Cumartesi, Kasım 27, 2021

Türk Sinemasının Doğuşu (Sungu Çapan)

Fuat Uzkınay’ın 14 Kasım 1914 yılında çektiği “Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı” filmiyle ilgili ilk ve tek belge ilk kez Nurullah Tilgen tarafından Yıldız Dergisi’nin 18 Temmuz tarihine rastlayan 30. sayısında “Türk Sineması Tarihi, Dünden Bugüne 1914-1953” adlı çalışmasında yayınlanmıştır. Daha sonra değerli araştırrnacı-yazar Nijad Özön, bu belgeyi biraz genişleterek Türk Sineması Tarihi (1962) kitabıyla Fuat Uzkınay (1970) adlı çalışmasında kullanmıştır. Ama Özön, her iki kitabında da kaynak olarak Nurullah Tilgen’in çalışmasını gösterrniştir. Bu konu üzerine daha sonraki yıllarda yapılan türn çalışmalar, hep sözünü ettiğimiz bu iki çalışmadan alıntılar şeklinde sürdürülerek günümüze değin getirilmiştir.

Nurullah Tilgen’in Yıldız Dergisi’ndeki çalışmasıyla, Nijad Özön’ün sözünü ettiğimiz iki kitabında ilk Türk filminin çekilişi ile ilgili bilgiler şöyle verilmektedir:
“1914’te Osmanlı İmparatorluğu’nun İtilaf Devletleri’ne resmen savaş ilanı, imparatorluğun alın yazısı kadar, Uzkınay’ın ve sinemamızın alın yazısını da belirledi. Savaşçı propaganda içinde en önemli yeri Ayastefanos’taki (bugünkü Yeşilköy) bir anıtın yıkılma isteği tutuyordu. Bu yapının Osmanlı İrnparatorluğu icin çok acı bir anısı vardı: Rumi 1293 yılına rastladığı için halkın “93 Harbi” diye adlandırdığı 1876-77 Osmanlı-Rus Savaşı’nın yenilgiyle sonuçlanması üzerine Ruslar İstanbul üzerine yürürlerken vardıkları en ileri nokta olan Ayastefanos’ta bir zafer anıtı dikmek istemişlerdi. Savaşa resmen katılışımızdan üç gün sonra 14 Kasım’da anıtın yıkılma işlemine girildi.

Anıtın yıkılacağı aylarca önce bilindiği icin hazırlık yapılmış, hatta yıkılışının filme alınması için müttefik Avusturya-Macaristan başkenti Viyana’da yeni kurulan Sacha-Messter Gesellschaft adlı yapımeviyle anlaşmaya varılmıştı. Ancak savaşın patlak vermesiyle ulusal duygular öylesine körüklenmişti ki, bu olayın ne olursa olsun bir Türk eliyle aktarılması isteniyordu. Bunun üzerine bir araştırma yapıldı, daha önce sinema işlerinde çalışmış şimdi de yedeksubay bulunan Fuat Uzkınay’ın bu iş için biçilmiş kaftan olduğuna karar verildi. Ne var ki Uzkınay göstericiyi çok kullanmış olduğu halde alıcıyı hiç kullanmamıştı. Bunun üzerine Sacha-Messter’in adamları Uzkınay’a birkaç saat içinde alıcının nasıl kullanılacağını gösterdiler. Uzkınay, alıcıyı anıtın birkaç metre ötesine yerleştirdi. Böylelikle 14 Kasım 1914 Cumartesi günü “Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı” adlı 150 metrelik belge film ortaya çıktı.”

İlk kez Nurullah Tilgen tarafından açıklanan daha sonra da Sayın Özön tarafından alıntı yapılarak genişletilen ilk Türk filmine ilişkin bu belge, doğruluk derecesini kuşkuya sokacak birçok bilgi içermektedir. Titiz bir araştırmacı olduğundan kuşku duymadığımız Sayın Özön de bunu farketmiş olacak ki, bu film üzerine bir kez daha araştırma yapma zahmetine katlanmıştır. Bu araştırması sonucunda elde ettiği bilgi ise her açıdan çok ilginçtir. Özön, sözünü ettiğimiz kitabında bu araştırmasının sonucunu dipnotu olarak şöyle açıklamaktadır:

“Bu film (yani ilk Türk filmi olan “Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı”) bugüne kadar bulunamamıştır. K.K. Foto-Film Merkezi’ndeki katalogda bu ad altında kayıtlı filmin bununla hiçbir ilgisi yoktur. Dikkati çeken bir noktada Uzkınay’ın 1953’te Foto Film Merkezi’nden henüz emekliye ayrıldığı sırada Sayın Tilgen’le yaptığı konuşmada bu filmin merkezde bulunduğundan hiç söz açmamasıdır. Öbür filmlerin resimlerini Merkez’in arşivindeki kopyalarından sağlayabilmesine rağmen Uzkınay bu filmle ilgili hiçbir fotoğraf vermemiştir.”

“14 Kasım 1991’de 77. yılını dolduracak olan sinemamızın başlangıç tarihi öteden beri 14 Kasım 1914’te Fuat Uzkınay’ın çektiği belirtilen, 150 metrelik “Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı” adlı belge filme dayandırılagelmiştir hep bilindiği gibi. Oysa bu filmi hiç gören, seyreden olmamış yine bilindiği kadarıyla. Kamera kulanrnası, bu tarihsel olaydan kısa bir süre önce öğretilen, sinema tutkunu Fuat Uzkınay’ın büyük olasılıkla “filme çektği ama ne yazık ki olumlu sonuç alamadığı ve sonradan bazı araştırmacılarca o tarihte çekilen ilk Türk filmi olarak kayda geçirildiği “Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı”nı sinemamızın başlangıcı saymak ne kadar doğru olur doğrusu tartışılır! Bu konunun vaktiyle üstüne gidilmiş ve 14 Kasım 1984’te “Gelişim Sinema” dergisinde Burçak Evren’in inceleme yazısıyla “bazı gerçekler” ortaya konmuştu. Uzkınay’ın halen hayatta olduklarını umduğum iki kızının dahi hiç seyretmediklerini belirttikleri o yazı bu konuda kaynak sayılabilir. Özetle kişisel kanım, “bu filmin çekilmek istendiği ama ne yazik ki bunun başarılamamış olduğu” yolundadır, ortadaki somut gerçeklere göre. Uzkınay’ın sinema sevgisine tutkusuna ve sinemamıza yapmış olageldigi hizmetlere hiçbir diyeceğim yok. Ayrıca bunca yıldır sinemamızın başlangıç tarihinin bu filmle başlatılmış olması “alışkanlığına” da pek karşı değilim, ne var ki somut olarak ortada bu filmin çekilmiş olduğunu kanıtlayan, belgeleyen bir durum da yok!”
TÜRK SİNEMA TARİHİNDE ÖNE ÇIKANLAR (1855-1959)
Ayastefanos’tan Yalnızlar Rıhtımı’na

1855 İstanbul’da Beyoğlu semtinde sinema öncesi canlı görüntü gösterileri: “Cosmorama”, “Diaphanorama” ve benzerleri,

1896 Yıldız sarayında ilk sinema gösterileri; Galatasaray’daki Sponeck birahanesinde Lumiére Kardeşlerin ilk filmleri; Lumiér’in görüntü yönetmeni Promio İstanbul’da film çekiyor,

1897 Beyoğlu’nda Varyete tiyatrosunda Fransız Cambon’un sinema gösterileri; Weinberg gösterilerini Sponeck’te Concordia’da ve Feyziye Kıraathanesi’nde sürdürüyor,

1908 Vezneciler’de, İstanbul Tiyatrosu’nda, Ramazan boyunca sinema gösterileri,

1910 Sigmund Weinberg Şehzadebaşında gösterilere başlıyor, Weinberg, Pathé sinemasını açıyor,

1914 Cevat Boyer ve Murat Bey Şehzadebaşı’nda Milli Sinemayı açıyorlar, Fuat Uzkınay “Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı”nı çekiyor; Şakir ve Kemal Seden Kardeşler Ali Efendi Sinemasını açıyorlar,

1915 Enver Paşa’nın emri ile kurulan Merkez Ordu Sinema Dairesi’nin başına Sigmund Weinberg getiriliyor ve Weinberg Himmet Ağanın İzdivacı’nı çekmeye başlıyor,

1916 Weinberg Türkiye’den ayrılıyor, yerine Uzkınay geçiyor,

1917 Sedat Simavi Pençe ve Casus’u çekiyor,

1919 Ahmet Fehim Mürebbiye ve Binnaz’ı çekiyor, Mürebbiye Türk sinemasında ilk sansür olayını yaratıyor,

1921 Şadi Karagözoğlu Bican Efendi dizisine başlıyor, Muhsin Ertuğrul Almanya’da Stanbul Film’i kuruyor,

1922 Kemal Film kuruluyor, Almanya’dan dönen Muhsin Ertuğrul, Kemal Film’in hesabına, İstanbul’da Bir Facia-ı Aşk’ı ve Boğaziçi Esrarı / Nur Baba’yı çekiyor,

1923 Muhsin Ertuğrul çalışmalarını sürdürüyor: Ateşten Gömlek, Leblebici Horhor, Kız Kulesinde Bir Facia,

1925 Ertuğrul SSCB’nde film çekiyor,

1928 İpekçi Kardeşler’in kurduğu İpek Film hesabına Ertuğrul ikinci Milli Mücadele filmini çekiyor, Ankara Postası,

1931 Mısır ve Yunanistan ile gerçekleştirilen ilk Türk sesli filmini Ertuğrul yönetiyor ve İstanbul Sokaklarında, Beyoğlu’nda Melek ve Elhamra sinemalarında gösterime giriyor,

1932 Ertuğrul en başarılı çalışmasını veriyor: Bir Millet Uyanıyor,

1933 Ertuğrul’dan dört film: Karım Beni Aldatırsa, Cici Berber, Söz Bir Allah Bir, Fena Yol

1934 Leblebici Horhor (M. Ertuğrul) 2. Uluslararası Venedik Film Şenliği’ne katılıyor, Ertuğrul, Nazım Hikmet’in senaryosundan, Aysel Bataklı Damın Kızı’nı çekiyor,

1937 Nazim Hikmet Güneşe Doğru’yu çekiyor,

1938 Ertuğrul’un yönettiği Aynaroz Kadısı’nın yurtdışına çıkışı yasaklanıyor,

1939 Ha-Ka (Halil Kamil) Film Faruk Kenç’e ilk filmini çektiriyor: Taş Parçası,

1940 Muhsin Ertuğrul Şehvet Kurbanı’nın ilk çevrimini çekiyor, Faruk Kenç ise Türk Sinemasının ilk polis filmini, Yılmaz Ali,

1941 Kahveci Güzeli’nden sonra Muhsin Ertuğrul İpek Film’den ayrılıyor,

1943 Şadan Kamil ilk filmi olan Onüç Kahraman’ın çekimine başlıyor,

1944 Baha Gelenbevi ilk filmini yönetiyor: Deniz Kızı,

1945 Üç yeni yapım şirketi kuruluyor: Halk Film (Fuat Rutkay), And Film (Turgut Demirağ), Atlas Film (Nazif Duru, Murat Köseoğlu),

1946 Hürrem Erman, Erman Film’i kuruyor,

1947 Turgut Demirağ Bir Dağ Masalı’nı çekiyor, film sayısı 6’dan (1946) 12’ye gidiyor,

1948 Eğlence resmi yeniden düzenleniyor: yabancı film için yüzde 70, yerli film için yüzde 25; Yerli Film Yapanlar Cemiyeti’nin yerli film yarışması yapılıyor,

1949 Lütfi Akad Vurun Kahpeye’yi çekiyor,

1950 Faruk Kenç Çakırcalı Mehmet Efe ve Çakırcalı Nasıl Vuruldu ile ilk yerli diziyi, Aydın Arakon İstanbul’un Fethi ile ilk üstünyapımı çekiyorlar,

1951 Aydın Arakon Vatan İçin’i, Orhon Arıburnu ise Yüzbaşı Tahsin ve Sürgün’ü çekiyorlar,

1952 Şadan Kamil’den İki Süngü Arasında, Lütfi Akad ‘tan Kanun Namına ve Metin Erksan’ın ilk filmi Karanlık Dünya,

1953 Türk Film Dostları Derneği bir Türk Film Şenliği’ni düzenliyor, Muhsin Ertuğrul son filmini renkli olarak çekiyor, Halıcı Kız,

1955 Lütfi Akad Beyaz Mendil’i çekiyor, Osman Seden Kanlarıyla Ödediler’i yönetiyor,

1956 Atıf Yılmaz Batıbeki’nin Gelinin Muradı,

1958 Memduh Ün Üç Arkadaş’ı çekiyor, Atıf Yılmaz ise Kumpanya’yı,

1959 Sinemacıların gövde gösterisi; Akad (Yalnızlar Rıhtımı), Erksan (Dokuz Dağın Efesi), Batıbeki (Bu Vatanın Çocukları, Alageyik), Seden (Düşman Yolları Kesti); Gazeteciler Cemiyeti Türk Film Festivali yapılıyor…

2,600BeğenenlerBeğen
popüler kategoriler
son yorumlar
HABERLER

Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz