Kapat

Ruşen Eşref Ünaydın (Hayatı)

Anasayfa
ANSİKLOPEDİ Ruşen Eşref Ünaydın (Hayatı)

1892’de İstanbul’da doğdu. Babası devrin önemli hekimlerinden biri olan Doktor Eşref Ruşen Bey’dir. İlköğrenimini bitirdikten sonra  Galatasaray Sultanisi’ne giderek (1911) de buradan mezun oldu. Darülfünun Edebiyat Fakültesi’ni (1914) yılında bitirdi. Edebiuyat hayatına da 1914 yılında yazmaya başladığı çeviri eserler ile atıldı. İstanbul’da çeşitli okullarda Askeri Baytar Âlisi’nde ve Darülmuallimini Âli’de, Türkçe edebiyat ve Fransızca öğretmenliği yaptı [1](1911-1918).

Öğretmenlik yıllarında yaptığı çevirilerle yazı hayatına atıldı ve ilk yazılarını Tevfik Fikret’in teşvikiyle Servet-i Fünun’da yayımlamaya başladı. Yazarlık hayatına 1914’te mütercimlikle başladı.”Edebi Ziyaretler ve Mülakatlar” başlıklı yazılarını 1916’da Servet-i Fünun ve Türk Yurdu dergilerinde, daha sonraki yıllarda ise Vakit gazetesinde yayımladı (1917-1918). İstanbul’u tasvir eden Ayrılıklar (1923) adlı kitabından dolayı kendisine “İstanbul Seyyahı” adı verilen Ruşen Eşref’in hayatı 1918’den sonra tam bir seyyah gibi geçti.

Askeri Baytar Âlisi’nde, Darülmuallimini Âli’de, Türkçe ve Fransızca öğretmenliği yaptı. 1918’de Yeni Gün muhabiri olarak Kafkasya’ya, Tasviri Efkâr muhabiri olarak Sivas’a gitti. [2]Dergi ve gazetelerde mülakat ve gezi türünde yazıları yayımlandı.

Vakit gazetesi muhabiri olarak Batum’a gitmesiyle başlayan seyyah yaşamı Yedigün, Tasvir-i Efkar ve Hakimiyet-i Milliye gazetelerinde devam etti. 1920’de Anadolu hükümetinin çağrısı üzerine İnebolu yoluyla Ankara’ya giderek Kurtuluş Savaşı’na katıldı. Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’nun içinde bulunduğu durumu ve Anadolu insanını anlatan yazılar kaleme aldı. 1922 yılında Buhara elçiliği için görevlendirildiyse de Bakü’ye kadar gidip oradan geri dönmek zorunda kaldı. [3] Lozan Konferansı’nda matbuat müşavirliği ve gazeteci olarak gittiği bu görevde basın danışmanı olarak görev yaptı.

1. TBMM II., III. ve IV. dönemlerinde Afyonkarahisar Milletvekili olarak görev yaptı.1923’te Afyonkarahisar milletvekili olarak meclise girdi; Anadolu Ajansı kurucu idare meclisi ve harf inkılabı komisyonu üyeliklerinde bulundu. 1933’de cumhurbaşkanlığı genel sekreterliğine getirildi. 1945-1952 yılları arasında Tiran, Atina ve Budapeşte’de elçilik, Roma, Londra ve Atina’da büyükelçilik yaptı.[4] 1952’de emekli olduğunda Türkiye’ye döndü ve hayatının son yıllarını Atatürk’e dair hatıralarını kaleme almakla geçirdi. Ruşen Eşref şiirleri ve mensur şiirlerinin yanı sıra daha çok mülakatları, anı ve gezi yazılarıyla tanınmıştır. Yazılarını akıcı bir üslupla, mensur bir şiir havası içinde kaleme almış, çevresine ait tüm izlenimlerini bütün ayrıntılarıyla vermiştir. Birinci Dünya Savaşı sonlarında yaptığı edebiyat röportajlarını “Diyorlar ki” adlı bir kitapta topladı.

Riyaseti Cumhur Umumi Kâtipliği’nde (Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği), Tiran, Atina, Budapeşte elçiliğinde ve Roma, Londra ve Atina Büyükelçiliğinde bulundu. 1952’de emekliye ayrıldı.

Servet-i Fünun, Donanma, Tedrisat, Türk Yurdu ve Yeni Mecmuada yayımladığı mülakat, mensur şiir ve hatıra türünde yazıları yayınlandı. “Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ile Mülakat” adındaki Yeni Mecmua’da[5] adındaki dergide tanıtan mülakatı ile ses getirdi.[6] Mustafa Kemal Paşa’nın yakın çalışma arkadaşlarından biri olan Ruşen Eşref Ünaydın, Mustafa Kemal Paşa’yı Türk basınında ilk kez tanıtan yazarlardan bir olarak şöhret oldu.[7] Bu mülakatından sonra mülakat türünde edebiyatımızın ilk dikkat çeken yazarı olmayı başardı. Edebiyat ve fikir adamlarıyla yaptığı mülakatlarla bu türün ilk örneklerini veren gazeteci, yazar ve siyaset adamı olarak dikkat çekti.

Ruşen Eşref Ünaydın 21 Eylül 1959’da İstanbul’da öldü. Ruşen Eşref Ünaydın’ın eserleri kitap bütünlüğünde yayımlandı:

EDİPLİK YÖNÜ:

Edebiyatımızda mensur şiir, şiir, mülakat, hatıra, sohbet, gezi, deneme, öykü türlerinde yapıtlar vermiş, mülakat türünde ilk örnekler veren yazarımız olmuştur. İstanbul Seyyahı” ve “Çeşmeler Kâşifi” [8]sıfatlarını kazanmış olan yazar, özellikle gazetecilik adına yaptığı çalışmaları ile öne çıktı.

Türk Dilini oldukça iyi kullanan ve kendine özgü bir üslubu olan Ruşen Eşref Ünaydın, mütareke ve Kurtuluş Savaşı yıllarında yazılarıyla toplumu yüreklendirmeye, topluma cesaret vermeye milli direnci arttırmaya, İnsanların öfkesini, yurdunu kurtarmak için mücadeleye dönüştürmesine çabaladı. Kurtuluş savaşından sonra da Atatürk ilke ve inkılâplarına taraftar olarak Türk İnkılâplarının yerleşmesi için gayret gösterenlerin başında gelerek Atatürk’ün en yakınındaki isimlerden biri oldu. Türk Dil Kurumu’nun kuruluşunda etkin isimlerden biri oldu.

Atatürkçülüğün ödünsüz savunucuları arasındaydı. “Röportaj ve mülakat” türlerini Türk yazınına o kazandırmıştır. Bağımsızlık Savaşı döneminde, ünlü yazıncılarla yaptığı bir dizi röportajını, Türk Yurdu dergisi ile Vakit gazetesinde yayımlamış, daha sonra Diyorlar ki adıyla kitaplaştırmıştır. Diyorlar ki adlı yapıtıyla ünlenen Ruşen Eşref Ünaydın, özellikle mütareke ve Kurtuluş Savaşının en karanlık günlerinde yazdığı yazılarıyla toplumu yüreklendirdi. İnsanların karamsar değil, güçlü olması; öfkesini, yurdunu kurtarmak için dirence dönüştürmesi için çabaladı. Bağımsızlık savaşı utkuyla bitince, bu kez Türk Devriminin yaşama geçmesi için Atatürk’ün en yakınında oldu. Türk Dil Kurumu’nun kurulmasında görev aldı. Türk Dil Kurumu’nun kuruluşunun önemli tanıklarından biridir.

Eserleri

  • Diyorlar ki (1918) .
  • Tevfik Fikret (1919I,
  • Geçmiş Günler (1919),
  • İstiklal Yolunda (1922),
  • Damla Damla (1928),
  • Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ile Mülakat (1918, 1930),
  • Boğaziçi-Yakından (1938),
  • Atatürk (1953),
  • Atatürk ile Milli Tesanüt (1954),
  • Atatürk’ü Özleyiş (1957).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir