Kapat

Romanda Milli Mücadele Etrafında Bazı Düşünceler (Prof. Dr. Gıyasettin Aytaş)

Anasayfa
-----SANAT KÜTÜPHANESİ----- Romanda Milli Mücadele Etrafında Bazı Düşünceler (Prof. Dr. Gıyasettin Aytaş)

Türk tarihinin çeşitli dönemlerinde önemli ha­diseler yaşanmış, bunlar kimi zaman bir- destanda, kimi zaman bir halk hikâyesinde, kimi zaman bir mesnevide ve kimi zaman da roman ya da hikâyede aksini bulmuştur. Diğer mil­letlerin sanatçılarının yaptığı gibi, bizim sanatçılarımız da, zaman zaman eserlerini tarihimizden faydalanarak kaleme almışlardır. Sonuçta bu eserler, dönemin tarih ve kültür hayatı hakkında ipuçları vermesi bakımından araş­tırıcılara ışık tutmuştur.

Sanatçı içinde yaşadığı top­lumun sosyal, kültürel ve tarihî gerçeklerinden haberdâr olmak zorundadır. Toplumun sosyal ve siyasî yapısını aksettiren eserler, her zaman başarılı olmuş, do­layısıyla sanatçı ortaya koyduğu eserlerinde objektifliği, ancak bu şekilde yakalayabilmiştir. Türk milleti olarak zengin bir tarihî geçmişe, kültürel potansiyele ve sosyal zenginliklere sahibiz. Ne yazık ki, bu zenginlikler aynı oranda eserlerimize yansımamış ve bu yüzden çoğu konuda ol­duğu gibi klasik değere sahip eserler vücuda getirememişiz.

Dünyada dengelerin hızla de­ğiştiği, her gün coğrafyada de­ğişiklikler olduğu, tahtların yı­kıldığı bir dönemdeyiz. Bu olay­lar yaşanırken çeşitli devletler geçmişlerini yeniden irdelemeye başlayarak, değişik arayışlara gir­diler. Geçmişin yeniden ameliyat masasına yatırılması konusunda en büyük görev, hiç şüphesiz araştırmacı ve yazarlara düş­mektedir. Bu konuda bizde de zaman zaman çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Bilhassa yakın ta­rihimizle alâkalı olayların daha çok irdelendiği günümüzde, önemli çalışına ve araştırmalar arka arkaya yayınlanıyor. Bun­lardan biri de Ahmet KIYMAZ’ın “1918-1928 Arası Romanda Millî Mücadele” adlı çalışmasıdır.

KIYMAZ, bu çalışmasını iki ana bölüme ayırmıştır. Birinci bölümde “Ro­manlarda Millî Mücadele Kahramanları”; ikinci bö­lümde ise “Değişik Yön­leriyle Millî Mücadele’nin Romanlara Yansıması” in­celenmiştir. daha sonra her bölüm kendi içinde sis­tematik bir tasnife tâbi tu­tularak, eserde objektifliğin yakalanmasına çalışılmıştır. “Bııgünkü Türk toplumunun varlığının temelinde Milli Mücadele’nin yeri büyüktür.” (S.VII) diyen KIYMAZ, bu kitabın hazırlanmasına zemin teşkil eden esas nok­tayı da ortaya kovmuş olur.

Türk milleti tarihinin çe­şitli dönemlerinde, varlık-yokluk mücadelesi vermiş, gene kendi içinden çıkardığı liderleri vasıtasıyla bu mücadelelerden hep galip çıkmıştır. Burada bu mücadeleleri tek tek anlatmayacağız. Ancak, “Millî Mücadele” üze­rinde, konumuza dahil olduğu için ayrıca duracağız.

Tanzimat’tan sonra hızla artan Batılılaşma hareketleri sos­yal hayatımızda önemli de­ğişiklikler yaptığı gibi, siyasî ya­pınız üzerinde de önemli etkiler uyandırdı. Artık, iyice hissedilen Batı üstünlüğü karşısında ay­dınlarımızın ümitsizliğe düşmesi sonucunda, kendimize güvenin gün geçtikçe azaldığı görülür. Kurtuluş çareleri üzerinde du­rulurken de, Batılı devletlerden birine yaklaşmanın gereği sıkça dile getirilir. Birinci Dünya Sa­vaşı’nın ilânından sonra, hiç ge­reği yokken savaşa sürüklenen Osmanlı İmparatorluğu, bu ka­rarıyla âdeta kendi sonunu ha­zırlanış olur. Sonuçta, savaşta ye­nilmemesine rağmen, masada yenik, sayılan İmparatorluk, im­zaladığı anlaşma ile kendini, Ba­tılılar’ın olmayan merhametine terk eder.

Millî Mücadele bu şartların neticesinde başlamış ve sonunda da kendisinden kat kat üstün kuvvetler karşısında muzaffer olunmuştu. İşte, bu dönemle il­gili olarak birçok eser yazılmıştır. KIYMAZ, eserinde bu dönemle ilgili romanları değişik yönleriyle irdelemiştir.

Eserin “Giriş” bölümünde, yakın geçmişin bir sorgulanması yapıldıktan sonra, “Bilindiği gibi, Napolyon’un Rusya’ya seferi ve arkasından bu ülkeyi işgal etmesi, dünya klasiklerinden Tolstoy’un “Harp ve Sulh” romanının konusunu oluşturur. Bu romanlara benzer, dünya klasikleri ölçüsünde, tarihî realiteyi yansıtan romanlar bizde de var mıdır?” diye soran Ahmet KIYMAZ, “İşte, biz in­celememizde bazı sorulara cevap ara­yacağız” (s.4) der.

“Tarihte roman sanatı arasında teknik itibariyle olduğu kadar insanın yeryüzündeki macerasını ele alarak işleme bakamından da büyük yakınlık vardır.” diyen Alemdar YALÇIN, romanların malzeme olarak tarihten çokça fay­dalandığını ileri sürerek, bazen bu faydalanmanın belgesel bir ni­teliğe büründüğünü belirtir. As­lında, Alemdar YALÇIN’nın yap­tığı bu tespitin doğruluğu, gene kitabında yer verdiği Batılı araş­tırmacıların görüşleriyle de des­teklenmektedir. YALÇIN, tarihî roman konusunda “Yazarı ta­rafından gözlenmemiş bir devri, tarihî hakikatlere sadık kalarak an­latan romanlara. tarihî roman adı verilir” diyen Sadık TURAL’ın görüşünü benimser. Ahmet KIY­MAZ ise, bu görüşler ışığında bir metot kurma gayreti içindedir.

Ahmet KIYMAZ ele aldığı “Millî Mücadele’yi” konu alan roman kahramanlarını iki grupta inceler. Birinci grupta “Millî Mü­cadele’nin Ruhuna Sahip Olan­lar”, ikinci grupta da “Millî Mü­cadele Aleyhtarı Kahramanları” romanda ele alınış şekli ve çeşitli belgeler çerçevesinde inceler.

Olumlu kahramanlardan “Ateşten Gömlek” romanının Ayşe’si, Sözde Kızlar’ın Mebrure’si, İstanbul”un Bir Yüzü’nün İsmet’i kadın kahraman olarak ortaya çıkarken; erkek kahraman olarak da, Ateşten Gömlek’in Pe­yami’si, Vurgun Kahpeye’nin Tosun Bey’i gibi kahramanlar tek tek ele alınarak, romana aksediş yönleriyle birlikte incelenir. Ancak, KIYMAZ, roman in­celemelerinde, bizde şimdiye kadar yapılmayan bir tahlil me­todu denemiştir. Bu metot da, sadece eserde kalınmayıp, eserin geçtiği tarihî dönemi ve dönemle ilgili uygun belgeleri de kul­lanmasıdır. Bu metot, Mehmet ERDOĞAN’ın “Dergah Mecmuası’nın 26. sayısında dediği gibi “Oysa Millî Mncadele ro­manımızın yazılı metin dışında sanat nitelikleri olmadığı gibi, Ahmet KIYMAZ’ın yaptığı incelemeye göre çoğunlukla belgesel nitelikleri de yoktur.” tezinin nee kadar haksız ve yersiz olduğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Zaten KIY­MAZ, ele aldığı romanların bir sanat şaheseri olduğu iddiasında değildir. Hatta “Dönemin yazarları kendilerini realist olarak göstermelerine rağmen Millî Mücadele döneminin önemli gerçeklerini re­alist üslupla ele almazlar.” diyerek Mehmet ERDOĞAN’nın ileri sürdüğü görüşün haksızlığını bir defa daha belirtmiş olur. Belki de ERDOĞAN, KIYMAZ’ın neden bu kadar belge kullandığını an­layamaması kendisini böyle bir hükme yönlendirmiş olabilir. Halbuki, KIYMAZ’ın bu belgeleri kullanmaktaki amacı romanları tenkitli olarak ele alma ve de­ğerlendirme kaygısından kay­naklanmaktadır.

Hiçbir eser mükemmel olma iddiasında bulunamaz. Bu eser de mükemmel olma iddiasında değildir. Tabii ki bazı eksik ve yanlışlıkları vardır. Bu da, şim­diye kadar alıştığımız klasik in­celeme ve değerlendirmenin dı­şına çıkarak biraz fazla belge ağırlıklı olmasından kaynaklanmaktadır. Bazıları bunu hata değil, inceleme hassasiyeti olarak da değerlendirebilirler. Biz her iki görüşün de kendi açılarından haklı yanlarının olabileceğini söy­lemekle yetiniyoruz.

Ahmet KIYMAZ, ele aldığı romanlarla özellikle kahramanları irdelemesinin asıl maksadı, bun­ların olumlu ya da olumsuz yön­lerinden hareketle, devrin tarihî gerçeklerini yansıttığını iddia eden romanların bu ger­çeklerinden ne kadar çok uzak olduğunu göstermek istemesidir.

Prof. Dr. Mehmet KAPLAN çeşitli makalelerinde roman tah­lili yaparken ve bilhassa tip Tah­lilleri’nde “Tipler, sosyal ba­kımından mânâlıdır. Onlar muayyen bir devirde toplumun inandığı temel kıymetleri temsil ederler” (3) di­yerek, eserlerde ortaya çıkan tip­lerin temsil edici özellikleri üze­rinde durulması gerektiğini söyler. KIYMAZ’ın, bu eserinde romanlarda ortaya çıkan şahıslar kadrosu içinde tip olma. özel­liğini taşıyanların bu yönleri üze­rinde durulurken, romanın tarihi perspektifi ve kahramanın bu perspektif çerçevesinde değer­lendirilmesi yapılmıştır. Halbuki, kahramanın temsil edici özelliği bakımından esere ne ölçüde yan­sıdığının da ayrıca belirtilmesi ge­rekirdi.

Dergâh Mecmuası’nın 18. sa­yısında kendisiyle yapılan bir mülâkatta Fethi Naci “Edebiyatın gücünü yitirdiğini ifade ederek kurulu düzeni eleştirmek yerine kurulu düzeni eleştireni eleştiriyorlar.”diyor.

Ahmet KIYMAZ da, eserinde “Millî Mücadele”yi konu alan roman kahramanlarını incelemeye tâbi tutarken sırf kendi yaptıklarının doğru, mükemmel olduğunu savunan kahraman­ların, aslında hiç de öyle ol­madıklarını işaret etmiş olur. As­lında bu romanlar incelendi­ğinde sanatçıları tarafından çok müdahale edildiği anlaşılacaktır. Romancı, bilerek kahramanlarını idealize etmiştir. Bir diğerini de oldukça kötü göstermiştir. Yani yazarlar, ifrat ve tefrit noktasın­dan bir türlü kurtulamamıştır.Ahmet KIYMAZ, incelemesinde bu konuya da açıklık getirerek başarılı bir çalışına yapmıştır.

Eserin ikinci bölümünde “De­ğişik Yönleriyle Millî Mü­cadele’nin Romanlara Yansıma­sı” ele alınarak incelenmiştir. Bu bölümde “Aydın-Halk Fark­lılaşması”, “Yanlış Batılılaşma”, “Mondros Mütarekesi” ayrı ayrı incelendikten sonra, “İşgâl or­tamında İstanbul-İzmir-Bursa ve Diğer Şehirlerin Genel Durumu, Yapılan Zulümler” gene ro­manlardan hareketle incelenmiş, olayların gerçek yüzleri belgelerle gözler önüne serilmiştir. Bu kısımla ilgili şu hükmünde de Ahmet KIYMAZ’ın haklı olduğunu söyleyebiliriz. “Dönemin romanları gerek roman kahramanlarının, gerekse olayların işgâllerle ilgili tarafları tarihî ger­çeklere uygundur.” (s. 146)

Aslında “Romanda Millî Mü­cadele” bir bütün olarak ele alındığında objektifliği yakalama idealinde olan ve mümkün olduğunca da bu arzuya ulaşmaya çalışan bir yapı arz etmektedir. Mümkün olduğunca dönemin hâtıra ve belgelerinden faydalanarak tenkitlerinde sübjektiflikten uzaklaşmaya çalışan KIYMAZ, bunda da başarılı olmuştur. denebilir.

“Mârifet iltifata tâbidir” sö­zünden hareketle, bu eserle ilgili söylenen iltifatların mârifetin eseri olduğunu belirtmeliyiz. Çünkü araştırmanın yeterince ya­pılmadığı günümüzde, beklenen ideale ulaşmamış olsa bile, böyle bir eseri vücuda getirmek, şahsî görüş ve düşünceleri aşmayan araştırmaları ön plâna çıktığı ve bu tip eserlerin çokça arz-ı endam ettiği bir sahada, böyle bir eseri ortaya çıkarmak, ek­siklikleriyle birlikte ıııârifettir ve iltifata tâbi olması gerekir ka­naatindeyiz. Bu yüzden genç araştırmacı Ahmet KIYMAZ’ı, böyle bir çalışına yaptığı için kutlamak gerekir.

Eserin sonunda sunulan altı belgenin yanında, 1918-1928 yıl­ları arasında yayınlanan Türk ro­manları bibliyografyası çok fay­dalı olmuştur. Yapılacak ufak müdahaleler ile bu bibliyografyanın tamamlanması önemli bir eksikliği giderecektir.

DİPNOTLAR :

1- YALÇIN, Alemdar; “Sosyal ve Siyasî De­ğişmeler Açısından Cumhuriyet Devri Türk Romanı” Kilim Ofset, Ankara 1998, s. 26.

2- TURAL, Sadık K., “Zamanın Elinden Tutmak” Ötüken Yayınevi, İstanbul, 1992, s. 259.

3- “Türk Edebiyatı Üzerine İncelemeler-3 Tip Tahlilleri”, Dergâh Yayınları, İstanbul l998, s. 1

Yaren Meclisi Ocak 1993 Yıl:1, Sayı: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir