Çarşamba, Ağustos 4, 2021

Salvador Dali Sürrealist midir? (Kenan Böğürcü)

 

Sürrealizm 1924 yılında Andre Breton’un bildirisiyle sanat dünyasına tanıtılmıştı. Bildiride yazın ve resim tarafından öngörülen yeni bir yöntemden, düşüncenin gerçek işleyişini ortaya koymak için kullanılan katıksız bir ruhsal otomatizmden bahsediliyordu. Aklın hiçbir denetlemesi, hiçbir ahlaki ya da estetik tasa olmadan düşüncenin kendini ortaya koyması…Sürrealizm o güne değin ihmal edilmiş belli bazı çağrışım formlarının daha yüksek gerçekliğine, rüyanın genel gücüne, düşüncenin belli bir amaçtan uzak oyununa dayanıyordu.

Burada talep edilenin aksine sürrealist olarak bilinen pek çok sanatçıdan sadece birkaçı bilinçaltının ürünleri olarak geçerli sayılabilecek yapıtlar ortaya koymuşlardır. Şaşırtıcı biçimde Dali’nin eserlerinin de düşünsel ve pratik karşılığını bildiride bulamıyoruz. Doğal olarak bir yapıtın ortaya çıktığı anda biçimlendirme olayına bilinçli bir çaba da katılır. Bu yüzden sürrealizmin belirtisi bilinçsiz bir yöntemin son dereceye vardırılmış aykırılığında aranmalıdır. Oysa Dali’nin yapıtlarında uzun bir zamana yayılmış bilinçli çabayı açıkça görebiliyoruz.

Açıkçası sürrealizm kendi mantığına uygun en güçlü sözcülerini Dali’den başkalarında bulmuştur. Breton 1923′de Picasso ile tanışır ve bildiriyi hazırlarken Picasso’dan etkilenir. Breton Picasso’nun sanatında alışılmışın dışında entellektüel bir bilmecemsiliği bulabileceklerini umuyordu. Her kübist resim, soyut bir konstruksiyonu, hiç bir zaman tam anlamıyla açıklanamayacak bir biçimde nesneye ilişkin bir adla donatan bir bilmeceydi. Sürrealizm’in bildiriyle uyum halindeki bir başka güçlü sözcüsü-her ne kadar taraflar arasında organik bir bağ olmasa da -Jackson Pollock’tur. Hiçbir ön çalışma olmaksızın tamamen anlık yönelimlere bağlı olarak gelişen action painting(eylem resmi) sürrealizm bildirisinde belirtilen esaslarla neredeyse kusursuz bir birliktelik gösteriyordu.(1)

 

 

Sürrealistlerle Dali pek çok kez karşı karşıya gelmişlerdir. 1929′ yılında yaptığı ”Hazin Oyun” resminde bir adamı iç çamaşırından dışkı fışkırırken gösterdiği için Dali’nin koprofili(2) hastası olup olmadığı tartışılmaya başlandı. Dali aynı zamanda siyasi dünya görüşü olarak ta sürrealistlerle ters düşüyordu. 1931 tarihli Guillaume Tell’in Yaşlılığı” resminde Guillaume Tell’i betimlerken ona Lenin’in yüzünü yakıştıran Dali’nin bunu yapmaktaki tek amacı sürrealistleri kışkırtmaktı. Nitekim komünist eğilimlere sahip Andre Breton çok öfkelenmiş, resmi karşı devrimci bir eylem ve Bolşevik öndere saygısızlık olarak nitelendirmişti. Breton ve arkadaşları sergilendiği salonda resmi yok etmeye bile kalkışmışlardı. İstakoz Telefon, Mae West Dudaklarından Divan gibi yapıtlarında ise sürrealizmin geleneksel istençdışı yazma (otomatizm) yöntemlerine ve düş anlatımlarına karşı duran simgesel işlevi olan gerçeküstü nesneler üretiyordu.

Dali, sürrealistlerle arasında ayrılık yaratmakla onların beğenisine aykırı düşecek bir düşünce ya da imgeyi kabul ettirmek için saçını başını yolmakla sürekli övünüyordu. Kendince, onların paranoyak Akdenizli ikiyüzlülüğünü eleştiriyor ve kendini onlardan ayrı tutuyordu. Dali, 1973 yılında resimleriyle ilgili ”somut uşdışının en üst düzeyde incelikli ifadelerinin elle boyanmış renkli fotoğrafı” ifadesini kullanmıştı. Sürrealist kuramcılar Dali’nin karşısında bocalamaya başlarlar. Çünkü Dali kendini sürrealist akımın gerçek temsilcisi sayar. 1934 yılında New York’a gidişinde bu yönde açıklamalar yapmıştı. Giderek bir ”Öz Sürrealist” kavgası başladı.(3) Belki en doğru tanımlama bu ayrıntıda gizlidir; Dali sürrealizmi, sürrealist kuramcıların ortaya koyduğu prensiplerden ayrı bir şeydi.

Dali’ye göre Nazizm’in Sürrealizm’e katkısı

Dali Sürrealizmi’nin Breton bidirisine aykırılığından daha da önemlisi Dali’nin siyasi eğilimleriydi. Dali’nin seçkinleri, hiyerarşik yapıları kollayan, törenleri, ritüelleri, toplu ayinleri, debdebeyi sürekli gündemde tutan, kalabalık şenlikleri gözeten, haşmetli ordulara meraklı rejimleri destekleyen tavrını anlayamıyorlardı.

Monarşi ve totaliter rejimler demokrasilerden daha görkemlidir. Dali, Sürrealizm’in de bu tür siyasal rejimlerin büyüsüyle donanmasını istiyordu. Solun, yalnızca adaletsiz gelir dağılımının toplumun alt katmanlarına olumsuz etkileriyle ilgilenmesini yavan buluyor; ”Çok zengin insanlar beni hep etkilemiştir. Port Lligat’taki balıkçılar gibi çok yoksul insanlar da aynı ölçüde ilgimi çekmiştir; ama ortalama insanlara hiç ilgi duymuyorum.” diyordu.

Sürrealistler, görkemli rejimlere olan saplantısı nedeniyle Dali’nin o güne dek yaptığı resimlerde Hitler’in hoşuna gidebilecek öğeleri bulmaya çalışıyorlardı. Sözgelimi, ”Narkissos’un Başkalaşımı(1937), Filleri Yansıtan Kuğular(1937), Homeros’un Yüceltilmesi(1944)” gibi resimlerde rakibsiz olma, büyüklük kuruntusu, Wagner’cilik, Bosh’çuluk gibi Hitler’in ilgisini çekebilecek öğler vardı.

 

 

Dali, Hitler için şunları söylüyordu; ”Hitler’in yumuşak, etli sırtından etkilendim. Üniforması öylesine sıkı sarıyordu ki sırtını, kemerinden omzuna uzanan meşin kuşağı betimlemeye başladığımda, o askeri ceketin içinde sıkışmış yumuşak Hitler teni beni katlanılamaz ve Wagnerce bir çoşkuya taşıdı.Yüreğim küt küt atıyordu. Öyle bir şeydi ki sevişirken bile hiç böyle heyecanlanmadım. Hitler’in Mazoşist yönü ilgimi çekiyordu. Büyük bir savaş başlatıp sonra o savaşı kahramanca bitirme saplantısı bir anlamda, o dönemler bizim toplulukça da onaylanan bir actes gratuits(serbest eylemler)içine girmek üzereydi. Hitler’in  mistisizmini sürrealist bir açıdan görmekteki kararlığım ve sürrealizmde var olan sadistik öğeye dinsel bir anlam yüklemem Breton ve arkadaşlarıyla sürtüşmeme yol açtı.”

Dali’nin sırt takıntısı çocukluk düşlerinde canlandırıp adını ”Galuchka” koyduğu ”Ampurdanlı Kız(1926)” dan kaynaklanıyordu. Birkaç yıl sonra Dali, portresini yaptığı sürrealist kuramcı Paul Eluard’ın karısı Gala’yı baştan çıkararak onunla evlendi. Çünkü Gala neredeyse ismiyle beraber Ampurdanlı Kız’ın ete kemiğe bürünmüş haliydi. Resimlerinde çizip durduğu kadının sırtına sahipti. Resimlerinden birine ”Galarina” adını verdi. Çünkü Raphael için ”La Fornarina” neyse Gala da Dali için oydu. Gala için şunları söylüyordu: ”Hala bir çocuğun tenini aşıyor. Omuzları, kürekleri tıpkı bir ergeninki gib sımsıkı, atletik bir gerginliğe sahip. Oysa sırtının bele yakın yerleri kesinlikle kadınsı ve belirgin; gövdesinin bildiğini okuyan, kıpır kıpır, gururlu inceliği ile duyarlı kalçaları arasında alabildiğine uzanan fidan gibi bir çizgi oluşturuyor. Belinin olağanüstü inceliği kalçalarının daha çok dikkat çekmesine, daha çok istek uyandırmasına yol açıyor.”

İlerleyen yıllarda, ”Karım çıplak kendi tenini merdivene, bir sütunun üç omuruna, gökyüzüne ve bir yapıya dömüşmesini seyrediyor, Dali çırlçıplak ve çok çok uzakta güneşin arkasındaki Gala’ya şafağı göstermek için bulut biçimli altın postu eliyle çekiyor, Yirmi metre derinlikte Abraham Lincoln’ın portresine dönüşen Akdeniz’i seyreden Gala, Gala’ya Venüs’ün doğuşunu göstermek için Akdeniz’in derisini kaldıran Dali, Altı gerçek aynadan geçici olarak yansıyan altı kornea görüntüsünde sonsuzlaştırılan Gala’yı arkasından betimleyen Dali’nin arkadan görünüşü” gibi resimlerde Gala’yı çıplak olarak sırtından resmetmiştir. Dali açıkça Gala’nın sırtının cinsel çekiciliği ile Hitler’in sırtından görünüşü arasında ilişki kuruyor, Hitler’in toplama kamplarındaki güç gösterisini sadizmin sürrealizme yaptığı katkı olarak değerlendiriyordu.

Gala, ”Seni diri diri yerler küçüğüm” sözleriyle Dali’yi uyardı. Eski kocası Paul Eluard’ın çevresini çok iyi tanıyordu. Nitekim Dali sürrealist mahkeme önünde ifade vermeye çağrıldı. Toplantıya hasta olduğu gerekçesiyle ağzında dereceyle, kat kat kazaklar giyerek gitti. Breton suçlamaları okurken Dali sık sık ateşine bakıyordu. Derken karşı saldırıya geçti ve üstündeki giysileri tek tek çıkarmaya başladı. Soyundukça önceden hazırladığı anşaşılan bir konuşmayla arkadaşlarına Hitler saplantısının siyasal içerikli değil paranoyak kökenli olduğunu anlatmaya çalışıyor, Nazi olmasının olanaksızlığını vurguluyordu. Çünkü Hitler Avrupa’yı ele geçirecek olursa tıpkı Almanya’da, Entartte(yoz) oldukları gerekçesiye yok ettiği sanatçılar gibi ilk önce, Dali için bir tehlike oluşacaktı. Üstelik ‘’Guillame Tell’in yaşlılığı’’ resminde Hitler’i kadınsı ve kaçık olarak götermesi nazilerin onu suçlaması için yeterdi. Freud ile Einsten’ı Almanya’dan kaçırmasıyla birlikte doruğuna çıkan Hitler saplantısı, yalnızca kendi korkuları ve onun taşıdığı benzeri görülmemiş felaket gücü nedeniyleydi.

 

 

”Bana kalırsa Hitler’in dört taşağı var ve sünnet derisi de altı kat” dediği bölüme geldiğinde Breton öfkeyle haykırdı: ”Bu Hitler zırvalarınla sinirlerimizi daha ne kadar zorlayacaksın?” Dali’nin cevabı ise ”bu gece düşümde seninle seviştiğimi görürsem yarın ilk işim en iyi pozisyonlarımızı bütün ayrıntılarıyla resme geçirmek olacak” oldu.-

”Hitler faşizmine ılımlı yaklaşımıyla gösterdiği karşı devrimci tavırla ilgili olarak birçok kez suçlu bulunan Dali’nin faşist eğilimleri nedeniyle sürrealizmden uzaklaştırılmasını öngören biz aşağıda imzası bulunanlar…”-Sürrealist mahkeme kararından –‘’

 

NOTLAR

1-Pollock’un tarzının bilinen bir diğer adı da Damlatma tekniği (drip painting)’dir.
2-Dışkı ya da dışkılayan insan görmekten cinsel zevk alma eğilimi.
3-”Sürrealistlerle benim aramda bir fark var: Ben sürrealistim”-Salvador Dali

HABERLER
HABERLER

Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz