Kapat

Michael Jackson (Bülent Şaman)

Anasayfa
-----SANAT KÜTÜPHANESİ----- Michael Jackson (Bülent Şaman)

MJ sahip olduğu ses ve dans yeteneği, kısa zamanda fark edildi. Henüz yaşı küçük olmasına rağmen, özellikle solo şarkılardaki performansı nedeniyle, 1964′te, diğer kardeşi Marlon’la birlikte The Jackson’s Brothers gruba dahil edildi. Artık beş üyeden oluşan kardeşler, grubun adını “The Jackson 5″ olarak değiştirdi. Grup dönemin en ünlü R&B plak şirketi Motown’ın kurucusu Berry Gordy’nin dikkatini çekti. 1968′te Motown’la imzaladıkları sözleşmeden sonra grubun yıldızı hızla parlamaya başladı.

Söz konusu şirketten Suzanne de Passe’ın menajerliğinde çıkan ilk hitleri, “I Want You ile The Jackson 5, 70′lerin başında zenci pop ve soul vokal gruplarının dünya çapında bir numaralı temsilcisi haline gelmişti. Michael Jackson ise, bu yeni müzik tarzını kendi içerisinde, dansıyla birlikte harmanlayarak, özgün bir tarza dönüştürecek, kendi kulvarında yalnız koşacaktı. Grubun bu hızlı yükselişinden sonra, güçlü sesiyle, farklı dansıyla oldukça sivrilen ve öne çıkan Michael Jackson, 1971-1976 yılları arasında halen The Jackson 5′a bağlı olarak, yine Motown’dan, “Got To Be There”, “Ben”, “Music and Me” ve “Forever Michael” adlı ilk solo albümlerini çıkardı. Artık bireysel kariyerin önü açılmıştı.

1978′deki Destiny çalışması neredeyse patlama yaptı ve Jackson kardeşlerin en başarılı albümleri arasında yer aldı. Bu albümün Michael için de ayrı bir önemi oldu. Çünkü kendi bestelediği şarkılar, dünya çapında büyük beğeni topladı ve grubun klasikleri arasına girmeyi başardı. Böylece Michael’ın “beste yapabilme” gibi başka bir yeteneği daha ortaya çıkmış oldu. Söz konusu albüm iki milyondan fazla satarak, grubun ve özellikle de Michael’ın ününe ün kattı.

1978′e gelindiğinde ise, Michael için farklı tecrübeler söz konusu olacaktı. Jackson, korkuluğu canlandırdığı “The Wiz” adlı müzikal filmde, Diana Ross ile birlikte rol aldı. Tam da bu dönemde, müzikalde kullanılacak olan şarkıları aranje eden Quincy Jones’la Michael’ın yolları kesişti. Jones, ünlü pop starın gelecekteki başarısının ortaklarından biri olacaktı. Çünkü, film prodüksiyon aşamasındayken, Jackson’la Jones oldukça uyumlu bir ortaklık kurdular ve Michael’in bağımsız ilk solo albümünü birlikte yapmak için anlaştılar.

Böylece 1979′da, ünlü şarkıcının ilk bağımsız solo albümü olan “Off the Wall”, Jones’un prodüktörlüğünde Epic Records’tan çıktı. “Don’t Stop ‘Til You Get Enough”, “She’s Out Of My Life”, “Off The Wall”, “Rock With You” gibi dünya çapında ses getiren birçok hit parçayı içinde barındıran bu albüm, inanılmaz satış rakamlarına ulaşarak, Michael’ı pop müzik ve eğlence dünyasının idolü haline getirecek; sanatçıya ilk önemli ödüllerini kazandırmaya başlayacaktı.

Jackson, Off the Wall projesine başladığında, sonuçta elde etmek istedikleri konusunda emin değildi. Ancak sanatçı daha önceki albümlerinde yakalayamadığı daha fazla özgürlüğü elde etmek istemekteydi. Söz yazarları arasında Jackson, Rod Temperton, Stevie Wonder ve Paul McCartney yer almaktaydı. Tüm kayıtlar Los Angeles’ta yapıldı. Ritmler ve vokaller Allen Zentz Kayıt’ta, üflemelerilerin sesleri Westlake Audio’da ve yaylı sesleri Cherokee Stüdyoları’nda kaydedildi. Baştaki bölümlerden sonra, miksaj bölümü de, Grammy ödüllü ses mühendisi Bruce Swedien tarafından üstlenildi ve Westlake Audio’da tamamlandı. Quincy Jones , Jackson’ın bu dönemde fazlaca içe kapanık, utangaç ve hakkını savunamayan biri olduğunu vurgulamıştır.

“She’s out of My Life” adlı şarkı, Jones tarafından albümden üç yıl önce yazılan bir şarkıdır. Jackson şarkıyı dinleyip beğenince Jones ona şarkıyı kullanması için izin verir. Jones, Rod Temperton’ı da üç şarkının yazımı için davet eder. Amaç Jackson’ın bu üç şarkıdan birini seçmesi olduysa da, Jackson üçünü de beğenir. Böylece üç şarkı da albüme alınır. Sanatçı, şarkı sözlerini kayıt sırasında kağıttan okumaktansa, şarkının vokal kayıtlarından önce şarkı sözlerini baştan sona ezberlemeyi tercih eder Temperton, şarkılara yardımcı olurken başta Jackson’ın müzik tarzını sorguladı. Özellikle bu nedenle Temperton, şarkılara kendi geleneksel sisteminden farklı olarak daha kısa notalar ekleyerek, bunu Jackson’ın müziklerindeki sinirli tarzıyla uyuşturmak için uyguladığını belirtmiştir. Jackson, ilk tekli “Don’t Stop ’til You Get Enough”ı mutfakta mırıldandığı melodilerden geliştirir. Yüzlerce şarkıyı dinledikten sonra Jackson ve Jones albümü düzenlerler.

Bunun yanında albüm kapağı için de özen gösterildi. Kapakta Jackson smokin içinde ve çoraplarla gülümsemektedir. Bu fikrin Jackson’ın menajerinden çıktığı bilinmektedir

1980 yılında, American Music Awards tarafından 3 dalda ödüle layık görülen albüm (En İyi Soul/R&B Albümü – Off the Wall, En İyi Soul/R&B Erkek Şarkıcı, En İyi Soul/R&B Şarkı – Don’t Stop ‘Til You Get Enough), birçok liste başarı ödülünün de sahibi oldu. Aynı yılın Şubat ayına gelindiğinde, Michael yine “Don’t Stop ‘Til You Get Enough”la “En İyi R&B Erkek Vokal” dalında ilk Grammy ödülünü aldı.

Bir caz müzisyeni olan Jones’un, albümdeki parçalarda bu müzik türünü altyapıya yerleştirmesi doğal karşılanırken, bununla yetinilmeyip disco ve funky tarzı ritimlere de yer vermiş olması, sadece Michael’e özgü yeni bir müzik türünün ortaya çıkmasına neden oldu. Elbette bu da, Jackson’a benzersiz ve evrensel bir ün getirdi. İlk olarak yakın arkadaşı, Elizabeth Taylor tarafından kendisine atfedilen ve sonraları yaygın bir ifade şeklini alan “pop idolü” benzetmesi, özellikle bu dönemlerde anılmaya başlandı.

Sanatçı, Ağustos 1979′da 21 yaşına bastığında babası Joseph Jackson ile olan yapımcı-sanatçı ilişkisine son verdi ve John Branca’yı menajeri olarak işe aldı. Jackson, Branca’ya “gösteri dünyasının en büyük ve havalı ismi” olmak istediğini açıkladı. Sanatçı ayrıca “Off the Wall albümü benim için tam bir haksızlıktı. Bu albümle Yılın Kaydı Ödülü’nü alamadım. Bu bir daha yaşanamazdı.” şeklinde bir beyanatta bulunarak, ne kadar mükemmeliyetçi ve azimli olduğunu ortaya koymuştu.

İlk solo albümünün getirdiği başarıların yanı sıra, Jackson kardeşlerle de çalışmaya devam eden Michael, 1980′de grupla birlikte “Triumph” albümünü çıkardı. Bestelediği şarkılar ve bunlara yazdığı sözlerle Triumph’a damgasını vuran yine Michael oldu. “Can You Feel It”e çekilen farklı klip de büyük ses getirdi ve sanatçının dans yeteneği milyonlarca müziksever tarafından yansındı. 1982′de ise, ünlü pop yıldızına, En İyi Çocuk Albümü dalında Grammy ödülü kazandıracak olan E.T. (Extra-Terrestrial) filminin orijinal soundrack’i “Someone in the Dark” şarkısını seslendirdi.

Ve Thriller…

1982 yılı, ünlü pop yıldızı için neredeyse bir dönüm noktası oldu. Jackson’ı hemen hemen bugün bulunduğu noktaya getiren ve efsaneleştiren albüm, “Thriller”, Epic Records’tan yine Quincy Jones prodüktörlüğünde müzikseverlerin beğenisine sunuldu. Genellikle arka arkaya, single halinde piyasaya sürülen albümün “Wanna Be Startin’ Somethin’”, “Billie Jean”, “Beat It”i de içeren her şarkısı hit oldu ve müzik tarihinde tüm zamanların en yüksek satış rakamına ulaşarak rekor kırdı.

Jackson, ve Quincy Jones 300 şarkı üzerinde çalıştı, ancak bunların sadece dokuzu albüme dahil edildi. Albüm, 1982 yılının Nisan ve Kasım ayları arasında kaydedildi. Albüm için 750,000 Amerikan Doları bütçe ayrıldı ve Toto gibi gruplar da yapımda yardımcı oldu. Jackson, albümdeki şarkılardan Billie Jean, Beat It, The Girl Is Mine ve Wanna Be Startin Something’i kendisi yazdı.[1 Birçok diğer sanatçıdan farklı olarak, Jackson, şarkı sözlerini kâğıda değil, ses kayıt cihazına kaydetti.

Jackson, kayıt sırasında devamlı olarak dans figürleri üzerinde çalıştığı için, şarkıcı ve yapımcısı Jones’un arasında gerginlikler yaşandı. Albümün dokuz şarkısı bittiğinde, hem Jackson hem de Jones, şarkılardan memnun olmadı ve her biri için birer hafta harcamak pahasına parçaları yeniden düzenlediler. Jones, Billie Jean adlı eserin albüme konulmamasını istedi. Jackson yapımcısının bu isteğini reddetti ve ona şarkıyı albümüne koymaya karar verdiğini açıkladı. Eserin yapım aşamasında, Jones, Thriller’ın önceki albümün başarısını geçemeyeceğini beyan etmiş ve bunun karşılığında Jackson da yapımcısını albümü yayınlamamakla tehdit etmiştir.

Bir röportajında, Jackson, albümdeki her şarkının bir katil olmasını istediğini ve kayıt aşamasında bu amaç için çaba harcadığını söyleyerek: “Neden hiç kimse sanatsal şarkıları sevmez?” şeklinde bir soru yöneltmiştir. Yapım ekibinin Billie Jean’in yayınlanmasını istememesine ve parçanın çok kişisel bir şarkı olduğunu öne sürmesine rağmen, eser, Jackson’ın ısrarları üzerine albüme dahil edildi.

Allmusic dergisinden Steve Huey, albümün, önceki albümün sınırlarını zorladığını açıkladı ve albümdeki rock şarkılarının çok daha kızgın, balladların ise çok daha ruh sahibi olduğunu belirtti. Albümdeki belirgin ballad şarkılar “Lady in My Life”, “The Girl Is Mine” ve “Human Nature” olurken, “Billie Jean” ve “Wanna Be Starting Something’” gibi funk şarkılar da dikkat çekti.

“Beat It” bir rock şarkısı olarak nam salarken, “Baby Be Mine” ve “P.Y.T. (Pretty Young Thing)” gibi disko şarkılar da albümde yerini aldı. Şarkılardan “Wanna Be Startin’ Somethin’”, önceki albüm Off the Wall’ın tarzındaydı. Şarkıda Swahili dilinden vokaller ve korolar yer almaktadır. Bu korolar şarkının ve albümün sembolü olarak bilinmektedir.

Albümdeki Paul McCartney düeti “The Girl Is Mine”, konuşmalar içeren bir tür âşık atışmasını andırmaktadır.

Albümle aynı ismi taşıyan “Thriller” adlı şarkının, gerek önceki, gerekse seksenlerdeki pop müzik şarkılarına göre çok daha post-modern olduğu öne sürülmektedir. Şarkıda, ayak sesleri, kurt uluması, kapı gıcırtısı ve gök gürültüsü gibi sesler kullanılarak teknoloji ötesi, paranoya ile örülü bir müzik elde edilmiştir. Bu şarkıyla beraber, Jackson, kendine paranoyalarla örülü karanlık ve ağır bir görüntü vermiştir.

1984 yılında yayınlanmasıyla albümü tekrar zirveye ulaştıran şarkının klibi Grammy ödülüne layık görülmüştür. Thriller, günümüzde halen bir seksenler simgesi olarak anılmakta, klipteki koreografiler onlarca sanatçı tarafından kopya edilmektedir.

“Beat It”, içerdiği rock unsurlarıyla, Michael Jackson’ı uluslararası müzik açısından önemli kılmıştı. Sokaktaki gangster şiddetine karşı gelen sözleri ve gitar soloları, şarkının önemli özellikleridir. Şarkı, baştan sona, erkekliğin şiddetle kanıtlanamayacağını ve erkek olmak için ölmek gerektiği inancının asılsız olduğunu savunmaktadır.

Jackson’ın kaba kuvvet içerikli sokak kültürüne karşı yazılmış olan şarkısı Beat It. Parçadaki gitar soloları şarkıyı tüm zamanların en iyi rock şarkıları arasına soktuğu gibi, uluslararası bir başarı kazanmıştır. Şarkı, klibiyle de büyük bir ilgi görmüştür.

“Billie Jean” Jackson’ın asılsız gayrı meşru çocuk yakıştırmalarına karşı olarak yazılmış olan şarkıdır, albümün yayınlanmasından önce albümden çıkarılmak istenmiştir. Ancak Jackson’ın ısrarlarıyla sonunda yayınlanan şarkı, albümü zirveye oturttuğu gibi, birçok ülke listesinde 1 numarayı görmüştür. Şarkıdaki bas riffleri çoğu eleştirmen tarafından olumlu karşılanmış, funk ögeleri ise şarkıyı bir seksenler simgesi haline getirmiştir.

Allmusic dergisinde, Jackson’ın albümdeki ses genişliği hakkında “göz kamaştırıcı yetenek” ve “ortalamanın çok üstünde” şeklinde yorumlar yer almıştır. Rolling Stone dergisi ise Jackson’ın yetmişlerden beri sesinin ilk defa “yetişkin gibi” çıktığını ve ses genişliğinin dinlemeye değer olduğu yorumunu yapmıştır.

Şarkıların yanı sıra, dört hit parça için kısa film tadında çekilen, güçlü ve geniş bütçeli prodüksiyon gerektiren ilginç klipler de büyük yankı uyandırdı. MTV, Billie Jean’le, ilk defa zenci bir şarkıcının video klibini yayınlamış oldu. Fantastik bir konuyla kurgulanmış ve danslarla görsel bir şölene dönüştürülmüş Thriller şarkısının 13 dakikalık klibi ise, patlama yaptı ve gelen talepler üzerine VHS formatında piyasaya sunularak, yine ulaşılamayacak bir satış rekoruna imza attı.

Klipte Michael’in sergilediği özgün dans kareografileri, birçok gence ilham kaynağı oldu. Özellikle Jackson kardeşler olarak katıldıkları Motown’ın 25. kuruluş yıl dönümünde, Billie Jean’i seslendirirken sergilediği moonwalk denilen ayak kaydırma hareketi, Jackson’ın imzasıyla tarihe geçti.

37 hafta zirvede kalan ve Billboard albüm listesinde 122 hafta geçiren Thriller, elbette birçok ödülü de beraberinde getirdi. 1984 yılında, 12 dalda aday gösterildiği Grammy den 8 ödülle ayrılan Jackson, bir gecede en çok ödül alan sanatçı ünvanını, 2000 yılında Carlos Santana egale edene kadar elinde tutmayı başardı (Ödüllerin yedisi Thriller’a giderken, biri de, 1982′de seslendirdiği “Someone in the Dark”a verildi).

Albüm aynı yıl, 8 Amerikan Müzik Ödülü, 4 Amerikan Video Ödülü, 3 MTV Video Müzik Ödülü ve Üstün Başarı Ödülü almaya hak kazandı.

1984′te, Thriller rüyası devam ederken, kardeşleriyle tekrar bir araya gelerek “Victory” albümünü çıkardılar.

Bu albümde de Michael tarafından yazılmış ve bestelenmiş hit parçalar bulunuyordu. Jackson kardeşlerin en başarılı albümü olan Victory için 5 aylık uluslararası dev bir turne düzenlendi.

Jackson ileri ki yıllarda, ünlü bir dünya starı olarak, çok daha fazla ses getirecek sosyal sorumluluk ve insani yardım projelerini hayata geçirecekti. Bunlardan en önemlisi, USA For Africa kampanyası çerçevesinde, özellikle Doğu Afrika’da açlık sınırında ve yardıma muhtaç bir şekilde yaşayan insanlar için, Lionel Richie ile birlikte yazdığı “We Are the World” parçasıydı. Dünya çapında en çok satış rakamına sahip single olma özelliğini hala taşıyan şarkı, Stevie Wonder, Tina Turner, Diana Ross, Ray Charles, Cindy Lauper, Bob Dylan, Bruce Springsteen gibi ünlülerin de aralarında bulunduğu 40′dan fazla popüler sanatçı tarafından seslendirildi. Bu başarının ardından, We Are The World’le Richie ve Jackson, Yılın Şarkısı dalında Grammy Ödülü’nü almaya hak kazandı.

1985 yılı yıldız şarkıcı için yalnızca övgülerle geçmedi. Jackson, içinde birçok ünlü sanatçı tarafından seslendirilmiş parçanın yanı sıra, özellikle Beatles’a ait 200′den fazla şarkının telif hakkını bulunduran ATV Müzik’in en büyük hissesini satın alarak, birçok tartışmaya neden oldu. En sert tepki de müzayedeyi düzenleyen yakın arkadaşı, söz yazarı Paul McCartney’den geldi. Bu olay, dostluklarının ve bilhassa ortak söz yazarlığı çalışmalarının sonu oldu.

1987′de , “Bad” albümüyle müzikseverlerin karşısına çıktı. Quincy Jones’un yapımcılığını üstlendiği son Michael Jackson albümüydü ve

yine Epic Records etiketi taşıyordu. Satış rakamları sanatçının beklentisinin altında olsa da -yaklaşık 30 milyon adet-, “I Just Can’t Stop Loving You”, “Bad”, “The Way You Make Me Feel”, “Man in the Mirror” ve “Dirty Diana” gibi tekliler listelerde aynı anda bir numaraya oturarak bir ilke imza attı.[ 2008 itibariyle, albümü 30 milyon kopya, ABD’de sekiz milyon gönderileri de dahil olmak üzere dünya çapında satılmaktadır.

Bad şarkısına, Martin Scorsese yönetmenliğinde 18 dakikalık, yine kısa film niteliğinde bir klip çekildi. Ancak klipteki yeni Michael Jackson görüntüsü, neredeyse şarkıdan daha çok konuşulur hale geldi. Çünkü ünlü şarkıcının hem yüzünde, hem de ten renginde çok belirgin ve şaşırtıcı değişiklikler vardı. Medya, sanatçının, zenci olmaktan utandığı için ten rengini beyazlatmaya çalıştığı, burun estetiği, alın kaldırma ve dudak inceltme operasyonu gibi birçok ameliyat geçirdiği iddialarını ortaya attı.

Ancak ünlü şarkıcı, 1988 yılında kendi yazmış olduğu Moonwalk adlı otobiyografisinde, sadece iki tane estetik operasyon yaptırdığını ve çenesindeki yaralardan dolayı da cildi için cerrahi işlem uygulandığını yazdı. Bad’in klibi de tüm bu sansasyonlara rağmen, oldukça iyi bir satış rakamına ulaştı.

Jerry Kramer ve Colin Chilvers tarafından yönetilen; Kellie Parker, Sean Lennon ve Brandon Adams’ın Jackson’a eşlik ettiği “Moonwalker” adlı müzikal film, 1988 yılında gösterime girdi ve izleyiciler tarafından büyük ilgi gördü. Filmin VHS sürümü bir milyon satış adediyle yeni bir rekora imza attı. Artık yıldız sanatçı, pop, rock ve soul müziğinin kralı ilan edilecek ve Elvis Presley, Beatles, Frank Sinatra gibi dünya çapında üne kavuşarak zirveye oturmuş bir idol haline gelecekti.

Filmin başarısından sonra, paparazzilerden ve hakkında türetilen dedikodulardan bunalan Michael, Hayvenhurst’te ailesiyle birlikte yaşadığı evi terk ederek, 2.700 dönümlük dev bir alana kurulu Neverland çiftliğini satın aldı ve orada gözlerden uzak yaşamaya başladı. Çok küçük yaşta hayata atılmak zorunda kaldığı için, özlemini kurduğu çocukluk günlerini yaşayabilmek adına, lunaparktan hayvanat bahçesine, büyükçe bir göle kadar kendine apayrı bir dünya kurdu bu çiftlikte.

1991′de, Jackson, müzik şirketini değiştirerek astronomik bir rakamla Sony’le sözleşme imzaladı. 15 yıllık bir sürece ve altı albüm ile bir film çalışmasına dayanan kontrat, Michael’e sağladığı ekonomik getiriyle, adından çok söz ettirdi. Aynı yılın Kasım ayında, sanatçının yeni albümü “Dangerous” piyasaya çıktı. Albümün hit parçası olan “Black Or White”a John Landis yönetmenliğinde çekilen klip, olay yarattı. Klip, şiddet, cinsellik ve ırkçılık gibi öğelere gönderme yapıyor; özellikle sonlarına doğru görülen bazı sahnelerle şimşekleri üzerine çekiyordu. Söz konusu klibin, medya ve kamuoyunda yarattığı tartışmalar nedeniyle, Jackson bir basın bülteni yayınlayarak üzüntüsünü ifade etti ve ihtilafa konu olan bölümleri kaldırttı. Bu sansasyonlara rağmen, “Remember The Time”, “In The Closet”, “Jam” gibi hit parçalar daha çıkaran albüm, 17 milyonluk bir satış rakamına ulaştı. Sanatçının çıktığı ikinci dünya turnesi, hemen her ülkenin basın-yayın organları tarafından birebir takip edildi.

Jackson, “History: Past, Present And Future” adlı yeni albümününün birinci bölümünü, 1995′in Haziran ayında çıkardı. History Begins, albüm serisinin başlangıcıydı ve cover’lanmış 15 eski hit parçadan oluşuyordu. Serinin ikinci bölümü, History Continues ise, 15 yeni parçayla piyasaya sürülmüştü.

İlk albümün ilk single’ı, büyük liste başarısı sağlayan “Scream” oldu. Kız kardeşi Janet Jackson’la birlikte seslendirdiği bu parçaya çekilen klip ise, tüm zamanların en pahalı videosu oldu. Jackson, yarım şirket sahipliğini korunur gibi hatta daha fazla şarkı için haklarını açık $ 95 milyon kazandı.

Jackson kardeşler “Scream”le, MTV Video Müzik Ödülleri gecesinden, farklı kategorilerde 3 ayrı ödülle ayrıldı. Anti-Semitik ifadeler içerdiği için Yahudi toplumunun tepkisini çeken “They Don’t Care About Us” şarkısı, History albümünden çıkan dördüncü tekli oldu. Parçanın anti-semitik sözleri, sonraki düzenlemelerde sound’a uygun bir şekilde değiştirildi. Bu arada Michael; Elvis Presley’in kızı olan Lisa Marie Presley ile evlendi. Ancak evlilik 18 ay gibi kısa bir zaman sürdü.

Albümün başarısı üzerine 1996′da yine dünya turnesine çıkan Michael, henüz konserler devam ederken Deborah Jeanne Rowe ile evlendi. Ancak bu evliliğini de sürdüremeyen Jackson ile Rowe, 1999 yılında olaylı bir şekilde boşandı.

1996′da Brit Ödülleri gecesinde, “Earth Song” adlı parçasını, beyazlara bürünmüş ve çevresini sarmış birçok küçük çocukla seslendiren Jackson, iki ağaç arasında kollarını açtığı figürü nedeniyle, kendisini Mesih gibi gördüğü iddiaları ile karşı karşıya kaldı.

1997 yılına gelindiğinde, ünlü pop şarkıcısı, History albümünün hit parçalarının remix’lerinden oluşan “Blood On The Dance Floor History in the Mix” i piyasaya çıkardı. Albümün çıkış parçası “Blood On The Dance Floor”, “Is It Scary” ve “Ghosts” büyük ilgi gördü ve iyi bir liste başarısı kazandı.Michael, bu albümünü, büyük yardımını gördüğü Elton John’a ithaf etti. “Is It Scary” ve “Ghosts”a, Jackson ile Stephen King tarafından yazılan, Stan Winston tarafından yönetilen 35 dakikalık bir klip çekildi. Halen dünyanın en uzun müzik videosu olma özelliğini koruyan klip, yine uluslararası bir başarı kazandı.

2001′de Jackson, 13 ülkenin pop müzik listesinde bir numaraya oturacak olan “Invincible”‘ı çıkardı. “You Rock My World”, “Cry” ve “Butterflies” gibi hit teklilerle piyasalarda fırtına gibi esti. Ancak, albüm çıkmadan önce, ünlü yıldızın, Sony Müzik’in sahibi Tommy Mottola’yı, süresi dolmak üzere olan kontratlarını yenilemeyeceği doğrul-tusunda uyarmasına rağmen, Jackson’la şirketin arası açıldı.

Yasal prosedürler nedeniyle, albümle ilgili tüm promosyonlar ve tekli satışları iptal edildi. Mottola’nın, Afrika kökenli Amerikan sanatçılara saygısız davrandığını ve hakaret içerikli konuşmalar yaptığını iddia eden Michael, şirketin zenci artistleri çıkarları doğrultusunda kullandığı yönünde bir açıklama yaptı. Sony ise, sanatçının iddialarında doğruluk payı olmadığını savundu.

2008 Şubat ayında Michael Jackson Thriller albümünün 25. yılı şerefine Thriller 25′i yayımladı. Thriller 25, Amerika’da 2, Birleşik Krallık’ta 3. sıraya ulaştı.

2009 Mart ayında Londra’da yaptığı basın açıklamasında Michael Jackson, Londra’da 8 Temmuz itibari ile 50 konser vereceğini açıkladı fakat sanatçının bu geri dönüş konserler serisine başlamaya ömrü vefa etmedi.

Sonuçta bir daha asla yeri dolmayacak bir sanatçı kısa hayatının ardından göçüp gitti….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir