Cuma, Eylül 30, 2022

Jorinde Voigt ‘Infinite Rhythm’ Sergisi (6-25 Eylül 2022)

Dirimart, Jorinde Voigt’un galerideki ikinci kişisel sergisi Infinite Rhythm’i sunmaktan mutluluk duyar. Sergide sanatçının Rhythm (2022) başlıklı en yeni serisinin yanı sıra The Sum of All Best Practices (2021/22), Fugue (2021), Immersion (2020), Infinite (2020) ve Double Infinite (2019) başlıklı serilerinden işleri bir araya geliyor. 

Jorinde Voigt, felsefeyle iç içe olan sanat pratiğinde hep algı, hisler ve mevcudiyete yönelik sorularla haşır neşir olmuş, bu arayışında kişinin iç dünyasıyla—kişisel tecrübeleri, duyguları, hafızasıyla—dışardaki koşulların kesişimlerini betimleyen grafik sistemler yaratmaya çalışmıştır. Voigt’un sezgisel ve dışavurumsal işleri, etrafındaki dünyanın karmaşıklığını, hızını yakalamaya yönelik dikkatli meditatif süreçlerden ve gözlemlerden damıtılıp çıkar; mevcut doğal formlar üzerine The Sum of All Best Practices (2021/22) serisindeki işleri olsun, en yeni serisi Rhythm’de yöneldiği soyut kurulumlar olsun yaratım süreçleri hep böyle işler.

Dirimart sergisinin merkezinde duran Rhythm işlerinde Voigt, çizgilerini üç boyutta inşa eder: renkli kâğıt ve üzerlerine çizilmiş çizgileri dilimlemek, kesmek, yeniden konumlandırmak ve katmanlar oluşturmak yoluyla yeni kurulumlar yapmak şeklinde özetlenebilecek bir süreçtir bu. Bazıları dokulu ve grafik bir görünüme sahipken bazıları belli belirsiz manzaraları, açan çiçekleri, kılı kırk yararcasına çizilmiş kurdelaları anıştıran narin şekillere bürünmüşlerdir. Voigt Rhythm serisini, bütün ve onu oluşturan parçalar arasındaki bir tür çekim-itim olarak tanımlar. Aynı anda var olan birçok ritim bir araya gelip bu yıkım ve yeniden inşa sürecinden geçerek organik bir birim oluşturur. Bu süreçte materyallerin kendisi ortaya sınırlamalar, sınırlar ve dirençliliğe dair birçok soru atar; bunların ufkunu genişletip şu dünyamızın kesişen ritimlerine dair daha genel düşünmek bize kalmıştır. Ineta Kivle’ye göre ritim, “zihin-beden düzenini örgütleyen, toplumsal süreçlere nüfuz eden ve doğayı belirleyen” bir vuruştur (“Search for Stability: Rhythm in the Philosophies of Husserl, Deleuze & Guattari,” Rhuthmos, 8 Eylül 2021). Peki, kişisel olsun, toplumsal, siyasal, ekolojik olsun birbiriyle rekabet halindeki ritimleri belirli bir denge durumuna nasıl getirebiliriz? En geniş anlamıyla ritme yönelttiğimiz ilgi bize nasıl bu dengenin aslında durağanlık değil, hareket halindeki edim, benzeşim ve ittifak kutupları arasında sürekli bir müzakere olduğunu söyleyebilir? Böyle bir ritim mefhumu, anlamlı dünyalar inşa edebileceğimiz—empati, öznelerarasılık ve aidiyet duygusunu öğrenmemize yardım edecek—bir araç haline nasıl gelir?

Sum of All Best Practices ve Fugue serileri, Voigt’un son dönem çalıştığı üç boyutta resim yapma ediminin uzam yaratma niteliklerine yönelik incelemelerine güzel örnekler teşkil eder. Bu işler, şu anın her bir formunun kendi geçmişine—ve hayatta kalışına—dair dile getirdiklerini ele alır. Sanatçı bu serilerde, Berlin parklarında bulduğu yapraklardan kesikler alıp topografik toplamalar yaratırken spesifik bir şeyi spesifik bir karmaşıklığa yerleştirmenin potansiyel olarak sonsuz yollarını keşfe çıkar. Fugue’deki işlerindeyse, renkli kâğıtlara kesikler uygulayarak yumuşak inişli-çıkışlı, kıpraşımlı çizgiler açar, bunları ışıklı, müzikal bir manzara halinde bir araya getirir. 

Sergide örnekleri görülebilecek bir diğer seri olan Immersion’ın hareket noktasıysa algı sürecidir. Voigt bu seride tam olarak neyi algıladığımızdan ziyade nasıl algıladığımız meselesine odaklanır. Algının doğasına yönelik araştırmasının hedefi arketip imgelerin içsel yapılarını anlamamıza uygun formlar geliştirmektir: Gördüğümüz şeyin arkasında ne vardır ve bu imgeler nasıl deneyimlenebilir, başkalarıyla nasıl paylaşılabilir gibi sorular vardır aklında. Bu serideki işlerinde torus formu belirgindir; bu, psikanalist Jacques Lacan’ın, dışarısı (exterieur) ve yakınlık (intimité) terimlerini harmanlayarak oluşturduğu extimité mefhumunu açıklamak için sıkça başvurduğu bir geometrik formdur. Voigt’un merkezsiz veya dışmerkezli formlardan oluşturduğu rengârenk manzaralar, bilinçaltını salt içsel değil öznelerarası bir yapı olarak betimler; istediğimiz kadar içine batalım hep dışımızda, hep öteki olarak kalacak bir şey. Lacan’ın söylediği gibi, “benim kalbimde olsa da bana yabancı” olan (The Seminar: Book VII (1992).

Jesi Khadivi’nin “A Curve That Folds Without Closing” (2022) ve “Something Strange at the Heart of Me” (2018) yazılarından uyarlanmıştır.

2,600BeğenenlerBeğen
popüler kategoriler
son yorumlar
HABERLER

Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz