Karagöz Elden Gidiyor mu? (Prof. Sabri Esat Siyavuşgil)

Tiyatro Bilimi (Prof. Dr. Melahat Özgü)

Gagauz Edebiyatı (Doç. Dr. Hülya Argunşah)

Budist Uygur Edebiyatı (Prof. Dr. Geng Shimin)

Kitle İletişimin Plastik Sanatlardaki Temsili: ‘Pop Art’ (Nilüfer Usta)

Heykel, Mimari, Resim 1 Şubat 2017
1.225

Kökeni Romantizme dayanan modernizi, Aydınlanmanın beraberinde meydana gelen sosyo-kültürel değişim, Kant’ın “deha” kavramı ile Descartes’in “aklı” ele alması sonucu meydana gelmiştir. Uzun bir manifesto dönemi olan modernizm, umut vaat eden söylemlerini yerine getirememesinden dolayı birçok eleştiriye maruz kalmış, bu nedenle I. ve II. Dünya savaşlarının ardından avangard sanat hareketlerine sahne olmuştur (dada, sürrealizm). Bu sanat hareketleri, içinde varlıklarını sürdürdüğü sanat kurumunu eleştirmiş ancak, modernizmin içinde var olmaktan kurtulamamıştır. Sanata (yapıta/esere) “bunu diğerlerinden farklı kılan nedir” sorusunu yönelten modernizm 60’lı yıllarda yerini, tam bir üslup karmaşası olan ve kökenini Andy Warhol’un “Brillo Kutuları”ndan alan önündeki “post” eki sayesinde modernizm sonrası anlamına gelen post-modernizm(1)e bırakmıştır. Bu yeni anlayış, modernizmin aksine esere “bunu sanat yapan nedir” sorusunu yöneltmektedir. Dolayısıyla bu doğrultuda öncelikle post-modernizmin başlangıcı sayılan pop art’ın tanımı yapılmalı ardından sanat kurumu içindeki varlığı sorgulanmalıdır.

“Pop” kelimesi “popüler” sözcüğünden doğmuş olup, kökeni çalışmalarında tüketim toplumunun bir yansımasını sunan Richard Hamilton’un kolaj çalışmalarına dayanmaktadır. Kitle iletişim araçlarının çoğalmasının ardından ortaya çıkan pop art terimi ilk kez 1958 yılında, İngiliz eleştirmen Lawrence Alloway tarafından popüler kültür ürünlerini tanımlamak için kullanılmıştır. Terim, ilk kez 1956 yılında Hamilton’un “Günümüz Evlerini Bu Kadar Farklı Ve Cazip Kılan Nedir?” adlı kolaj çalışması için kullanılmış olup, odak noktasına tüketim toplumunu alarak, geleneksel “zevklilik” kavramının elitist duruşu ile oluşan yapay bir “yüksek” ve “alçak” sanat ayrımına karşı çıkmaktadır (Sanatın Tüm Öyküsü, 2012: 486).

Şaylan’a göre pop art’ın en önde gelen özelliği, klasik ya da modern sanattan farklı olarak konu ve mesaj ile ilgilenmemesidir (Şaylan, 2009: 115).

Teknolojik yenilikler seri üretim ve kent kültürünün yaygınlaşması sonucunda oluşan kitle kültürü XX. yüzyılın temel faktörü olup, sanatta yeni bir kapıyı aralamıştır. Uzun bir süre sanatı meşgul eden taklit (mimesis) kuramı XIX. yüzyılda fotoğrafın icadının ardından sona ermiş, onun yerini sanat sanat içindir kavramı almış dolayısıyla, sanatta yeni bir dönem başlamıştır. Zamanla plastik sanatlarda pentür geleneği son bularak, teknolojik gelişmeler sonucu tarih boyunca değişim halinde olan sanat, iki boyutlu yüzeyde uyguladığı doku yöntemini sona erdirmiştir. Dolayısıyla kökeni kübizme dayanan kolaj mantığının gelişmesi ile iki boyutlu yüzey, tüketim toplumuna ait imgelerle dolarak, zamanla kolajın yerini serigrafi tekniği ile seri üretime bırakmıştır. Bu durum 50’li yıllara ait göstergelerin bir arada toplandığı çeşitli öğelerle (Bugünün Evlerini Bu Denli Farklı, Bu Denli Cazip Kılan Nedir?) Batı dünyasında gündelik yaşamın bir portresini sunmaktadır (Antmen, 2010: 160). Gerek Hamilton gerekse de Warhol, çalışmalarında sundukları dünyayı yapay bir atmosfere sokmuşlardır. Hamilton’a göre akım, toplumun içinde bulunduğu çağın getirdiği yenilikler doğrultusunda oluşan sanatsal bir inancı yansıtmaktadır (Antmen, 159). “Yüksek kültür” ve “kitle kültürü” arasındaki ayrımı yıkmak isteyen post-modern sanat akımlarının ilk örneklerinden biri olan pop art, sanatçı ve ürününün -eşsiz ve bir sahibi olan sanat eserinin- medyanın güdümündeki modern tüketim dünyasında nereye yerleştiği sorusuyla yüzleşmeye yönelik ciddi bir girişimdir (Sanatın Tüm Öyküsü, 487).

50’li yıllarda Amerika’da ortaya çıkan ve zamanla gelişen ekonominin sonucu oluşan tüketim toplumunun düşünce yapısını gözler önüne seren pop art, kendisi ile eş değer zaman aralığında varlığını sürdüren estetik modernizmin ifade biçimi olan soyut dışavurumcu sanat anlayışı ile rekabet içinde olmuştur. Bu durum zamanla pop’un ünlü imajları ve kitle kültürüne ait imgeleri kullanmasıyla onun bir tür “reklam estetiği” olarak nitelendirilmesine neden olmuştur (Antmen, 161). XX. yüzyıla ait olan bu sanatsal ifade biçiminin zamanla “reklam estetiğini” yücelten bir konuma getirdiği, Warhol’un serigrafi tekniği ile ürettiği coca cola şişelerinden anlaşılmaktadır. Warhol’un ve bazı diğer pop art sanatçılarının tüketim nesnelerine dair olan marka ve ünvanları da resme dahil etmelerinin nedeni: nesnelerin varlıklarını tüm gerçekliğiyle kabul etmeleridir. Dolayısıyla nesne mekan da kendisini var eden tüm göstergelerle birlikte bulunarak, seri üretimin meydana getirdiği yapaylığı somutlaştırmaktadır. Pop art sanatçıları, sanatın da, yığınsal olarak üretilen öteki ürünler gibi, her yerde tüketicinin karşısına çıkmasını ve çevredekilerle yadırganmayacak bir uyum içerisinde olmasını da istiyorlardı (Şenyapılı, 2004: 88).

Tüketim toplumuna ayna tutan pop art, çağdaş nesneyi bir anlatım aracı olarak kullanmak yerine onu, gösterge olarak kullanmayı tercih etmiştir (Baudrillard, 2015: 148).Bu doğrultuda Rauschenberg’in gündelik nesneler ile geleneksel anlamdaki boyayı birleştirmesi sonucu oluşan çalışmalar akla gelen en somut örneklerdir. Gündelik hayattan materyallerin sanatsal ifade aracı olarak kullanılması pop arta gelinceye kadar sanat öldü sloganıyla ortaya çıkan avangard bir sanat hareketi olan “dada” akımında var olan bir durumdur. Ancak, pop art gündelik eşyayı “dada” akımı gibi estetiği sorgulamak için değil, tüketim toplumunun durumunu sanatsal ifade yöntemi ile göz önüne getirmek için kullanmıştır. Bu nedenle bu sanatsal ifade biçimi neo dada olarak da adlandırılmaktadır.

Yüksek sanat ile popüler sanat arasındaki geleneksel ayrımı sorgulayan Andy Warhol seri üretim tekniği ile çoğalttığı çalışmalarında modernizme özgü birey (kökeni Kant’ın “deha” kavramına dayanmaktadır) olarak sanatçının yeteneğini ve dehasını çökertmeyi amaçlamıştır (Sanatın Tüm Öyküsü, 489).

Pop sanatçıları Warhol’un serigrafi tekniği ile Marily Moonre portrelerindeki “ünlü” imajları iki boyutlu yüzeyde temsil ederek sıradanlaştırma amacında olduğu gibi, yüksek kültüre ait imajları/göstergeleri sanatsal ifade aracı olarak kullanarak, kitlelerin kültür tüketme biçimlerindeki ayrımları yok etmeyi amaçlamışlardır.

Bir yapıtın tekniği onun içeriği hakkında bilgi vermektedir. Pop art, fotoğrafik imgeyi olduğu gibi tuvale aktarmasının ardından ona, yaptığı müdahalelerle, kişisel ifade ve özgün “yetenek” le üretilmiş resimlere kökten bir tepkiyi ifade eden resimlerinde el becerisini, yeteneğini ve ifadeyi bir ölçüde dışlamayı amaçlamıştır (Antmen, 162).

Çağının toplumunun ve sanatının gerçek görünümünü sanatsal ifade yöntemleri ile somutlaştıran pop art, Batı sanatının büyük anlatımlarını sona erdirmiş ve mimesis üzerinden anlam bulan sanatı sonlandırarak, gerçekliği hayal edilebilecek en alt basamağa itmesiyle ünlü olan Platon öğretisini altüst etmiştir (Danto, 2004: 158). Sanat tarihine kısaca göz atıldığında, modernizmin başlangıcına kadar olan süreçte (fotoğrafın icadından sonra durum tamamen değişmiştir) genellikle mimemis çerçevesinde bir anlatım yöntemi hakimken, pop artla birlikte mevcut göstergeler mekanda yapay bir düzende olduklarını hatırlatacak biçimde bir araya gelerek, yeni bir anlatım meydana gelmiştir. Zamanla sanatçının varlığının tek kanıtı olan öznellik yani “yaratıcı davranış biçimi” pop artla sona ermiştir. Bu sanatsal ifade anlayışı, önceki sanat anlayışlarının tersine estetik bir anlatım çabasında olmamış, onun yerine kitle iletişimine ait olan gerçekliği tuval yüzeyinde görünür kılmayı amaçlamıştır.

Pop art, serigrafi tekniği ile çoğalttığı görünümlerle gerçek nesne ve sanatçı tarafından oluşturulan nesneyi ayırarak, sanatla gerçeklik arasında bir ayrım oluşturmuş dolayısıyla, sanatın gerçekliği ele alış yöntemini sorgulamıştır. Kısacası dış dünyada somut bir halde bulunan imajı çoğaltarak yeni bir düzlemde yeniden oluşturarak, o güne kadar alışılan anlatısal sanatı sona erdirmiş, bu nedenle kendisi için “sanatın sonu” ifadesi kullanılmıştır. Genel olarak bakıldığında, kitle kültürünü görünür hale getirerek yüksek sanatı (yüksek sanat kavramı 1917 yılında Duchamp’ın “R. MUTT” yazılı “pisuarı” ile son bularak, estetik (güzel) kavramı sorgulanmaya başlanmıştır) yok etmeye çalışan pop art’ın amacı: belli bir anlam taşıyan imajların, sanatçı tarafından başkalaşıma uğratılarak ortaya çıkan görüntünün yüksek sanatın konusu statüsüne yükseltilmesidir (Danto, 163).

SONUÇ

Akım, teknolojik olanaklar yardımıyla kitle kültürüne ait imgeleri sanatsal ifade aracı olarak kullanarak, yüksek kültür ile kitle kültürü arasında yer alan sınırları yok etmiş dolayısıyla, post-modernizmin amacı olan yaşam ile sanatı birleştirme arzusunu gerçekleştirmiştir.  Bu durum Greenberg’in öğretisine dayanan iki boyutlu yüzeyde biçime önem veren modernist anlatının sona ermesine neden olarak post-modernizme kapı aralamıştır. Bu sanatsal ifade anlayışı, günümüz sanatında da güncel sanat etkinlikleri ve bireysel ifade arayışları aracılığıyla varlığını devam ettirmektedir.

NOTLAR: 

Modernizm: Greenberg’in ifadesi ile “modernizmin özü, bir disiplinin karakteristik yöntemlerinin bizzat bu disiplini eleştirmek için kullanılmasında yatmaktadır” ifadesinden de anlaşılacağı gibi geleneksel anlamdaki sanatsal ifade arayışlarının geçerliliğini yitirdiği düşüncesi ile ortaya çıkmıştır (Bürger, 2010: 18).

Postmodernizm: Kökeni Andy Warhol’un “Brillo Kutuları”na dayanan, 50’li yıllarda ortaya çıkmış ancak 60’lı yıllarda farkına varılan, modernizmin aksine bir üslup birliği olmaksızın birbiri ardına meydana gelen birçok sanat hareketini kapsayarak, sanat ve hayatı birleştirmek amacıyla eser ve izleyici arasındaki ilişkiyi daha aktif hale getirmeye çalışan bir dönemin ismidir.

KAYNAKÇA:

Antmen, Ahu, Sanatçılardan Yazılar ve Açıklamalarla XX. Yüzyıl Batı Sanatında Akımlar. (Haziran 2010). İstanbul. Sel.

Baudrillard, Jean.  Tüketim Toplumu. Çev: Alaeddin Şenel. 2015.  İstanbul. Ayrıntı.

Bürger, Peter. Avangard Kuramı. Sunuş Ali Artun. Çev: Erol Özbek. 2010. İstanbul. İletişim.

Danto, Arthur C. Sanatın Sonundan Sonra Çağdaş Sanat ve Tarihin Sınır Çizgisi. Çev: Zeynep Demirsü. 2014. İstanbul. Ayrıntı.

Sanatın Tüm Öyküsü. Genel Editör: Stephen Farthing. Çev: Gizem Aldoğan, Firdevs Candil Çulcu. 2012. Çin. Hayalperest.

Şaylan, Gencay.  Postmodernizm, 2009. Ankara. İmge.

Şenyapılı, Önder.  The Art Millennium Sanat Kitapları Yirminci Yüzyıl. 2004. İstanbul. Boyut.

 

NOT: Yukarıdaki yazı SalakFilozof 2 Aylık Kültür Sanat Dergisi adına yapılmıştır ve derginin Yıl: 1 Sayı:2’de yayınlanmıştır.

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.