Pazartesi, Ağustos 2, 2021

Shakespeare’in Othello Trajedisi (Bülent Sakça)

 

Kıskançlık nedir?.. Bir düşünün…
Kıskançlık duygusu, seven bir insana neler yaptırabilir?
Sevgiliye hediye edilen küçük bir mendil, namus simgesi olabilir mi?
Kıskançlık duygusu, aşk ve sevgiyi yok edecek kadar güçlü müdür?
Kıskançlık duygusu, âşığın gözlerini kör edip ona her türlü kötülüğü yaptırabilir mi?
Kıskançlık duygusu, sevdiğiniz insanı boğarak öldürecek kadar sizi vahşileştirebilir mi?
Sevdiğiniz bir insanın ihanet ettiği kuşkusu sizi ne kadar derinden yaralar?

Gelin isterseniz bu soruların yanıtlarını Othello adlı oyunu izledikten yahut okuduktan sonra verelim. Kıskançlık duygusunun ne derece güçlü ve tehlikeli olduğunu, Shakespeare’in Othello adlı trajedisini izledikten yahut okuduktan sonra daha iyi anlıyor insan.

Othello Oyununun Konusu

İngilizlerin en ünlü tiyatro yazarı William Shakespeare’in 1604 yılında trajedi türünde yazdığı Othello adlı oyununun konusu, yıllarca Venedik devletinin hizmetinde savaşmış, türlü kahramanlıklar göstermiş Mağripli zenci bir komutan ile Venedikli beyaz bir kızın engel tanımayan aşkları, karısını delicesine seven bu komutanın emrindeki bir subayın kara çalmaları yüzünden karısından soğuması, karısına hediye ettiği ve namus simgesi olarak gördüğü küçük bir mendili başka bir erkeğin elinde görünce aldatıldığı kuşkusuna kapılıp çok sevdiği karısını boğarak vahşice öldürmesidir.

“Venedik’te olup bitenleri anlatan birinci perdeden sonra, oyunun tümü Kıbrıs’ta geçer. Osmanlı donanmasının Kıbrıs’a yaklaştığı haberi alınınca, Venedikli bir senatörün dediği gibi, ‘Türkler için Kıbrıs’ın önemi’ bilindiğinden, Desdemona ile yeni evlenen Othello, adayı savunmak üzere hemen oraya gönderilir. Ne var ki, Shakespeare’in amacı, 1570’te İkinci Selim’in Kıbrıs’ı Venediklilerin elinden almasıyla sonuçlanan tarihsel olayı anlatmak değil, Othello’nun böylesi önemli bir göreve atanacak kadar büyük bir komutan olduğunu belirtmektir. Onun için, korkunç bir fırtınada Osmanlı gemilerinin battığını bildirdikten sonra, Kıbrıs durumuna bir daha değinmez.

Shakespeare bu oyunun konusunun anahtarlarını, Giraldi Cinthio’nun 1565’de İtalya’da yayınlanan Hecatommithi adlı derlemesinden almış, gereken değişiklikleri yapmış ve aslında metelik etmeyen bir İtalyan öyküsünü bir başyapıta dönüştürmüştür.” (Mina Urgan, s.202-203)

Othello trajedisinin en güçlü teması “kıskançlık”tır. Orta yaşlı, iri yarı, zenci bir komutan olan Othello, genç ve güzel karısı Desdemona’yı, emrindeki yakışıklı bir subaydan kıskanır. Othello aslında hiç de kıskanç biri değildir. Aksine, son derece soğukkanlı, öfkesini kontrol edebilen, sakin bir adamdır. Çavuş Iago’nun kara çalmalarıyla bu sakin adam, yavaş yavaş bir canavara dönüşür. “Othello kıskanç doğmamış, kıskanç edilmiştir. Eğer akıllara sığmayacak kadar kötü ve kötü olduğu kadar da zeki bir hain olan Iago’nun eline düşmese, kıskançlığın ne olduğunu bilmeyecektir Othello. Ama Iago’nun Othello’yu mahvetmeye kararlı olduğu, oyunun daha ilk sahnesinden anlaşılır. Ve Iago bu kararı uygulamaya koyunca, Othello onun elinde istediği gibi oynattığı bir kuklaya dönüşür.” (Mina Urgan, s.206)

Ömrü savaşlarda geçmiş, ölümcül tehlikeler atlatmış cesur ve güçlü komutan, karısı hakkında kulağına fısıldanan bir iki yalan sözle bir anda perişan olur. İçine kuşku ve kıskançlık ateşi girdikten sonra Othello, çok acı çeker. Çektiği acının şiddetli olması, karısına duyduğu sevginin büyüklüğünü gösterir. Sevdiği kadını başka bir erkeğin koynunda hayal etmek, Othello’yu çileden çıkarır, bu acıya dayanamaz. Önceleri karısına bir melek gibi yumuşak ve nazik davranırken, kıskançlık duygusu içine girdikten sonra her geçen gün insanlıktan uzaklaşır, vahşileşir. Othello’nun gönlünde sevgi ile kıskançlık duyguları sürekli olarak savaşır. Bu savaşın galibi kıskançlık olur. Othello çok sevdiği karısını boğarak öldürür. Karısını boğmadan önce, boğarken ve boğduktan sonra da sevmektedir, ancak içindeki kıskançlık duygusuna yenik düşer.

Shakespeare bu oyununda Othello’nun kişiliğinde kıskançlık duygusunun aşk ve sevgiden daha güçlü bir duygu olduğunu, basite alınmaması gerektiğini vurgulamaya çalışır. Kıskançlık öyle pis bir hastalıktır ki, en güçlü aşkları bile bir anda ezip geçebilir. Bu hastalığa yakalandığımız anda gözlerimiz görmez, kulaklarımız işitmez olur. Sevdiğimiz kişi hakkında kulağımıza kötü bir söz geldiğinde, soğukkanlı bir şekilde işin aslını araştırıp öğrenmeli, ne olursa olsun sevdiğimiz insana da kendini savunma hakkını vermeliyiz.

Othello’nun, her ne kadar karısını çok seven bir koca ve güçlü, tecrübeli bir komutan olsa da, kurnazlık ve hainlikte şeytana bile pabucunu ters giydirecek biri olan Iago karşısında hiç şansı yoktur. Othello saflığı, dürüstlüğü, iyiliği temsil eder; Iago ise yalanı, ikiyüzlülüğü, hainliği, kötülüğü temsil eder. Iago, doğuştan kötü bir insandır. İnsandan çok bir şeytandır. Yaptığı kötülüklerden, insanlara zarar vermekten, onların acı çekmelerinden beslenir, keyif alır. Çok zeki ve kurnaz biridir. Konu, karşısındaki insana zarar vermek, acı çektirmek olduğunda en küçük bir fırsatı bile kaçırmaz. Othello’nun biraz yaşlı ve zenci olması, yaveri Cassio’nun ise genç, yakışıklı ve beyaz olması Iago’nun işini kolaylaştırır. Çavuş Iago’nun komutanı Othello’ya olan düşmanlığının sebebi, karısı Emilia ile Othello’nun yattığı söylentisidir. “Nasıl nefret ediyorsam cehennem azabından / O kadar nefret ediyorum ondan.” (s.32) “Nefret ediyorum Mağripli’den; / Yatağıma benim yerime onun girdiği herkesin dilinde, / Yalan mı doğru mu bilemem; / Ama doğruymuş gibi davranacağım ben. / Bana güveniyor ya yeter; / Tasarladıklarımı başarıyla yürüteceğim böylece.” (s.56) Bu söylentinin aslı olup olmadığını bilmez, fakat aslı varmış gibi düşünür ve bunun intikamını almak ister. Iago’nun komutanına olan düşmanlığının diğer bir sebebi de kendisine verilmesinin daha uygun olduğunu düşündüğü yaverlik görevinin Cassio’ya verilmesidir. Iago bu iki gerekçeyle intikam yolculuğuna çıkar. Önce yalandan bir kargaşa çıkartarak Cassio’yu yaverlikten attırır. Cassio’yu, bağışlanması için Desdemona’nın yanına gönderir. Bu arada Iago, Othello’nun kulağına kuşku zehrini akıtır. Othello, karısını sık sık Cassio’yla görür. Kendisine kurulan tuzağın hiç mi hiç farkında olmayan Desdemona, saf bir şekilde Cassio’yu bağışlaması için sürekli olarak kocasına yalvarır. Bu durum Othello’yu iyice çileden çıkarır. Othello, Iago’dan karısının ihanetini gösteren elle tutulur kanıtlar ister. Iago yalanlarını sıralar. Bir gece Cassio’nun yanında kaldığını, Cassio’nun rüyasında Desdemona’yı sayıkladığını, Othello’nun karısına hediye ettiği çilek işlemeli mendili Cassio’nun elinde gördüğünü, o mendille sakalını sildiğini söyler. Gerçekte bu mendili çalması için Iago, karısı Emilia’ya belki yüz kez yalvarmış, bir gün Desdemona bu mendili farkında olmadan düşürmüş, Emilia da kocasını mutlu etmek için bu mendili alıp Iago’ya getirmiştir. Iago, bu mendili çok etkili bir silah olarak kullanır. Mendil, sevgiliye verilen küçük bir hediyedir. Pek değerli bir şey değildir.  Fakat yüreği kuşku ve kıskançlık ateşiyle yanan bir insan için bu küçük mendilin taşıdığı önem tabi ki sanılandan büyüktür. Sinyor Brabantio’nun sözleri de Othello’nun karısı hakkındaki kuşkularını güçlendirir. “Aklın varsa gözünü dört aç Mağripli. / Babasını aldattı o, seni de aldatabilir.” (s.52) Othello’nun karısından kuşku duymasına yol açan diğer bir sebep de Iago’nun şeytanca sözleridir. Othello’nun ömrü savaşlarda geçmiştir. Venedikli kadınların nasıl yaşadıklarını, nelerden hoşlandıklarını hiç bilmez. Tabi bir de zenci olmasının verdiği eziklik duygusunu unutmamak gerekir. “Kendi ülkesinden, kendi huyundan, kendi seviyesinden / Birçok evlenme teklifini geri çevirdi. / Oysa doğada her şey dengi denginedir – / Böyle davranan kadınlarda cinsel istekler, / Sapıkça anormallikler, doğaya aykırı düşüncelerden gelir – / Ama bağışlayın beni – bu sözlerim, / Özellikle karınız için söylenmiş değil; / Olur a, bir gün eskiye döner de, / Kendi soyundan erkekleri canı çeker belki, / Sizi, kendi ülkesinin erkekleriyle / Karşılaştırır diye kaygılıyım hani.” (s.112)

Othello oyununda “aşk” teması da önemlidir. Mağripli zenci bir komutan olan Othello ile Venedikli bir soylunun kızı olan Desdemona arasında yaşanan, ihanet kuşkusu yüzünden cinayet ve intiharla sonuçlanan acı, hüzünlü, trajik bir aşktır bu. Desdemona melek kadar saf, iyi kalpli bir kızdır. Venedik’in soylularından Sinyor Brabantio’nun kızıdır. Barabantio, sık sık evine çağırır Mağripli zenci komutan Othello’yu. Katıldığı savaşları, başından geçen tehlikeli olayları anlatmasını ister ondan. Genç bir kız olan Desdemona da büyük bir heyecanla dinler Othello’yu, başından geçenler yüzünden ona acır. Othello, genç kızın hayallerinin kahramanı oluverir. Desdemona, maceralarını dinlediği, başına gelenlerden dolayı acıdığı bu komutana gönlünü kaptırır. Bir gece Desdemona gizlice evden kaçar, Othello ile evlenir.

Desdemona Venedikli beyaz bir kızdır. Soylu bir ailesi vardır. Desdemona’yı Venedik’in soylularından, zenginlerinden pek çok kişi istemiş, fakat o hiçbiriyle evlenmeyi kabul etmemiştir. Yüreğinin sesini dinlemiş, her türlü zorluğu göze almış, kendi soyundan olmayan, kendinden yaşlı, zenci bir komutanla evlenmiştir. İnsan birine gerçekten âşık olursa, tutulursa, hiçbir şeyi umursamaz, hiçbir şeyden korkmaz. Âşığın gözü karadır. Tek bir arzusu vardır: Sevdiğine kavuşmak. Desdemona da öyle yapar, ne toplumun baskısına ne de babasının karşı çıkmasına boyun eğer. Kalbinin sesini dinler, sevgisine güvenir. Senato salonunda babasını sevip saydığını ancak, bundan böyle kocasını daha üstün tutacağını söyler. Othello, Düka tarafından Osmanlı saldırısına karşı Kıbrıs’ı korumakla görevlendirilir. Desdemona bu ayrılığı göze alamaz, kocasının yanında Kıbrıs’a gitmek için Düka’dan izin ister. Düka’nın karşısında Desdemona’yı konuşturan güç, aşktır elbette. Gerçekte Kıbrıs’a gitmek demek, Venedik’teki rahat yaşantıyı geride bırakmak, savaşa gitmek, ölüme koşmak, kısaca canından geçmek demektir. Desdemona için sevdiğinden ayrı rahat ve huzur içinde yaşamaktansa, sevdiği insanın yanı başında can vermek daha üstündür.

Shakespeare bu oyununda “ırkçılık” teması üzerinde de önemle durmuş, dört asır önce Venedik toplumunda zenci insanların sırf renklerinden dolayı aşağılanmasını eleştirel bir yaklaşımla yansıtmıştır. Bir insandan sırf derisinin renginden dolayı nefret etmek, büyük bir saçmalıktır. İnsanlar yaptıklarıyla, davranışlarıyla, kişilikleriyle değer kazanırlar. Venedikli bir soylu olan Sinyor Brabantio, kızıyla evleninceye kadar yiğit komutan Othello’yu çok sever, ona saygı gösterir. Ancak iş kızını vermeye gelince, sevginin yerini nefretle karışık bir aşağılama duygusu alır. Komutan Othello’nun tek suçu zenci olmasıdır. Eğer bir zenci değil de beyaz bir Venedikli olsaydı, Brabantio’nun çok sevdiği, saygı gösterdiği bir damat olması işten bile değildi. Othello, kendisini Venedik halkına adamış, yıllarca Venedik devleti için savaşmış, canını hiçe saymış, kahraman bir komutan olmasına rağmen Brabantio’dan çok ağır, çok aşağılayıcı, kin ve nefret dolu laflar duyar. Bir zenci olduğu için beyaz bir kadınla evlenmeye hakkı yoktur. Bu durum, yiğit Othello’nun çok ağırına gider. Oyunun en kötü kişisi olan Iago, Othello’nun zenciliğini kötü yönde kullanır. Desdemona gibi beyaz, genç ve güzel bir kızın kendi soyundan bir erkekle değil de Othello gibi zenci biriyle evlenmesinin insan doğasına aykırı olduğunu, bir süre sonra kendi ırkından beyaz bir erkeği canının çekeceğini söyleyerek komutanını huzursuz eder.

 

 

“Venedik’in en soylu ailelerinden Senatör Brabantio’nun güzeller güzeli, melek huylu, gencecik kızı Desdemona ile Othello’yu birbirine bağlayan sevdanın bir felaketle sonuçlanmasının tek nedeni, Othello’nun, Iago’nun kara çalmalarına inanacak kadar saf olması değildir sadece. Gizlice kıyılan nikah açığa çıkınca, çevredekilerin gösterdikleri tepki, Othello’yu sarsmış, yaralamıştır mutlaka. Çünkü Othello, Venedik’in hizmetinde çalışan bir yabancıdır, Desdemona’dan çok daha yaşlıdır ve en önemlisi, bir zencidir. Beyaz ırktan bir kadınla bir zencinin ilişkisi, yalnız XVII. yüzyılın başlangıcında değil, ne yazık ki çok daha sonraları da tiyatro seyircilerini tedirgin eden bir nitelik taşır. O kadar ki, XIX. yüzyılın en ilginç deneme yazarlarından Charles Lamb, bu oyunu okurken rahatsız olmadığını, ama Othello’nun renginden ötürü aynı oyunu sahnede görmeye dayanamadığını söylemişti. Amerikalı yazar John Quincy Adams ise, duyduğu ‘doğaya aykırı çirkin tutkuya’ karşı koymayıp, gece yarısı evinden kaçıp bir zenciyle evlenerek ailesini rezil eden Desdemona’yı fena halde ayıplamıştı. Eskiden Edmund Kean gibi birçok oyuncu, tenlerini biraz esmerleştirerek bu role çıkmayı yeğ tutmuşlar ve Romantik çağın en büyük şairlerinden Coleridge bile, Othello’nun zenciliğini hazmedememiş, onu bir beyaz Arap olarak düşünmek istemiştir…

Othello kara olmasına karadır ama aynı zamanda yiğittir, soyludur. Ataları arasında krallar olan ünlü bir askerdir. Devlet tehlikeye düşünce, Venedikli bir komutan değil, Othello gönderilir Kıbrıs’a.” (Mina Urgan, s.203-204)

Oyunda üzerinde durulan diğer bir tema ise “aşırı güven duygusunun zararları”dır. Othello, çavuşu Iago’ya aşırı derecede güvenir, onun namuslu ve dürüst bir insan olduğuna inanır. Iago, Othello’ya karısıyla ilgili iğrenç yalanlar söyler. Iago’nun yalan söyleyeceği, Othello’nun aklının ucundan geçmez. Söylediklerinin doğru olup olmadığını araştırmaz. Othello, Iago’ya duyduğu aşırı güvenin bedelini çok ağır öder: Çok sevdiği karısını boğarak öldürür, sonra da intihar eder.

Yazar bu oyununda, güven duygusunun bazen gözleri kör edebileceğini, insanın sürekli uyanık olması gerektiğini anlatmaya çalışır. Olmadık kişilere körü körüne güven duygusu beslerseniz, sonuçlarına da katlanmak zorunda kalırsınız. Nitekim bu oyunda Othello’nun başına gelen acı olayların tek sebebi, çavuşu Iago’ya aşırı güven duymasıdır. Onun her söylediğine inanmasaydı ya da söylediklerinin gerçek olup olmadığını araştırsaydı sonuç bu kadar trajik olmazdı.

Othello oyununun diğer bir önemli teması “insanoğlunun kaderi (alın yazısı) karşısındaki acizliği”dir. Othello gibi güçlü bir komutanın kıskançlık duygusu karşısında nasıl çaresiz kaldığını, yenik düştüğünü görürüz. İnsanoğlu ne kadar güçlü olursa olsun, ne kadar çırpınırsa çırpınsın sonunda alın yazısına yenik düşer. Sevgimiz, aşkımız ne kadar güçlü olursa olsun, kader rüzgârı şöyle hafiften estiğinde uçurup götürür dillere destan sevdaları. Othello, Desdemona’yı deliler gibi sever, ancak kader onunla tıpkı bir oyuncak gibi oynar.

Othello oyununda “intikam”, “kötülük”, “ikiyüzlülük” temaları da dikkati çeker. İntikam teması oyunun başından sonuna dek hissedilir. Iago iliklerine kadar kötü olan bir insandır. Sanki dünyaya kötülük yapmak için gelmiştir. İnsanlara zarar vermekten, acı çektirmekten büyük bir zevk alır. Iago’nun hemen herkesle görülecek bir hesabı vardır. Komutanı Othello’dan nefret eder; çünkü kendisinin hakkı olduğunu düşündüğü yaverlik görevine Cassio’yu seçmiş, kendisine ise daha düşük bir rütbeyi -sancak çavuşu- uygun görmüştür. Iago’nun Othello’ya duyduğu nefretin asıl nedeni ise, karısı Emilia’nın kendisini Othello ile aldattığına dair kulağına gelen söylentilerdir. Bu söylentinin gerçek olup olmadığı Iago için pek de önemli değildir. Küçük bir söylenti, aslı olsun ya da olmasın- Iago’nun karşısındaki insana düşman olması için yeterlidir. Iago, oyun bitene kadar intikam ateşiyle yanar. Bir kargaşa çıkartır, Iago’yu yaverlik görevinden attırır. Othello’ya karısı Desdemona’nın kendisini Cassio ile aldattığına inandırır. Othello, güzel karısı Desdemona’yı kendisine ihanet ettiğini sandığı için boğarak öldürür. Iago, asılsız bir söylenti yüzünden karısına karşı soğuk ve ilgisiz davranır. Saf ve salak bir adam olan Roderigo’yu da aldatır, yardım ediyor görüntüsü altında onu soyup soğana çevirir. “Bana keselik edecek bir sersem buldum yine; / Eğlence ve kazanç olmasaydı işin içinde / Hiç vakit harcar mıydım böyle bir salağa.” (s.56) Roderigo’nun saflığından, Desdemona’ya duyduğu hastalık derecesindeki aşkından faydalanır. Çevirdiği dolaplar ortaya çıkar endişesiyle de oyunun sonunda Roderigo’yu öldürür. Iago, çevresine kötülük saçan, dokunduğu her şeyi öldüren bir canidir. Kendisi mutsuzdur; insanları da mutsuz etmek, onları acı içinde kıvrandırmak için elinden geleni yapar.

Shakespeare bu oyununda Iago’nun kişiliğinde, bu dünyaya sadece kötülük yapmak için gelmiş ruh hastası insanların da olabileceğini, karşımıza çıkan her insanı kendimiz gibi görmememiz gerektiğini, insan doğasının çeşit çeşit olduğunu, arkadaşlarımızı tanıma, onlara güvenme noktasında daha dikkatli olmamız gerektiğini anlatmaya çalışır.

Othello Oyununun Kişileri

Othello: Oyunun başkahramanıdır. Ömrü savaşlarda geçmiş, kahraman bir komutandır. Mağripli bir zenci olmasına rağmen, kendisini Venedik devletine adamış, senatörlerin ve halkın sevgisini, güvenini kazanmış bir komutandır. Sinyor Brabantio’nun kızı Desdemona ile gizlice evlenir. Önceleri karısına karşı uysal ve nazikken, emrindeki bir askerin kara çalmaları yüzünden karısının kendisine ihanet ettiğini düşünür, günden güne vahşileşir. En sonunda, melek kadar saf karısını, kendisine ihanet ettiği kuşkusuyla boğarak öldürür. Karısının masum olduğu ortaya çıkınca, yaptığına pişman olur. Çok sevdiği karısı olmadan bu dünyada yaşayamayacağını anlar, hançerle kendisini öldürür.

Desdemona: Sinyor Brabantio’nun kızıdır. Gönlünü Mağripli zenci bir komutan olan Othello’ya kaptırır. Her türlü engeli göze alarak gizlice Othello ile evlenir.  “Desdemona, sıcak, dışadönük, insancıl bir kadındır. Onda Mağripli’nin sevgili karısı olmaktan başka, evine bağlı kadınsı bir yan da vardır. Ürkek ve mahcuptur. Yumuşak ve çabuk kırılacak bir karaktere sahiptir. Othello’ya hayran olduğu kadar, ona karşı sevecen ve anaçtır. Onun üşümemesine, hasta olmamasına özen gösterir, başı ağrıdığı zaman mendiliyle onun başını sardığı gibi (ki, mendil sonradan Othello’nun kıskançlığını alevlendiren korkunç bir simge durumuna girer). Elişleriyle uğraşan, aslında başka ev kadınlarından pek de farklı olmayan bir kişiliği vardır. Onun en belirgin yanı Othello’yu çok sevmesidir.” (Özdemir Nutku, s.16-17)

Kocasının hediye ettiği mendili farkında olmadan kaybeder. Kocası tarafından haksız yere azarlanır, fakat yine de sesini çıkarmaz, kocasına karşı en ufak bir saygısızlık yapmaz. Gördüğü onca haksız ve çirkin muamelelere rağmen yine de kocasını çok sever, kalbinde ona karşı en ufak bir kırgınlık duymaz. Oyunun sonunda kocası tarafından boğularak öldürülür. Bahtsız bir kadındır.

Brabantio: Venedikli bir soyludur. Desdemona’nın babasıdır. Irkçı bir insandır. Kızının zenci bir adamla evlenmesini kabullenemez. Kızıyla gizlice evlenen Othello’dan sırf zenci olduğu için nefret eder. Kızı Desdemona’yı da böyle bir yanlış yaptığı için yok sayar. Hem kızına hem de damadına ağzına geleni söyler.

Iago: Othello’nun sancak çavuşudur. Emilia’nın kocasıdır. Oyunun en kötü kişisidir. Hemen herkese kötülüğü dokunan, acımasız, ikiyüzlü, kalbi kin ve nefret dolu biridir.

“Iago, renkli ve uyumlu bir dünyadaki renksiz ve çirkin olan şeydir. Iago bir siniktir; her şeyi kötü gözle gören, alaycı, olumsuz ve bunun için de tehlikeli bir karakterdir. İnsanların zayıf taraflarını hemen algılayabilecek bir yetiye sahiptir. O hep çevresindekilerin zayıf tarafını yakalamaya çalışan bir avcıdır. Güzeli, doğruyu, iyiyi bilir, ama bunları kullanarak çirkini, yanlışı ve kötüyü getirir.” (Özdemir Nutku, s.16) Komutanı Othello’ya düşmanca duygular besler. Bunun bir sebebi, Othello’nun karısıyla yattığı söylentisinin kulağına gelmesi, diğer sebebi ise yaver olarak kendisini değil de Cassio’yu seçmiş olmasıdır. Iago, Othello’yu karısından soğutabilmek için Desdemona hakkında iğrenç yalanlar söyler. Othello’nun kalbindeki sevgiyi, aşkı; kin ve nefrete dönüştürür. Othello, çok güvendiği Iago’nun kara çalmaları yüzünden karısı Desdemona’yı boğarak öldürür.

Emilia: Sancak Çavuşu Iago’nun karısıdır. Desdemona’nın hizmetinde bulunur. Hakkında çıkan asılsız bir söylenti yüzünden kocasıyla arasına bir soğukluk girmiştir. Desdemona’nın düşürdüğü mendili kocasına getirir. Ancak farkında olmadan Desdemona’nın kocası tarafından suçsuz yere öldürülmesine hizmet etmiş olur. Sonradan kocasının ne kadar kötü bir insan olduğunu anlar, fakat iş işten geçer. Oyunun sonunda, her şeyi göze alarak asıl suçlunun kocası olduğunu anlatır. Kocası Iago tarafından öldürülür.

Cassio: Othello’nun yaveridir. Genç ve yakışıklı bir subaydır. Oldukça kibardır. Sancak Çavuşu Iago’nun kurduğu tuzağa düşer, sarhoşken taşkınlık yapar, bu yüzden yaverlikten atılır. Kaybettiği itibarını yeniden kazanabilmek için Desdemona’dan yardım ister. Othello, bu görüşmeleri yanlış anlar. Iago, Desdemona’ya kocası tarafından hediye edilen mendili, gizlice Cassio’nun odasına bırakır. Othello, karısına hediye ettiği mendili Cassio’nun elinde görünce, karısının kendisini aldattığını düşünür. Cassio güvenilir, dürüst, namuslu bir insandır. Desdemona’ya ve komutanı Othello’ya karşı içinden en ufak bir kötülük geçmez. Othello, Cassio’yu genç olduğu, beyaz olduğu, yakışıklı olduğu, kibar olduğu, hepsinden önemlisi Iago kışkırttığı için kıskanır. Othello, Iago’dan Cassio’yu öldürmesini ister. Cassio, Iago tarafından yaralanır. Bianca adında düşkün bir kadınla gönül eğlendirir.

Bianca: Cassio’nun ara sıra görüştüğü, birlikte olduğu, gönül eğlendirdiği düşkün bir kadındır.

Roderigo: Desdemona’ya tek taraflı olarak âşık olan, saf bir adamdır. Iago, bu saf âşığı, Desdemona’ya kavuşturma vaatleriyle kandırır, onun paralarını bir güzel yer. Roderigo, Iago’nun para kaynağıdır.

Othello Oyununun Özeti (Olay Örgüsü)

Birinci Perde

Othello, Venedik devletinin hizmetinde çalışan, savaşlarda gösterdiği başarı ve kahramanlıklarla halkın sevgisini ve güvenini kazanmış, Mağripli zenci bir komutandır. Gecenin geç bir vaktinde Sinyor Brabantio’nun kızı Desdemona ile gizlice evlenir.

Iago ile Roderigo kendi aralarında konuşurlar. Roderigo biraz şaşkın, saf, birazcık da salak bir adamdır. Desdemona’nın peşinden bir süre koşmuş, ancak ondan yüz bulamamıştır. Sevdiği kızı elinden aldığı için Othello’ya kin duymaktadır. Iago ise, kendisinin hakkı olduğunu düşündüğü yaverlik görevine Michael Cassio’nun getirilmesini, kendisinin ise daha düşük bir rütbe olan sancak çavuşluğuna getirilmesini hazmedemez. Komutanı Othello’ya, görev dağılımında haksızlık yaptığı için kin duyar. Iago kin ve nefretini içinde saklamayı, onlara dost görünüp zamanı gelince de bu haksızlığı onlara pahalıya ödetmeyi düşünür.

Iago ile Roderigo gecenin geç bir saatinde Sinyor Brabantio’nun evine giderek bağırıp çağırmaya başlarlar.

“Uyanın, hey Brabantio! Hırsız var,
Evinize, kızınıza, paralarınıza göz kulak olun!
Hırsız var, hırsız!” (s.28)

“Yemin ederim, soyuldunuz. Bir şeyler giyin üstünüze hemen,
Yüreğinizden vurdular sizi, ruhunuzun yarısı uçtu elden.
Şu anda, evet tam şu anda, soylu sinyor,
Kocamış bir kara koç, sizin ak kuzunuza atlıyor.” (s.29)

Kızının evde olmadığını, Mağripli’ye kaçtığını anlayan Brabantio yanına birkaç muhafız alarak telaşla kızını aramaya çıkar.

Öte yandan, aynı gece Venedik Düka’sı, Osmanlı donanmasına ait çok sayıda geminin Kıbrıs’a yöneldiği bilgisi üzerine acil olarak senatoyu toplamıştır. Othello senato salonuna giderken Brabantio ile karşılaşır. Brabantio, kızının aklını çelip onu kaçırdığı için olanca öfkesiyle Othello’ya hakaretler eder. Othello’yu sırf zenci olduğu için aşağılar, kendisine damat olarak yakıştıramaz. Büyüler yaparak, ilaçlar içirerek kızını kandırdığını söyler.

Düka’nın çağrısı acil olduğu için hızla toplantının yapıldığı salona giderler. Senatörler çok sayıda Osmanlı gemisinin Kıbrıs’a doğru ilerlediği haberi yüzünden çok telaşlıdırlar. Düka, Kıbrıs’ı savunma görevini yiğit Othello’ya verir. Othello, katıldığı savaşlarda gösterdiği başarılarla senatörlerin ve halkın güvenini kazanmış, tecrübeli bir komutandır.

Sinyor Brabantio, Othello’yu Düka’ya şikayet eder. Othello’nun büyülerle ve ilaçlarla kızını kandırıp kaçırdığını söyler. Yıllarca Venedik için canını hiçe sayıp savaş meydanlarında koşturmuş, türlü yaralar almış yiğit Othello, Brabantio’nun asılsız suçlamalarına karşı kendisini gayet soğukkanlı bir şekilde savunur. Othello, Sinyor Brabantio’nun önceleri kendisini çok sevdiğini, sık sık evine çağırdığını, kendisinden başından geçen tehlikeli olayları anlatmasını istediğini, kızı Desdemona’nın da bu maceraları heyecanla dinlediğini, kendisine acıdığı için de Desdemona’yı sevdiğini anlatır.

“Babası severdi beni, çağırırdı sık sık evine;
Anlatmamı isterdi durmadan hayatımın hikâyesini,
Yıl yıl katıldığım savaşları, kuşatmaları, başımdan geçenleri.
Ta çocukluk günlerimden başlar, anlat dediği ana kadar,
Baştan başa anlatırdım bütün hayatımı ben de.
Bu arada dinleyeni etkileyen tehlikeleri,
Nefes kesici kazaları, karada, denizde,
Anlatırdım nasıl kurtulduğumu ölümden kıl payıyla,
Nasıl yakalanıp tutsak düştüğümü küstah düşmana,
Köle olarak nasıl satıldığımı, sonra da salıverildiğimi…
Dikkatle dinlerdi Desdemona bunları…
Anlattıklarımı doymak bilmez kulağıyla yutardı sanki.
Fark edince onun bu ilgisini uygun bir an kolladım
Onu öyle bir havaya getirdim ki…
Söz edip çektiğim acılardan gençliğimde,
Sık sık baştan çıkardım gözyaşlarını…
O, beni başımdan geçen tehlikeler için sevdi,
Ben de onu, anlattıklarıma acıdı diye.
Kullandığım tek büyü bu işte.” (s.46-47)

Düka, Othello’nun yaptığı bu konuşmadan çok etkilenir, içtenliğine inanır. Bunun bir gönül işi olduğunu düşünür ve bu işte bir yanlışlık görmez. Sinyor Brabantio’dan tavrını biraz yumuşatmasını ister. Brabantio, gönülsüz bir şekilde kızı Desdemona’yı Othello’ya verdiğini söyler, ancak kızına da öfke dolu sözler söylemekten kendini alamaz. Düka, Othello’ya Kıbrıs’a gürültülü bir sefer hazırlığı yapmasını ve hemen bu gece yola çıkmasını söyler. Desdemona, kocasıyla birlikte Kıbrıs’a gitmek için Düka’dan izin ister. Düka, gidip gitmeme kararını kendilerine bırakır. Othello, yazılı emirleri ve karısı Desdemona’yı getirmesi için güvendiği bir adamını, sancak çavuşu Iago’yu bırakır. Karısını ona emanet eder.

Othello’nun sevgisine ve içtenliğine inanan Düka, toplantıyı kapatırken kederli babaya, “Soylu sinyor, eğer erdem güzellikten yoksun değilse, / Damadınız kara olmaktan çok aktır.” (s.52) diyerek onu teselli etmeye çalışır. Sinyor Brabantio, Othello’ya “Aklın varsa gözünü dört aç Mağripli. / Babasını aldattı o, seni de aldatabilir.” (s.52) diyerek onu huzursuz etmeye çalışır. Othello, Brabantio’nun bu sözlerine “Canım feda karımın bana bağlılığına.” (s.52)  diyerek karşılık verir.

Bu arada, sevdiği kızı temelli kaybettiğini düşünen saf âşık Roderigo, Iago’nun yanına gelir, kendisini denize atıp intihar edeceğini söyler. Kurnaz Iago, saf arkadaşı Roderigo’ya kesesini parayla doldurmasını, yüzüne de bir asker sakalı takmasını ve kendileriyle beraber Kıbrıs’a gelmesini söyler. Kısa bir süre sonra Desdemona’nın tadına bakacağını söyler.

“Kendini denize atacakmış?.. Dinle sana yardım etmek için şimdiye kadar elime bu kadar güzel bir fırsat geçmemişti. Kesene para koy. Takma bir asker sakalıyla yüzünü sertleştir, savaş neredeyse oraya gel. Dediğim gibi, para koy kesene. Desdemona’nın Mağripli’den soğuması uzun sürmez -keseni parayla doldur- tabii Mağripli de ondan bıkacaktır. Başlangıcı birdenbire olanın sonu da çabuk gelir. Sen yalnızca kesene para koy… Parayla doldur keseni… Bütün paranı yanına al… Desdemona’nın tadına bakacaksın. Sen keseni parayla doldur yeter. Boğulmanın Tanrı belesını versin! Kafandan çıkart at bunu. Onsuz boğulup gebermektense, zevk uğruna ipe gitmen çok daha iyi.” (s.54-55)

 

 

Sancak Çavuşu Iago, arkadaşı Roderigo’yu kendisine keselik edecek bir sersem olarak görür. Komutanı Othello’ya karşı da derin bir kin duymaktadır. Çünkü karısı Emilia’nın kendisini Othello’yla aldattığı herkesin dilindedir. Bu söylentinin aslı olup olmadığına aldırış etmez, karısının gerçekten kendisini aldattığını düşünür. Bunun intikamını almak için haince planlar kurar. Genç, kibar ve yakışıklı yaver Cassio ile Desdemona arasında bir yakınlık olduğunu çıtlatacaktır Othello’nun kulağına.

Üçüncü Perde

Cassio, Iago’nun karısı Emilia’dan kendisini Desdemona ile görüştürmesi için yardım ister. Cassio, Desdemona ile görüşür, Othello’nun kendisini bağışlaması için onunla konuşmasını ister. Desdemona, elinden geleni yapacağını söyler.

Othello ile Iago’nun geldiklerini gören Cassio, gerginlik çıkmaması için oradan uzaklaşır. Othello, karısının yanından ayrılan kişinin Cassio olduğunu görür. Iago, fırsattan istifade, “Bak işte, bunu beğenmedim.” (s.99) diyerek Othello’nun yüreğine ilk kuşku tohumlarını serper. Desdemona hem tatlı hem de inatçı bir ısrarla kocasından Cassio’yu bağışlamasını ister.

Iago, Othello’ya Cassio’nun Desdemona’yı daha önceden tanıyıp tanımadığını sorar. Othello, çavuşu Iago’nun tatsız bir şeyler ima etmeye çalıştığını anlar. Cassio’nun namuslu biri olup olmadığını sorar. Iago, karısı, Cassio’yla birlikteyken gözünü dört açmasını söyler. Othello, karısının namusundan emin olduğunu söyler, ancak kuşku ve kıskançlık illeti yüreğini kemirmeye başlar.

“… bir kez fırsat verdin mi kuşkuya
Karara da vardın demektir.
Seninki gibi bayağı ve pis tahminlerle
Yürütemem gönlümün işlerini.
Karım güzel, kendine bakıyor, dostluktan hoşlanıyor,
Herkesle görüşüyor, güzel şarkı söylüyor,
Çalıp oynuyor diyecekler korkusuyla
Kıskançlığa yer veremem.
Bunlar yeni değerler katar değerli bir insana.
En ufak bir korkum, bir kuşkum yok
Karım aldatır diye beni noksanlarım yüzünden.
Gözleri görüyordu beni seçerken.” (s.109)

Venedikli Desdemona’nın kendi ülkesinden, kendi soyundan bir erkekle değil de zenci bir adamla evlenmesinin doğaya aykırı olduğunu, bu tip kadınlarda cinsel sapkınlıkların olabileceğini söyler.

“Kendi ülkesinden, kendi huyundan, kendi seviyesinden
Birçok evlenme teklifini geri çevirdi.
Oysa doğada her şey dengi denginedir –
Böyle davranan kadınlarda cinsel istekler,
Sapıkça anormallikler, doğaya aykırı düşüncelerden gelir –
Ama bağışlayın beni – bu sözlerim,
Özellikle karınız için söylenmiş değil;
Olur a, bir gün eskiye döner de,
Kendi soyundan erkekleri canı çeker belki,
Sizi, kendi ülkesinin erkekleriyle
Karşılaştırır diye kaygılıyım hani.” (s.112)

Iago’nun ustalıkla süslediği bu sözlerden sonra Othello’nun içindeki kuşku iyice güçlenir. Desdemona gelir. Othello, şakaklarının ağrıdığını söyler. Desdemona, Othello’nun kendisine hediye ettiği mendili farkında olmadan yere düşürür. Desdemona’nın düşürdüğü mendili Emilia bulur. Emilia, kocasının bu mendili çalması için belki yüz kez yalvardığını hatırlar. Kocasının bu mendili ısrarla istemesine pek bir anlam veremese de bu mendili bulduğu için yine de
sevinir. Hanımı Desdemona için bu mendilin ne kadar değerli olduğunu, onu tutkuyla sevdiğini, öpüp kokladığını bilir. Emilia, mendili doğru kocasına götürür. Iago, mendili görünce bir hazine bulmuş kadar sevinir. Karısına bu mendilden kimseye bahsetmemesini sıkıca tembihler. Mendili ne yapacağı konusunda karısına hiçbir açıklama yapmaz.

Karısının kendisine ihanet ettiği kuşkusu, yiğit Othello’nun yüreğini yakıp kavurur.

“Defol, git! İşkenceye soktun beni.
Yemin ederim, bilmeden üst üste aldatılmak,
Aldatıldığından kuşkulanmaktan çok daha iyi…
Görmüyordum, düşünmüyordum, bana zararı dokunmuyordu.
Her gece rahat uyuyordum, tasasızdım, yerindeydi keyfim.
Dudaklarında Cassio’nun öpüşlerini duymuyordum.
Soyulan insan, ne çalındığını fark etmemişse,
Kimse de ona söylememişse, soyulmamış demektir…
Bütün ordugâh, en küçük ırgatına kadar hepsi
Tatmış olsaydı onun güzel bedenini,
Ve tek ben bilmeseydim bunu mutlu kalırdım hiç olmazsa.
Ah, bundan sonra elveda gönül rahatlığına!
Elveda rahat! Elveda huzur!” (s.118)

Perişan bir halde olan Othello, Iago’dan Desdemona’nın Cassio ile ilişkisi olduğunu sağlam kanıtlarla ispatlamasını ister, aksi takdirde kendisini öldüreceğini söyler. Iago, komutanı Othello’nun kıskançlık duygusunun iyice kabardığını görür. Othello’nun kuşkularını daha da artırmak için yeni yalanlar sıralar. Bir gece Cassio’da kaldığını, onun uykusunda Desdemona’yı sayıkladığını, üstü çilek işlemeli bir mendili onun elinde gördüğünü, bu mendille sakalını sildiğini söyler. Othello, bu iki sağlam kanıttan sonra, karısının kendisini aldattığına kesin olarak inanır. Kalbinde aşkın yerini, nefret ve intikam duyguları alır.

“Ah, o alçağın kırk bin canı olsa keşke!
Tek bir can çok az öcümü almak için.
Şimdi anladım doğru olduğunu: Iago, bak buraya
Bu salak aşkımı göklere savuruyorum, bak; uçup gitti işte.
Yüksel kara intikam cehennemin yedi kat dibinden!
Ey aşk, zorba nefrete bırak tacını da, gönlündeki tahtını da!
Yılan dilinin zehriyle dopdolu göğsüm kabar artık!” (s.124-125)
Iago, komutanına isteği ne kadar kanlı olursa olsun hizmetinde olduğunu söyler. Othello, çavuşu Iago’dan Cassio’yu öldürmesini ister. Iago’yu yaver yapar.

Othello nezle olduğunu söyler, karısından kendi hediye ettiği mendili ister. Desdemona mendili kaybettiği için, ısrarla mendili getirmesini söyleyen kocasına ne diyeceğini bilemez.

“O mendili bir çingene vermiş anneme.
Bir büyücüymüş, insanın aklından geçenleri okuyabilirmiş hemen.
Anneme, bu mendili yanında tuttuğu sürece,
Kocasının ona âşık olup bağlı kalacağını,
Ama onu kaybederse ya da armağan ederse birine,
Babamın gözünden düşeceğini,
Babamın da yeni aşklar peşinde koşacağını
Söylemiş. Ölürken bana verdi annem mendili,
Kader bana bir eş verdiğinde, onu karıma vermemi istedi.
Ben de yerine getirdim isteğini;
Dikkatli ol, onu gözbebeğin gibi koru,
Onu kaybetmek ya da başka birine vermek
Eşi görülmemiş bir felâket olur.” (s.130)

Othello, karısından ısrarla mendili getirmesini ister. Zavallı Desdemona olan bitenden habersiz, saf bir şekilde, kocasına Cassio’yu bağışlaması için yalvarır. Desdemona’nın mendili getirememesi, Othello’nun kuşkularını güçlendirir. Karısının kendisini Cassio’yla aldattığından hiç kuşkusu yoktur artık.

Cassio, odasında bulduğu mendili birlikte olduğu bir kadına, Bianca’ya verir. Bianca, bu mendilin başka bir kadına ait olduğunu düşünür, Cassio’yu kıskanır, ona çok kızar. Cassio, mendili odasında bulduğunu, işlemesini çok beğendiğini söyler, bir örneğini çıkarmasını ister.

Dördüncü Perde

Yaver Iago, komutanı Othello’yu kıskançlıktan kudurtmak için Cassio’yla ilgili iğrenç yalanlarına yenilerini ekler. Cassio’nun Desdemona ile birlikte olduğunu kendisine anlattığını söyler. Othello, çok sevdiği karısının başka bir erkekle yattığı düşüncesine dayanamaz, kendisini kaybeder. Tıpkı bir sara hastası gibi krize girer, kıvranır. Bu sırada Cassio gelir, komutanını bu halde görünce endişelenir. Iago, merak edilecek bir şey olmadığını söyler, Cassio’yu gönderir. Bir süre sonra Othello kendine gelir. Iago, komutanına bir yere gizlenip kendilerini gözetlemesini, birazdan Cassio’nun geleceğini, onunla konuşurken yüz ifadesine dikkatlice bakmasını söyler. Iago, Cassio’yu neşelendirmek amacıyla birlikte olduğu Bianca’dan söz açar, türlü numaralar yapar. Bu sırada Bianca gelir, sinirli bir tavırla mendili atar, hangi kadından aldıysa mendili ona vermesini söyler. Zaten Cassio’nun gülüşlerine yeterince sinirlenen Othello, karısına hediye ettiği mendili görünce kendini kaybeder.

Othello, karısını hemen bu gece zehirle öldüreceğini söyler. Iago’dan kendisine zehir bulmasını ister. Iago, bu işi zehirle değil, onu lekelediği yatakta boğarak öldürmesini söyler. Boğarak öldürme fikri, öfkesinden kuduran Othello’nun hoşuna gider. Karısını boğarak öldürmeye karar verir.

Düka’nın elçisi Lodovico, Venedik’ten haberler getirir. Othello’ya bir mektup verir. Othello’nun Kıbrıs’taki görevine son verilmiş, yerine ise Cassio getirilmiştir. Othello, Venedik’e çağrılmaktadır. Desdemona, Cassio’nun Othello’dan boşalan yere geçeceği haberine çok sevindiğini söyler. Desdemona’nın bu sözleri, Othello’yu iyice çileden çıkarır. Othello, konukların önünde karısına “Şeytan!” diye hakaret eder, onu tokatlar, kovar. Desdemona’nın kuzeni soylu Lodovico, gördüklerine inanamaz, Othello’nun bu dengesiz davranışlarına bir anlam veremez.

Othello, karısının hizmetinde bulunan Emilia’dan kuşkulanır, onu sorguya çeker. Desdemona’nın kendisini aldatıp aldatmadığını öğrenmek ister. Emilia, hanımının namuslu bir kadın olduğunu söyler, ancak Othello inanmaz. Emilia’nın karısına gözcülük ettiğini, karısının suç ortağı olduğunu düşünür.

“Desdemona namusludur efendim, bahse girerim,
Bunun için ruhumu koyarım ortaya.
Kafanızda başka düşünceler varsa,
Hepsini çıkarın aklınızdan; yakar yoksa yüreğinizi,
Bunu aklınıza sokan bir alçak varsa eğer
Dilerim, gazabına uğrasın Tanrı’nın,
Sürüm sürüm sürünsün Tanrı’nın bahçesindeki yılan gibi.
Eğer hanımcığım da namuslu, iffetli ve sadık değilse,
Dünyada bir tek mutlu erkek yok demektir.
Onun yanında eşlerin en temizi bile
Kara bir leke gibi pistir.” (s.159-160)

Othello, karısının yüzüne karşı “orospu” diye hitap eder. Emilia, haksız yere hanımını böylesine ağır suçladığı için Othello’yu karalayan sözler eder. Othello’nun kafasına bu kötü düşünceleri sokan, onu kandıran biri olduğunu düşünür. Iago, Othello’nun bugünlerde biraz gergin olduğunu, devlet işlerine kızıp sinirini karısından çıkardığını söyler. Üzüntü içinde kıvranan Desdemona’yı teselli etmeye çalışır.

“Ah Iago, ne yapayım söyle,
Tekrar kazanmak için efendimin sevgisini?
İyi dost git onu gör; Tanrı’nın ışığı üzerine yemin ederim ki,
Bilmiyorum onu nasıl kaybettiğimi.
Diz çöküyorum işte.
Eğer istesem, düşüncede olsun, davranışta olsun
Hiç ihanet ettiyse onun
sevgisine;
Eğer gözlerim, kulaklarım ya da herhangi bir duyum
Ondan başka bir erkekte bulduysa hazzı;
(Hatta beni silkip atarak boşamış olsa bile)
Eğer dün de, bugün de, yarın da
Sürmezse ona olan sevgim sonsuza kadar,
Hayatı besleyen, mutlu kılan her şey
Büyük bir lanet gibi terk etsin beni!
İnsafsızlığın elinden çok şey gelir,
Onun insafsızlığı da canımı alabilir;
Ama asla lekeleyemez benim sevgimi.
Ağzıma bile alamam “orospu” kelimesini,
Şu anda söylediğim için de iğreniyorum kendimden;
Dünyayı verseler bütün nimetleriyle birlikte,
Bana asla yaptıramazlar bu adı taktıracak işi.” (s.168-169)

Roderigo, Desdemona’yı elde edebilme hevesiyle elinde avucunda ne varsa Iago’ya vermiş, fakat hiçbir şey elde edememiştir. Kızgın bir halde Iago’dan bunun hesabını sorar. Desdemona’ya vermek üzere aldığı mücevherleri gidip isteyeceğini söyler. Iago ne yapar eder, yine Roderigo’yu kandırır. Othello’nun Venedik’e çağrıldığını, onun yerine Cassio’nun geçeceğini, eğer onu öldürürse Desdemona’nın kendisine kalacağını, en geç yarın gece koynuna girebileceğini söyler. Sersem âşık Roderigo, Iago’nun yalanlarına kanar.

Beşinci Perde

Iago ile Roderigo karanlık bir sokakta saklanırlar. Iago, Roderigo’ya cesaret verici sözler söyler. Aslında Iago hem Cassio’nun hem de Roderigo’nun ölmesini ister. Roderigo saklandığı yerden çıkar ve Cassio’ya saldırır. Cassio kılıcını çeker, kendisini savunur, bir hamle yaparak Roderigo’yu yaralar. Bu sırada Iago arkadan gelir, kılıcıyla Cassio’yu bacağından yaralar ve kaçar. Cassio, kendisini kimin yaraladığını görmemiştir, bağırmaya başlar. Sokaktan gelen gürültüler üzerine Gratiano ve Lodovico ne olduğunu anlamaya çalışırlar. Sokak karanlık olduğu için bir şey göremezler. Bir süre sonra Iago olan bitenden habersizmiş gibi, elinde fenerle gelir, ne olduğunu sorar. Cassio’ya yardım eder.

Othello karısını öldürmek üzere yatak odasına girer. Yatağında uyumakta olan Desdemona’yı öper, onun sıcak ve güzel kokulu nefesini hisseder. Her şeye rağmen karısına duyduğu sevgiyi içinden söküp atamadığını anlar. Desdemona uyanır. Othello, karısına dua etmesini, birazdan kendisini öldüreceğini söyler. Desdemona, kendisini hangi sebeple öldüreceğini sorar. Othello, mendili Cassio’ya verdiği için öldüreceğini söyler. Desdemona mendili ona vermediğine yemin eder. Othello, Cassio’nun her şeyi anlattığını söyler. Desdemona, Cassio’nun yalan söylediğini belirtir. Othello, karısının dua etmesine bile izin vermez. Desdemona’yı yatağında, yastıkla boğarak öldürür. Emilia içeri girer, Cassio’nun Roderigo adında genç bir Venedikli’yi öldürdüğünü söyler. Bu sırada henüz ölmemiş olan Desdemona’nın sayıklamaları duyulur. Emilia, hanımının yanına koşar. Desdemona “Ah… haksız… haksız yere ölüyorum!” “Günahsız ölüyorum.” (s.200) diye sayıklar. Emilia, bu işi kimin yaptığını sorar. Desdemona “Hiç kimse. Ben kendim. Elveda. Sevgimi ilet, beni seven efendime. Ah, elveda!” (s.200) der ve ölür. Othello, karısını kendisinin öldürdüğünü, onun bir orospu olduğunu söyler. Emilia ısrarla hanımının namuslu bir kadın olduğunu savunur. Othello, karısının kendisini Cassio ile aldattığını Iago’dan öğrendiğini söyler. Emilia, hanımının ihanetle suçlanmasında kocası Iago’nun parmağı olduğunu öğrenince çok şaşırır. Othello kılıcını çeker, fakat Emilia korkusuz bir şekilde bağırır: “O kadar büyük ki acım, ne yapsan acıtamazsın canımı. / Ah sersem! Ah ahmak! Beyinsiz budala! / Öyle bir halt ettin ki. / Kılıcın vız gelir bana; bilsem bile yirmi kez öleceğimi / Yine de ele vereceğim seni. / Yetişin! İmdat! Hey yardıma koşun! / Othello hanımımı öldürdü! Cinayet! Cinayet!” (s.204)

Montano, Gratiano ve diğerleri içeri girerler. Emilia, hanımını haksız yere suçladığı için Iago’dan hesap sorar. Iago, karısını susturmaya çalışır. Othello odadakilere, karısını niçin öldürdüğünü anlatırken bir ara, kendisinin Desdemona’ya hediye ettiği mendili, Cassio’nun elinde gördüğünü söyler. O ana kadar kocası Iago’dan kuşkulanmayan Emilia, mendil lafını duyar duymaz bu cinayetin asıl sorumlusunun kocası Iago olduğunu anlar. Karısının her şeyin farkına vardığını gören Iago, karısına aklını başına toplamasını, hemen eve gitmesini söyler. Emilia yine korkusuz bir şekilde, mendili kendisinin bulduğunu, daha sonra da kocası Iago’ya verdiğini söyler. Iago, kılıcını karısına saplar ve hızla kaçar. Odadakiler Iago’nun peşine düşerler, onu kısa sürede yakalayıp odaya getirirler. Othello küçük bir kılıcı Iago’ya saplar, onu yaralar. Othello, Cassio’dan kendisini bağışlamasını ister. Iago’dan bu kötülüğün, bu hainliğin sebebini sorar. Iago, “Bana bir şey sormayın. Yetinin bildiğinizle, / Bundan böyle bir şey söylemeyeceğim tek kelime bile.” (s.213) Iago’nun pislikleri, kötülükleri birer birer ortaya çıkar. Roderigo’dan Cassio’yu öldürmesini istediği, Othello’nun Desdemona’ya hediye ettiği mendili Cassio’nun odasına kendisinin koyduğu, Roderigo’yu kışkırtıp Cassio’nun üzerine saldığı, kargaşa çıkartıp Cassio’yu yaverlik görevinden ettiği anlaşılır.

Lodovico, Iago’nun uzun süre işkence edildikten sonra öldürülmesi emrini verir. Kıbrıs’ın yönetimi de Cassio’ya verilir. Othello hücre cezasına çarptırılır. Othello, “Durun biraz. Size bir çift sözüm var ayrılmadan önce. / Devlete bazı hizmetlerim oldu, bilinir bu… / Benim için, akılsızca, ama çok seven biri, deyin; / Kolayca kıskanmayan, ama bir kez de kıskandı mı / Kendini kaybeden biri diye söz edin benden.” (s.215-216) dedikten sonra kendisini hançerleyerek intihar eder. Yatağın üstüne düşer, ölmeden önce son bir kez Desdemona’yı öper.

KAYNAKÇA

William Shakespeare, Othello, Türkçesi: Özdemir Nutku, 8. Basım, Remzi Kitabevi, İstanbul 2004. (Metin alıntıları bu kitaptan yapılmıştır.)

Özdemir Nutku, Othello Üzerine, 1985 (William Shakespeare, Othello, 8. Basım, Remzi Kitabevi, İstanbul 2004).

Mina Urgan, Shakespeare ve Hamlet, 1. Baskı, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul 1984.

HABERLER
HABERLER

Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz