Salı, Ekim 19, 2021

Sanat (Resim) Eğitiminde Müze ve Okul İşbirliği ve Müzeye Dayalı Bazı Öğretim Yöntemleri (Doç. Dr. Vedat Özsoy)

İlk ve Ortaöğretimde Sanat Öğretimi

Sanat eğitiminde müze ve okul İşbirliği ve sanatın müzeler yoluyla öğretimine geçmeden önce ilk ve ortaöğretimde sanat (resim) derslerinin bugünkü durumuyla ilgili bir tesbit yapmak yararlı olacaktır.

Ülkemizde ilk ve ortaöğretimde sanat (resim) dersleri yıllardır müfredat merkezci bir anlayışla yürütülür. Sanat (resim) öğretmenleri bu derslerin öğretim programlarında ön görülen konuları uygunsuz şartlarda gerçekleştirmek için çabalar dururlar. Sanat derslerinin ve bu dersleri veren sanat öğretmenlerinin önemi, velilerden diğer öğretmenlere ve yöneticilere kadar geniş bir kesim tarafından henüz tam anlamıyla kavranmamıştır. Bunun doğal bir sonucu olarak sanat derslerine gereken ilgi gösterilmemekte; buna bağlı olarak bu dersler için okullarda özel mekanlar ayrılmamakta ve gerekli fiziki altyapı oluşturulmamaktadır.

Eski “Öğretmen Okulu” sisteminde resim ve müzik dersleri öncelikli ve ağırlıklı derslerdi. Bugün bu okullardan mezun olmuş birçok kıdemli ya da emekli sınıf öğretmeni mezun oldukları öğretmen okullarındaki öğrencilik yıllarıyla ilgili anılarını anlatırlarken resim, müzik ve beden eğitimi derslerinin ağırlıklı dersler olduğunu, bu derslerden çok çektiklerini, ama mesleğe başladıktan sonra edindikleri sanat ve spor formasyonuyla çok rahat ettiklerini söylerler. Ancak, bu okulların kapatılarak iki yıllık Eğitim Enstitüleri’nin açılması ve buralara tüm liselerden öğrenci alınmasıyla sınıf öğretmenlerinin nitelikleri tartışılır hale gelmiştir. Daha sonra enstitülerin Eğitim Yüksek Okulları’na dönüştürülmesi, durumu değiştirmemiştir. Sanat derslerine son derece ilgisiz kalınmış ve bu dersler sadece birer yetenek dersi olarak kabul edilmiştir. Böyle bir okul sisteminden yetişmiş binlerce öğretmen ve ilköğretim müfettişi bugün eğitim örgütü içinde çoğunluk olarak yer almakta ve hatta tecrübeliler sınıfını oluşturmaktadır. Günümüzde maalesef bu eğitimcilerimizin çoğunluğu sanat derslerini geçiştirmektedirler. Küçük bir bölümü hizmetiçi kurslarla sanat eğitimine duyarlı hale getirilmiştir, ancak ezici çoğunluk sanat derslerini, “daha önemli dersler !” için hâlâ, kendi deyişleriyle “çalmaktadırlar.” Hizmet öncesi eğitimleri sırasında yeterli bilgi ve deneyimleri edinemedikleri için de çoğunluğunun Resim Dersi Öğretim Programı’nın içeriğini ve ruhunu anlamaları mümkün olmamaktadır. Bugün ise sınıf öğretmenleri Eğitim Fakülteleri’nin ilköğretim bölümlerinde, Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalları’nda yetiştirilmektedir. Her ne kadar eğitim süresi dört yıla çıkarılmış, sanat derslerine yeterince yer verilmiş ise de, sınıf öğretmeni adaylarının sanat eğitimleri kabul edilebilir ortamlarda, diğer bir ifadeyle sanat odalarında, atölyelerde yapılamamakta; kalabalık sınıflar halinde gerçekleştirilmektedir.

Sanat öğretiminin etkili gerçekleştirilememesinin bir başka nedeni, teftiş mekanizmasıdır. Özellikle, ilköğretim okullarında denetimlerini gerçekleştiren ilköğretim müfettişlerinin çoğunluğunun sanat eğitimi konusunda bilgisiz ve yetersiz oluşları, sadece sınıf öğretmenlerinin sanat derslerindeki uygulamalarına duyarsız kalmaları sonucunu doğurmamakta, aynı zamanda 4-8 inci sınıflarda derslere giren sanat öğretmenlerinin branşlarının gerektirdiği türden bir denetim ve katkı yapmalarını da engellemektedir.

İlk ve ortaöğretimde görev alan sanat (resim) öğretmenlerinin büyük bir bölümü ders öğretim programlarını anlamada, alan uzmanları oldukları için güçlük çekmemektedirler. Ancak doğru ve etkili uygulamalar gerçekleştirmek için ihtiyaç duydukları eğitim ortamına sahip olduklarını söylemek güçtür. Çağdaş bir eğitimde öğretmen, eğitim ortamı ve programlar aynı derecede önemlidir. Ancak yaratıcı, yetenekli, problem çözücü, dinamik ve meslek aşığı bir öğretmenin tüm olumsuz şartlarda dahi güzel şeyler ortaya koyduğu da bir gerçektir. Kendisini sürekli yenileme, çağdaş uygulamaları izleme ihtiyacı duyan sanat öğretmeni bu konuda biraz şanssızdır. Çünkü, onu aydınlatacak, gerek ülke içinde, gerekse diğer ülkelerde gerçekleştirilen sanat öğretim yöntemlerine ilişkin bir süreli yayın bulunmamaktadır. Meslektaşlarının geliştirdikleri farklı uygulamaları ve öğretim yöntemlerini öğrenememektedirler. Mesleki dayanışmayı sağlayacak bir derneğin olmayışı, meslektaşlarıyla iletişim kurmalarını, ortak problemleri tespit etmelerini ve bunların çözüm yollarını birlikte aramalarını imkansız kılmaktadır. Oysa ki gelişmiş ülkelerde her branşta oluğu gibi sanat (resim) branşında da mesleki örgütler bulunmaktadır. Bu örgütler her yıl düzenledikleri kongrelerle sanat eğitiminin sorunlarını tartışmakta, yayınladıkları bilimsel dergiler yoluyla yeni geliştirilmiş ders programlarını ve öğretmenlerin edindikleri farklı deneyimleri üyelerine duyurmaktadırlar.

Müzeler ve Sanat Öğretimi

Son yıllarda ülkemizde önem kazanmaya başlayan müzeler ve müze eğitimi konusu, sanat eğitiminde yukarıda çizilen karamsar tabloya bir ışık getirecek, öğretmenlere yeni ufuklar açacak, değişik ve etkili sanat öğretimi imkânları sunacak bir alan olarak ortaya çıkmaktadır. Müzeler ve galeriler yoluyla sanat eğitimi Batı’da daha 19’uncu yüzyıllarda ortaya çıkmıştır. Gelişmiş ülkelerde gerek sınıf, gerekse sanat öğretmenlerinin günümüzde sıklıkla başvurdukları ve çok yararlandıkları müzeler ve sanat galerileri, öğrenciler ve halk için özel eğitim programları gerçekleştirmektedirler. Ülkemizde öğrencileri kapalı sınıf veya sanat odası atmosferinden uzaklaştırarak daha canlı, yaşayan ve deneyim edindiren bir ortamda sanat (resim) derslerini gerçekleştirmek, öğretmenler kadar öğrencileri de mutlu edecektir. Nitekim bu ihtiyacı karşılayabilecek, bu ortamı yaratabilecek kurumların başında müzeler, galeriler, sanatçı atölyeleri ve tasarımcı stüdyoları gelmektedir. Biz burada sanat eğitiminin müzelerde ve galerilerde nasıl programlanması gerektiği ve hangi yöntemlerle yapılabileceği konusuna biraz değinmek istiyoruz.

Bugün gelişmiş ülkelerde, okullara yönelik reform hareketlerinde, öğretmenler toplumsal kaynakları kullanmaya teşvik edilirken, onların müzelerden ve sanat galerilerinden ve bu kuruluşların özellikle eğitim amaçlı programlarından yararlanmaları öngörülmektedir. Bundan dolayıdır ki müzelerin çocuklar ve öğrenciler için düzenledikleri özel programlar bugün her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. Bu programlar eğitsel davranışları geliştirme açısından, aşağıdaki çeşitliliği göstermektedir:

– Özgün sanat eserlerini göstererek tanıtmak ve müze kavramını (görev ve sorumluluklarını) anlatmak.

– Sanat eserlerinin niteliğini ve görsel algılama deneyimini yerinde, ilk elden sunmak.

– Sanatı, kültürel kaynakları ve tarihi içerikleriyle ilişkilendirmek.

– Sanatı hayatın bütünüyle, onun dokusuyla; aşkla, kahramanlıkla, güzellikle, korkuyla ilişkilendirmek.

– Görsel okur yazarlığı, sanatçıların dilinin anlaşılmasını ve taktir edilmesi gereğini öğretmek.

– Sanat eserlerine bakarak ve yaparak uygulamalı sanatsal deneyimler (yaşantılar) sunmak.

Tüm bu yaşantılar, deneyimler yoluyla öğrencilerde davranış değişiklikleri meydana getirmek, müzenin mimari ortamının estetiğinden etkilenmekten başlayıp, ünlü bir sanat eseriyle bire bir hesaplaşmaya kadar bir müze ziyaretiyle mümkün olmaktadır.

Sanat Eğitiminde Müze ve Okul İşbirliği

Amerikalı sanat eğitimcilerden Brent Wilson sanat eğitiminde müze ve okul işbirliğine yönelik eğitim etkinliklerini ve projelerini yorumlarken, “yardımlaşmacı” bir anlayıştan çok “ortaklaşa” ya da “işbirlikçi” diye adlandırılabilecek bir anlayışın daha etkili olduğunu söylemektedir.1 Hord’da bu ikisi arasındaki farkı şöyle açıklamaktadır:2 Yardımlaşma; iki veya daha fazla kişi veya kuruluşun bir program ya da proje üzerinde, daha fazla kazançlar elde etmeye yönelik bir beklenti içerisine girmeden, birlikte çalışmak için anlaştığı zaman ortaya çıkmaktadır. Hord, “işbirliği” için ise aşağıdaki özellikleri zorunlu görmektedir:

– Paylaşılan, ortak ihtiyaçlar ve ilgi alanları,

– Süreç için gerekli zamanın karşılıklı olarak taahhüt altına alınması,

– İşbirlikçi ruhla donatılmış enerjik kişiler,

– Kesintisiz sürdürülen iletişim,

– Personeli ve parasal fonları da içeren yeterli kaynaklar,

– Sonucu artarak riske varan bireysel kontrolü terketme,

– İşbirliği katılımcılarının kişisel algılarının sürekli denetimi,

– Yapıcı, pozitif liderler

– Paylaşım ve ortaklık için sabır, ısrarcılık, ilgililik gibi kişisel özellikler.

Hord, müzeler ve okullar arasındaki işbirlikçi programların, müşterek, paylaşılan hedeflere ve sonuçlara doğru eşit şartlarda, birlikte planlama ve çalışma esasları dahilinde yürütülmesi gerektiğini de vurgular.

Yukarıdaki gibi bir işbirliği gerçekleştirmesi güç görünse de okul/ müze işbirliğinde en etkili ve kalıcı yöntem olacaktır. Bunun anlamı aslında, müzeleri yılda bir kez okul ziyareti yapılan mekanlar olmaktan çıkarıp, onlardan sanat eğitiminde sürekli yararlanacak şekilde projeler geliştirilmesi ve müze kaynaklarının sanat öğretiminde yeterince kullanılmasıdır.

İşbirliği Programında Müzeler Neler Yapabilir

İşbirliği kapsamında, yoğunlaştırılmış ve çok amaçlı bir sanat eğitimi için müzeler ve kaynakları önemlidir. Bu anlamda öğrencilerin gerçek sanat eserlerini görecekleri, gizemli bir yer olan müze, okul grupları için sınıfların, sanat odalarının devamı gibidir. Müze yetkilileri -varsa eğitimcileri- daha etkili olabilmek için, okul öğretim programlarından haberder olmalıdırlar ve öğrencilere okuldakine oranla daha rahat hareket eden bir tavırla bir öğretim sunmalıdırlar. Karşılıklı kurum gezileri olmalı ve okul ve müze öğrenme ortamları iyi algılanmalıdır. Uygulamalı çalışmaları (Workshopları), müze koleksiyonuyla ilgili yazılı kaynakların listelerini, özel müzelerde indirimli tarifeli üyelikleri ve sosyal etkinlikleri içeren bir müze etkinliği olmalıdır. Okul gruplarının müzeye taşınma ihtiyaçları ve ücretleri; ailelere ve okul yönetimine bu yapılan etkinliğin yararlarını anlatan materyalleri müzeler sağlayabilir. Sanat öğretiminde kullanılmak üzere kitapları, görsel materyalleri, posterleri, tıpkıbasımları ve gezi hazırlık bukletlerini müzeler kendi imkanlarıyla hazırlayabilirler. Sadece sergilenen eserlere yönelik değil, tüm koleksiyonlara ait slaytlar ve tıpkıbasımlar üretebilir ve okullara indirimli olarak satabilirler. Tüm okullarda slayt makinası bulmak mümkün olmayabilir. Olsa da hassas oldukları için bozulmuş, onarım bekliyor olabilir. Ama hemen her okulda tepegöz bulmak mümkündür Bu nedenle öğretmenler saydamları (asetatlar, transparanlar) tercih etmektedirler. Geniş ve kalabalık öğrencili sınıflarda videodan ya da bilgisayar ekranından yararlanmak pek etkili olmayabilir. Bu durumda posterlerden yararlanmak tercih edilebilir. Kartpostallar öğrencilerin grup çalışmalarında ve sanatla ilgili çeşitlilikleri ve farklılıkları gruplaştırmalarında kullanılabilir. Müzeler poster ve kartpostalların basım ve satışını gerçekleştirebilirler. Tabii ki tüm bunlar “yardımlaşma” değil “işbirliği” çerçevesinde yapılmalıdır. Müze ve okul programları, birlikte ve her iki kurumun hedeflerini dikkate alacak şekilde ayarlanmalıdır.

Okullar Neler Yapabilir

İşbirliği programında okul ne yapabilir? Sanat öğretmenleri bölgelerindeki müzeleri iyi tanımış, hatta oraların birer mensubu gibi davranmalıdır. Müzedeki meslektaşlarıyla sürekli ilişki içinde ve müze programlarının etkin katılımcısı olmalıdır. Böylece hangi sergi geçici, hangisi sürekli koleksiyondur konusunda tereddütü olmayacaktır. Olağan ve olağan dışı etkinlikleri, programları bilmelidir. Böylece okuldaki sanat öğretimine müzeyi kolay entegre edecektir. Müze gezi programları sık sık gözden geçirilmeli ve duruma göre geliştirilmeli, yenilenmelidir. Müzede eserleri bulunan sanatçılarla birlikte ve sanat uzmanlarıyla yardımlaşarak ziyaretler de planlanabilir. Okul yöneticilerinin işbirliği programına ciddi ve samimi desteği olmalıdır. Öğretmenlere müze eğitimcileriyle birlikte çalışacakları bir günü, belirli bir zamanı ayırması okul yöneticilerinin işbirliği programına vereceği desteğin önemli bir göstergesi olacaktır.3 Okulun böyle bir programı, yukarıda değinildiği gibi yardımlaşma esasında değil karşılıklı “işbirliği” temelinde düşünmesi, maddi ve manevi katkısını normal eğitim programının bir parçası olarak yapması ve bunu zorunlu bir görev anlayışıyla gerçekleştirmesi gerekmektedir.

Müzelere Dayalı Sanat Öğretiminde Bazı Kuramsal Konular

Sanat Öğretmenleri müze eğitimini gerçekleştirebilmek için kendilerini aşağıdaki sorulara cevap verecek şekilde bilgilendirmiş olmalıdırlar:

– Kültür nedir? Uygarlık Nedir?

– Müze ve müzecilik nedir?

– Müzelerden beklentilerimiz nelerdir?

– Müzelere nasıl yaklaşıyor, ne gözle bakıyoruz?

– Müzeler mevcut koleksiyonları ile ne tür etkinlikler sunmalılar?

– Koleksiyonlar nasıl teşhir ediliyor?

– Müze teşhirlerini nasıl “okumalı” ve anlamalıyız?

– Müzelerle ilgili varsayımlarımız neler olmalı; müze uzmanları -varsa eğitimcileri- toplumla ilgili hangi varsayımlara sahipler ve biz bunu nasıl biçimlendiriyoruz?

Ayıca öğretmenler aşağıda verilen konularda kendilerini yetiştiştirmiş olmalıdırlar:

1-Müzelerdeki eserlerin doğası ve onların bize nasıl göründükleri (semiyotik= göstergelere bağlı olarak)

2-Müzelerle ilgili kültürel varsayımlar- kültürün doğası.

3-Müzelerin/koruma alanlarının (asylum) ortaya çıkışı.

4-Müze türleri ve üstlendikleri görevleri:

-plastik sanatlarla ilgili koleksiyonlar

-arkeolojik ve etnografik koleksiyonlar

-antropolojik koleksiyonlar

-yöresel koleksiyonlar

-tarihi miras olan merkezler

-diğerleri.

Sanat eğitimcileri yukarıdaki kuramsal konularla kendi bilgilenmelerini sağladıktan sonra “işbirliği” yapılanması çerçevesinde müze eğitimine başlayabilirler. Müze gezileri planlayabilir ve ilişkili diğer etkinliklere girişebilirler. Bu anlamda onlara yardımcı olabilecek bazı öğretim yöntemleri aşağıda verilmektedir.

Müzelere Dayalı Sanat Öğretim Yöntemleri

Öğrencilerin müzelerden etkili bir biçimde yararlandırılması onların ziyaret öncesi iyi güdülenmesine ve hazırlanmasına bağlıdır. Bunu sağlamak için sanat öğretmeni hem kendisine hem de öğrenciye yönelik hazırlıkları kaydetmelidir. Ayrıca gezinin öncesinde ve gezi esnasında gerçekleşecek eğitim etkinlikleri ve uygulamaların değerlendirilmesi gereklidir. Bu amaçla bir ön anket /son anket hazırlanmalıdır. Aşağıda formlar halinde bunlara örnekler verilmiştir.

FORM 1

ÖĞRETMENİN HAZIRLIĞI

1- Müze veya tematik sergi önceden görülecektir.

2- Müze yetkilileri -varsa müze eğitimcileri ya da küratörleri- ile tanışılacaktır.

3- Gezi için müzeden ve diğer ilgililerden izin alınacaktır.

4- Müze dahilinde yapılacak gezi ve incelemenin tarihi, saati ve süresi karşılıklı olarak belirlenecektir.

5- Gezi giderleri karşılıklı olarak tesbit edilecektir.

6- Müze veya sergi ile ilgili bilgi toplanacaktır.

7- Ulaşım aracı sağlanacaktır.

9- Gezi ile ilgili anketler hazırlanacaktır.

10- Öğrenciler için müze ve gezi planı ve diğer çalışma yaprakları hazırlanacaktır.

11- Müzedeki birkaç eserle ilgili hikayeler araştırılıp öğrenilecektir.

FORM 2

ÖN ANKET

İsminiz:
Tarih:

Sınıfınız:

Numaranız:

Müze ne demektir?

Hangi tür müzeler vardır?

Müzelere eserler nerelerden gelmektedir?

Müzeler ne işe yarar?

Daha önce hiç müze gezdiniz mi? Hangilerini?

Cevaplarınız için teşekkür ederim.

FORM 3

SON ANKET

İsminiz:
Tarih:

Sınıfınız:

Numaranız:

1- Gezdiğiniz müzenin türü nedir?

2- İncelediğiniz eserlerin türü nedir?

3- Eserler nasıl ve nereden sağlanmıştır?

4- Daha çok hangi tür eserlerden hoşlandınız?

5- Bu müze gezisinde önemli olarak neleri ilk defa öğrendiniz?

6- Müzede neleri görmek isterdiniz?

7- Gezide sizce eksik ve aksayan şeyler nelerdi?

8- Bu gezi sizce daha iyi ve yararlı nasıl olabilirdi?

Cevaplarınız için teşekkür ederim.

Müzelerde sanat öğretiminde sanat tarihi, sanat eleştirisi, estetik gibi sanatla ilgili bilimlerden yararlanılacağı gibi, teşhir edilen eserlerden yararlanarak öğrencilere özgün sanatsal çalışmalar da yaptırılabilir. Gerek ilk, gerekse ortaöğretim öğrencilerine yönelik olarak düzeyi ayarlanmış aşağıda sunulan “sürece yönelik” genel bir “Sergi Değerlendirme Formu” gezi sırasında öğrencilere dağıtılabilir. Ayrıca “Sanat Eleştirisi” yöntemi müzelerde yapılacak bir ders için yararlı olabilecektir. Bunlar aşağıda sunulduğu gibi ve ayrı ayrı formlar şeklinde olmalıdır.4

FORM 4

SANAT SERGİSİNİ DEĞERLENDİRİNİZ

1. Hangi parça veya eser en iyi biçimde işlenmiş veya çalışılmıştır?

2. En çarpıcı olan hangisidir?

3. En kavramsal olan ya da sizi en fazla düşündüren hangisidir? Neden?

4. En zekice düşünülmüş olan hangisidir?

5. En iç karartıcı olan hangisidir?

Şimdi kendi sorularınızı oluşturunuz:

6.

7.

8. Serginin, gösterinin en iyisi hangisidir? Neden?

FORM 5

YENİ BOYUTLARIN KEŞFİ

TANIMLAMA:

Sanatçının Adı:__________________

Sanat Eserinin Adı:_______________

Bu hangi sanat formudur?

_____________________________

Ne görüyorsunuz? Konuyu adlandırınız

______________ _______________

______________ _______________

Eserde neler olmaktadır?

_______________________________

Hangi teknikler kullanılmıştır? (Oyma, suluboya, asamblaj=montaj)

__________________________________

ÇÖZÜMLEME:

Çizgiler daha çok (düz, eğri, kırık, hepsi de) ?__

Şekiller daha çok (geometrik, organik, her ikisi de) ?___

Renkler daha çok ( sıcak, soğuk, her ikisi de) ?___

Mekan daha çok ( düz, üstüste biçimler olarak; derin bir alan olarak, her ikisi de)?

Doku daha çok (kaba, yumuşak, her ikisi de) ?___

Değer (valör) daha çok (açık, koyu, orta ayar ya da yüksek kontrast) ?____

YORUMLAMA:

________________gibi kokuyor?

________________gibi tadı var?

________________gibi ses veriyor?

________________gibiymiş hissi (duygusu) uyandırıyor?

________________gibi görünüyor?

Hangi sembolleri farkettiniz?_____________________

Hangi renkler sembolik olarak kullanılmıştır? (ör., kırmızı aşk veya ölüm)__

Niçin bu çalışmayı seçtiniz?___________________________

YARGILAMA: Bu çalışma önemlidir çünkü:

Eser yansıtmacı=taklitçidir—bir gerçekçi olayı ifade etmektedir.

Eser biçimcidir—belirgin çizgiler, renkler, şekiller vb.

Eser anlatımcıdır— çeşitli duygular veya sembolik mesajlar taşıyor.

Eser işlevseldir— uygulama, dini, politik, eğitsel,diğer amaçlı.

Eserde iyi bir işçilik var mı?

Bu çalışmaya daha çok kim değer verirdi (büyükanne, imam, polis,_________)?

Bu çalışmaya yeni bir ad veriniz:_________________________

MİNİ UYGULAMA

(Bu kağıdın arka yüzeyine incelediğiniz eserin kendinize özgü bir desenini çiziniz)

Yukarıda verilen bilgilere ek olarak öğretmenlerin tematik bir serginin gezilmesi sırasında başvurabilecekleri inceleme yöntemi ile elde edecekleri bilgi ve deneyim, öğrencilere sanatsal bilgilerin aktarılmasında yardımcı olacaktır. Aşağıda verilen “İnceleme, Bilgi ve Çalışma Yaprağı” sanat (resim) öğretmenleri ve sınıf öğretmenleriyle öğretmen adayları için bir alternatif bir inceleme ve öğrenme yöntemi olarak sunulmaktadır.

FORM 6:  

ÖĞRETMENLER İÇİN SANAT SERGİSİ İNCELEME, BİLGİ VE ÇALIŞMA YAPRAĞI

Bir serginin belli başlı yönlerinde yoğunlaşmak için, sergi bir bütün olarak ele alındığında, aşağıdaki başlıklar altında notlar alınabilir:

a) Çalışmaların sayısal ve tür olarak dağılımı

b) Özel ilgi çeken kişisel çalışmalar

c) Yaş dağılımı itibariyle gelişim özellikleri

d) Serginin sunuluşu

a) Çalışmaların nicel ve tür olarak dağılımı:

Konu: Konuların tekrarı, ilk andaki gözlem sırasında dikkati çeken çalışmalar, fantastik konular.

Araç, Gereç ve Materyaller: 2 Boyutlu ve 3 Boyutlu çalışmaların oranları; kullanılan materyaller, karışık malzemeler, alışılmış (geleneksel) malzemeler, yeni malzemeler, kullanılan renklerin kalitesi, atık araç, gereç ve materyaller (media-medium)/ fabrikasyon sanat malzemeleri, vs.

Teknikler: Yağlıboya, desen, özgünbaskı, heykel, tekstil, seramik, geleneksel sanatlar vb.de kullanılan  belirli teknikler; bu çalışmaların ağırlık derecesi (skalası, ölçüsü).

– Ayırt edilebilir nitelikte her hangi bir yaklaşım var mıdır? Ör: Dikkatle gözlenerek yapılmış çözümleyici (analitik) çalışma ya da nesnelerin veya çevrenin önceden araştırılıp incelenmesine dayalı olarak geliştirilmiş hayali (imajinatif) çalışma.

– Sergilenen çalışmalarda sanatçıların ve tasarımcıların eserleriyle, sanat akımlarıyla vb. ilgili bilgi birikimine ilişkin deliller var mı?

– Kaydadeğer veya şaşırtıcı çalışmaların dağılımı hangi oranda olmuştur?

– Konu, araç, kullanılan malzeme ve teknik vb. açısından karşılaştırma yapılacak olursa ilköğretim düzeyindeki buradaki çalışmaların diğerleriyle kıyaslandığında (ör. kendi okulunuzla) derece veya düzey sıralanışı nasıldır?

– Sergi bir kültürel zenginlik yansıtıyor mu?

b) Kişisel başarılar:

Sizi özellikle etkileyen birkaç çalışmayı farklı niteliklerini belirterek not edebilirsiniz.

Size herhangi bir okuldan tanıdık gelen bazı çalışmalar ortaya çıkıyor mu ve onları sergi kataloğunu incelemeden önce farkedebiliyor musunuz?

c) Yaş dağılımına bağlı olarak gelişim özellikleri:

Çocuğun güzel sanatlara yaklaşımında gelişimini, değişimini ve okul dönemi boyunca başarılarını gösteren -eğer varsa- hangi bulgular vardır?

d) Serginin sunuluşu

Serginin amaçları açık ve net mi?

Sergilenen eserlerin seçiminde ve asılmasında uyulmuş gibi görünen ilkeler var mıdır?

Sergi ziyareti sanat öğretmenleri, sınıf öğretmenleri veya aday öğretmenler için hangi açılardan kayda değer bir deneyimdir? Nasıl daha iyi hale getirilebilir, geliştirilebilir?

Sanat ve tasarımın, sayıları sınırlı olan yetenekli çocuklardan ziyade bütün çocukların öğretim programının (müfredat) değerli bir tarafı olarak sunulmasında -eğer oluyorsa- bu sergi hangi yollarla yardımcı olmaktadır?

Ziyaretiniz esnasında, diğer ziyaretçilerin davranışları ve tepkileriyle ilgili olarak -eğer olduysa- ne tür gözlemleriniz oldu?

Gözden Geçirme:

Okuldaki kendi uygulamanızla ilgili olarak sergi size neler hissettiriyor? Yeni fırsatlar ve yaklaşımlar gösteriyor mu? Eğer öyleyse, onlar nelerdir?

Sergiyle ilgili sizde -eğer varsa- hangi sorular oluştu?

Sergiyi ziyaret ederken böyle bir çalışma yaprağı edinmiş olmanızı yararlı buluyor musunuz? Çalışmalardaki bazı nitelikler ve zevk almanız açısından size daha faydalı olması için bu çalışma yaprağınının içeriği nasıl geliştirilebilir?

Öğretmenlerin bir sergiyi yukarıdaki formdaki gibi incelemesi ve bilgi edinmesi, daha sonra öğrencilerine müze gezisi yaptırırken kolaylık sağlayabilir.

SON SÖZ

Yukarıda verilen bilgilere ve bir müze gezisinde sanat öğretmenlerine yardımcı olabilecek formlara ek olarak bazı tavsiyelerle yazımızı sonuçlandıralım.

Yapıcı, yaratıcı, yetenekli ve araştırmacı bir öğretmen kendisini sürekli yenileyen öğretmendir. Yirmibirinci yüzyıl bilgi ve iletişim çağıdır. Bu yüzyılın öğretmeni bilgisayarı sanat öğretimine geniş kullanım alanlarıyla aktarabilmek için çabalamalıdır. Sadece grafik tasarımları, animasyonlar için değil aynı zamanda internet için de bilgisayarla dost olmalıdır. Bugün hem ülkemizde hem de dünyada çeşitli müzeler internette sayfalar oluşturmuştur. Müze eğitimi bu yolla da verilmektedir. Farklı kültürlerin sanat eserlerinin yer aldığı yabancı müzeleri artık internet ortamında görmekteyiz. Dolayısıyla sanal müze gezileri düzenlememiz artık mümkün olmaktadır. Ayrıca televizyonlardaki belgesellerden de yararlanılmaktadır.

Bir başka konu, müzelerde kültürel varlıklara ve sanat eserlerine ait hikayelerden sanat öğretiminde yararlanmamız gereğidir. Müzelerde hikaye anlatmanın çeşitli yolları bulunmaktadır.  Hikaye anlatımı dünya dilleri ile imaj yani görüntü dilleri arasında güçlü bir bağ kuran önemli bir araç haline gelmektedir. Gelişmiş ükelerdeki müzelerde sıkça rastlanan bu yöntem gittikçe yayılmaktadır. ABD’de bazı müzeler özel hikaye anlatıcıları istihdam etmekte veya gönüllü sanat öğretmenlerinden yaralanmaktadırlar.5 Bu eğiticiler aracılığıyla plastik sanatlar başta olmak üzere tüm sanat eserleriyle ya da içerdikleri konu ve temalarıyla ilgili hikayeleri öğrencilere aktarmaktadırlar. Ülkemizde arkeolojik ve etnografik eserlerin yer aldığı onlarca müzelerde hikaye anlatma yöntemi ile müze gezisi daha renkli, zevkli, eğitici ve öğretici olacaktır.

Müzeler bünyelerinde barındırdıkları zengin ve özgün koleksiyonlarıyla sanat eğitimcilerin ilgisini beklemektedir. Öğretmenler ders programlarını bu kurumları ve etkinliklerini kullanarak zenginleştirebilirler. İşledikleri konular ve yaptırdıkarı sanatsal uygulamalar etkili bir müze eğitmiyle daha da çeşitlenecek ve renklenecektir. Yeter ki öğretmenler müze gezilerini düzenli aralıklarla, işbirliği anlayışı çerçevesinde ve önceden programlanmış ve planlanmış olarak hazırlasınlar. Müze eğitimiyle yeni ufuklar açılacak, öğrenciler farklı bir ortamda yeni deneyimlerle, daha yaratıcı sanatsal uygulamalar gerçekleştirebileceklerdir.

 

* Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi.

1) Brent Wilson, The Quiet Evolution: Changing the Face of Art Education, Getty Institute for Education in the Arts, Los Angeles, 1997.

2) S.Hord, “A synthesis of research on organizational collaboration” Educational Leaderships, 43(5), 1986, s.22-26.

3) Nancy Berry, “A Focus On Art Museum/School Collaborations,” Art Education, The Journal of the National Art Education Association, Volum 51, No,2, March 1998. s.8-14.

4) Formların oluşturulmasında şu kaynaklardan yararlanılmıştır. Al Hurwitz – Michael Day (1995). Children and their art: Methods for the Elementary School, New York: Harcourt Brace Jovanovich. Mary Stokrocki (1997). ARE 460 Art Education, School of Art, Arizona State University.

5 D.C.J. Matthias & C. Walton, “Storytelling In Art Museum,” NAEA Advisory, Fall, 1997.

2,600BeğenenlerBeğen
popüler kategoriler
son yorumlar
HABERLER

Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz