Kapat

Mehmet Rauf (Hayatı)

1874 yılında İstanbul’da doğan Mehmet Rauf, tüm öğrenimini burada tamamladı. Soğuk-çeşme Askeri Rüşdiyesi’nden sonra Mekteb-i Bahriye’ye devam etti. Mezun olduktan sonra 1893 yılında Boğaziçi’nde Trabya’daki bir tersane gemisinde irtibat subaylığı görevinde bulundu. Bir sonraki yıl Girit’e ardından da Kiel kanalının açılması üzerine Almanya’ya gönderildi ve dönüşte Tarabya’da elçilik gemilerinin irtibat subaylığına atandı.

1908 yılından sonra hayatını yazarlığa adayan Mehmet Rauf, Halid Ziya ile henüz tanışıklığı yok iken ona bazı küçük hikayeler göndererek Hizmet gazetesinde basılmasını sağladı. Ekonomik sıkıntılardan bir türlü kurtulamadı ve bunun üzerine Cumhuriyet devrinde kadın dergileri çıkarmaya başladı. 1895 yılında Hüseyin Suad, Hüseyin Cahid ve Halid Ziya’nın yazdıkları Mekteb dergisinde de yazılar yazdı.

1896 yılından sonra Servet-i Fünun hareketi içine katılan Rauf, burada hikayeler, mensur şiirler, edebi makaleler kaleme aldı. Ancak 1900’lü yıllarda Eylül adlı romanını yazması sonucu üne kavuştu. Bunun üzerine yazı hayatına bir süre ara verdi ve 1908 yılında Servet-i Fünun topluluğunun dağılması sonucu çeşitli piyesler, hikayeler, romanlar ve makaleler yazmaya yeniden başladı. Hayatının son yıllarını hastalık içinde geçiren Mehmet Rauf, 23 Aralık 1931 tarihinde İstanbul’da hayatını kaybetti.

Halid Ziya’nın etkisi altında kalan Rauf, edebi kişiliği Fransız realist ve natüralist yazarların ışığında biçimlendi. Yazmış olduğu eserlerde genellikle aşkı konu almış, Türk edebiyatının ilk başarılı ruh çözümlemesi olan ‘’Eylül’’ adlı romanı ile sanatının en yüksek mevkisine çıkmış ve öteki eserlerinde bir daha o düzeye gelemedi. Farklı yazı türleri kaleme alan Mehmet Rauf, eserlerinde kendi kişiliğinden sıyrılamadı ve kendi hayatının bazı kesimlerini kitaplarına yansıttı. Sosyal hayata pek yer vermeden romantik duyguları işlemiş; arzu, ihtiras ve aşk maceraları temel konuları oldu. Onu döneminin diğer yazarlarından ayıran en önemli şey, psikolojik tahlillere önem vermesi oldu. Dili sade, açık ve anlaşılır olan yazarın mensur şiir üzerinde ısrarla durarak o yolda çokça yazı yayımlaması bu türün daha sonraki devirlerde de tutunup devam etmesine vesile oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir