunun yanında rüştiyeler, idadiler, sultaniler gibi ortadereceli okullar da 1830’larda açılmıştı. Adı geçen bu okullarda, birçok yeni konuyu içeren “eşya”, “gına”, “musiki ve gına” dersleri okutulmaktaydı.(5) Bundan başka 1914 yılında ilk okullara müfredat programıyla müzik derslerinin konduğu, ancak müzik eğitimcisinin yetiştirilememiş olmasından dolayı istenilen hedefe ulaşılamadığı görülmektedir.

Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar geçen süreye baktığımızda ise, genel müzik eğitiminin, anaokullarında 1960’lar-dan itibaren önem kazandığı, ilkokullarda 1948’e kadar sadece kent ilkokullarında olmak üzere, 1948’den başlayarak da köy ilkokullarını içine alacak şekilde düzenlendiği görülmektedir. Daha sonra müzik dersi ortaokullarda zorunlu dersler kapsamına alınmıştır. Ortaöğretiminin genel lise programlarına ise 1952 yılında konulmuş, ancak 1974-1978 yılına kadar zorunlu seçmeli olarak okutulmakta iken, 1978’den sonra tekrar seçmeli durumuna getirilmiştir.

Günümüzün gelişmiş ve çağdaş toplumlarında sanat eğitimi yaşamın bir parçası kabul edilerek, özellikle ilköğretim ve ortaöğretimde önemli bir yere oturtulmuştur. Öyle ki; Fransa’da ana-okullarında ifade ve beceri derslerine ağırlık verilerek, çocuğun ileride seçeceği mesleğin belirlenmesine temel olacak yönlendirmeler daha anaokullarından başlayarak planlanmıştır. İlkokullarda ise haftada on saatlik anadil Fransızca’ya karşı, altı saat müzik ve beş saat beden eğitimi dersi verilmektedir (6). İsveç, İngiltere, Japonya, Almanya, Romanya, Polonya, gibi ülkeler müzik eğitimini anaokullarında başlayarak sistemli bir şekilde yürüten ülkelerdendir. Günümüz modern hayatında beynin etkileşmesi ve çalışmasındaki rolü ile “eğitimde müzik / müzikte eğitim” eğitim anlayışının vazgeçilmez bir ilkesi haline gelmiştir. Bu nedenle sanat, çağdaş toplum olma süreci içindeki toplumlarda önemli bir eğitim aracıdır.

Türkiye’de en erken yaşlardaki örgün müzik eğitimi, ilköğretim kurumlarında verilmektedir. 1948’de başlayan ilkokullardaki müzik dersi, zaman içinde programlarında yapılan geliştirme çalışmalarıyla günümüze kadar devam etmiştir. Genellikle ilkokul öğretmenlerinin verdiği bu dersler, zamanla ilk yıllardaki anlam ve önemini kaybetmiş, köy enstitülerinin ve daha sonra da ilk-öğretmen okullarının kapatılmasıyla yeterli müzik bilgisi alamadan yetişen öğretmenler yüzünden amacından tamamen uzaklaşmıştır.

Önceleri eğitim enstitüleri müzik bölümlerinden, daha sonra da eğitim fakülteleri müzik eğitimi bölümlerinden yetişen müzik öğretmenleri, halen devam eden uygulamalarla ortaöğretim kurumlarında görevlendirilmektedirler. Ortaöğretim kurumlarındaki müzik dersleri ise, genel programlı düz liselerde seçmeli olarak devam ederken, meslek liseleri programlarına hiç alınmamıştır. Yalnız kız meslek liselerinin çocuk gelişimi bölümlerinde zorunlu olarak devam etmektedir. Öte yandan, genel liselerdeki seçmeli müzik dersleri bir çok okulda öğrenciler tarafından seçilmediği için programa dahi alınmamaktadır. Bu durumda eğitim fakültelerinden henüz mezun olmuş genç müzik öğretmeni, bilgilerini aktaracak öğrenciyi yalnızca ortaokullarda bulabilmekte, burada da ilköğretim ve öncesinden müzik eğitim temeli almadan gelen, ortaokulu ya fen liselerine girebilmek için veya üniversiteye hazırlanmak için genel kültür derslerine ağırlık veren bir okul olarak kabul eden öğrenci kitlesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Her durumda da müzik öğretmeni aldığı eğitim ve öğretimi yeterince değerlendirememekte, dolayısıyla müzik eğitimi bölümleri yetiştirdikleri müzik öğretmenlerini, mesleklerinin ilk yıllarından başlayarak yeterince faydalı olamayacakları ortamlara bırakmaktadırlar.

İşte bu bildirinin amacı, Türkiye’de müzik eğitiminin, ilköğretim kurumlarında (özellikle birinci ve ikinci   devrede)   müzik  öğretim programında belirlenen hedeflere ulaşabilmesinin, eğitim fakültelerinin müzik eğitimi bölümlerinden yetiştirilecek olan “ilköğretim müzik öğretmenleri” sayesinde gerçekleştirmesi gerekliliğini vurgulamaktadır.

l.GÜNÜMÜZDE İLKÖĞRETİM KURUMLARINDAKİ MÜZİK DERSLERİNİN DURUMU :

Alanı, düzeyi ve konusu ne olursa olsun, öğretimin niteliğinde öğrenci, öğretmen, öğretim programı ve öğretim hizmeti son derece etkin faktörlerdir. Günümüzde ilköğretim kurumlarındaki müzik derslerine bu açıdan baktığımızda, yukarıda özetle belirtildiği üzere, müzik öğretim programında öngörülen hedeflere ulaşabilmek açısından yeterince sağlıklı oluş-turulamadığı görülmektedir.

İlköğretim kurumlarındaki müzik dersleri, 1994 yılında hazırlanan müzik öğretim programı ile çağdaş eğitim anlayışına uygun olarak yeni bir yapıya kavuşturulmuştur. Bireyi bilişsel, de-vinişsel ve duyuşsal yapılarıyla bir bütün olarak ele alan bu anlayışta, her üç alanda da hedef ve davranışlar belirlenerek müzik eğitimindeki amaçlar saptanmıştır. Ancak programlar öğretimin tasarlanan planı olduğu için uygulamadaki görünümüne aynı şekilde yansıyıp yansımadığının Öğretim hizmeti ile ortaya çıkacağının gözardı edilmemesi gerekmektedir. Öğretim hizmeti bir süreçtir ve öğrenci, öğretmen, çevre faktörlerini birlikte ele almayı gerektirir. Bu programın hazırlandığı amaç ve hedeflere yaklaşabilmesi, en başta o programı uygulayacak nitelikli öğretim elemanlarının yetiştirilmesini zorunlu kılar. 1994 yılında hazırlanarak 1995-1996 öğretim yılından itibaren uygulanmaya başlanılan ilköğretim kurumları müzik dersi programının hedefine ulaşması da bu programı uygulamaya yeterli müzik ve program bilgilerine sahip öğretmenler sayesinde mümkün olacaktır.

lI.MÜZIK EĞİTİMİ BÖLÜMLERİNDE, İLKÖĞRETİM KURUMLARININ MÜZİK EĞİTİMCİSİ SORUNLARINA YÖNELİK OLARAK YAPILAN PROGRAM ÇALIŞMALARI:

Müzik eğitimi bölümleri, ilköğretim kurumlarındaki en önemli sorunun “müzik eğitimcisi gereksinimi” olduğunun bilincindedirler. Ayrıca müzik eğitimi bölümleri, Türkiye’de müzik eğitiminin okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim kurumları olarak ayrı ayrı planlanıp kendi bölümlerinde yetiştirilecek olan “yetkin müzik öğretmenleri”nce uygulanması gereğine inanmaktadırlar(7). Bunun için müzik eğitimi bölümlerinde birtakım çalışmalar yapılmakta, ancak kısa vadede somut çözümler getirilmemektedir.

İlköğretim kurumlarında müzik dersi veren, dalında yeterli olmayan sınıf öğretmenlerinin, yetenekli öğrencileri de müzikten uzaklaştıracağı bilinen bir gerçektir. Türkiye’deki örgün eğitimin temeli olan ilköğretim kurumlarında çocuğu müzik sevgi ve bilgileriyle donanımlı olarak yetiştirmek, dalında yeterli ve iyi yetişmiş, nitelikli müzik öğretmenleri yetiştirildiğinde mümkün olacaktır.

Öte taraftan sınıf öğretmenliği bölümlerinin müzik eğitimi ile ilgili derslerinde yeterli bilgi ve donanım verilmek istenmesine karşı, bazı bölümlerde ilgi ve isteğin olmadığı görülmektedir. Bu ise aslında var olan ilköğretimdeki yetersiz müzik eğitiminin devam etmesine neden olmaktadır.

SONUÇ

Çağdaş toplumlarda sanat eğitiminin “insanın, dünyayı tanıyıp değiştirebilmesi için gerekli” (9) olduğu görüşünden hareketle, “eğitimde/sanat” ve “sanatta/eğitim”, eğitimin her basamağında önem kazanmıştır. Türkiye’nin eğitim politikalarının tekrar gözden geçirilerek, sanat ve özellikle müzik eğitiminin anaokullarından başlayarak planlı, programlı ve sistemli bir biçimde uygulanması gerekmektedir. Aynı şekilde ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarındaki müzik eğitiminin, öğ-retim programlarındaki hedeflerine ulaşabilmesinin, ilköğretim müzik öğretmenleriyle mümkün olacağı gerçeği ortaya çıkmıştır.

Müzik eğitimi bölümleri, ilköğretim kurumlarında da görev alabilecek niteliklere sahip müzik öğretmenleri yetiştirmelidirler. Müzik eğitimi bölümlerindeki ana-bilim/anasanat dalları “okulöncesi müzik öğretmenliği” “ilköğretim müzik öğretmenliği” ve “ortaöğretim müzik öğretmenliği olarak programlanmalı, ses, çalgı ve müzik kuramları dersleri her düzey için o yaş çocuğunun özelliklerine göre yeniden düzenlenmelidir.(9)

Sınıf öğretmenliği bölümlerinin müzik dersi programları geliştirilerek, ilköğretim kurumları müzik dersi programına uygun hale getirilmelidir. Ayrıca bu bölümlerin müzik ve müzik eğitimi dersleri ile yan alan müzik ders programları müzik eğitimi bölümleri ile ortak olarak hazırlanmalı ve temelde tüm sınıf öğretmenliği bölümlerinde ortak derslerle bütünlük sağlanmalıdır.

Kısa vadede bir çözüm olması bakımından, halen ilköğretim kurumlarında görevli olan sınıf öğretmenlerine yetiştirme kursları ile seviye kazandırılmalıdır(11).

Gelişmiş çağdaş toplumların müzik eğitimi sistem ve politikaları incelenerek, Türk milletinin öz yapısına en uygun olarak müzik eğitimi sistemi oluşturulmalıdır.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

KAYNAKLAR:

1.Sönmez, Veysel Doç.Dr. “Program Geliştirmede Öğretmen El Kitabı” Adım Yayıncılık, 1993 Ankara, s.2.

  1. “Milli Eğitim Temel Kanunu”, M.E. Basımevi 1984, Ankara, s. 11 –
  2. Uçan, Ali. “Müzik Eğitimi” SAY Yayınları 1994, Ankara s.16.
  3. Uçan, Ali. ön. ver. s.25.
  4. Ünal, Saadettin, “Türkiye’de Müzik Eğitimcisi Yetiştirmenin Dünü ve Bugünü” Müzik Kongresi Bildirileri, Kültür ve Turizm Bakanlığı 1988. s. 481.
  5. Türkoğlu, Adil “Fransa; İsveç ve’ Romanya Eğitim Sistemleri” Eğitim Bilimleri Fakültesi Yayınları Ankara, 1983, s.23.
  6. Töreyin, A. Meral. “İlköğretim Kurumlarının Müzik Eğitimcisi Sorunu” Basılmamış Y. Lisans Tezi. 1995, G.Ü. Fen. Bil. Ens. Ankara s.64.
  7. Töreyin, A, Meral. “İlköğretim Kurumlarının Müzik Eğitimcisi Sorunu” Basılmamış Y. Lisans Tezi. 1995, G.Ü. Fen. Bil. Ens. Ankara s.40.
  8. Fischer, Enst. “Sanatın Gerekliliği” Çev. Cevat Çapan, Verso Yayınları 1990, s.12.
  9. Töreyin, A. Meral. “İlköğretim Kurumlarının Müzik Eğitimcisi Sorunu” Basılmamış Y. Lisans Tezi. 1995, G.Ü. Fen. Bil. Ens. Ankara s.78.
  10. Töreyin, A. Meral. “İlköğretim Kurumlarının Müzik Eğitimcisi Sorunu” Basılmamış Y. Lisans Tezi, 1995, G.Ü. Fen. Bil. Ens. Ankara s.79.

Filarmoni Sanat, Ocak 1997, Sayı.142

2,600BeğenenlerBeğen
popüler kategoriler
son yorumlar
HABERLER

Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz