Kapat

İnsanlık Tarihi, İnanç ve Mimari Bir Keşifle Yeniden Harmanlandı (İrfan Tok)

Anasayfa
-----SANAT KÜTÜPHANESİ----- İnsanlık Tarihi, İnanç ve Mimari Bir Keşifle Yeniden Harmanlandı (İrfan Tok)

Göbekli Tepe gizemli olduğu kadar, hikâyesi de ilginçtir. Şavak adında bir çiftçi, bir gün tarlasını sürerken bir heykel bulur. Çevresinin yönlendirmesiyle bulduğu heykeli para eder düşüncesiyle müzeye götürür. Müzedeki yetkililer heykelin tarihi bir özelliği olmadığı savıyla heykeli müze ambarına atarlar. Yıllar sonra müzeye gelen uzman kişiler tarafından incelenen heykelin gerçek değeri anlaşılır; heykelin bulunduğu tepenin, birkaç metre derinliğine inilince, saklı muhteşem tarih gün yüzüne çıkar.

Kazılarla gün yüzüne çıkan ve ünlenen Göbekli Tepe, Urfa’nın 20 km kuzeydoğusunda yer almaktadır. Denizden yüksekliği 834 metredir. Urfa’dan bakıldığında görülebilecek bir yerde, geniş görüş mesafelerini görebilecek hâkim bir noktadadır. Bu coğrafi konumu, Göbekli Tepe’nin önemli özelliklerinden biridir. Tepe’de, bugün bir ziyaret, bir dilek ağacı ve eski bir mezarlık bulunmaktadır. İnsanoğlunun en büyük adımlarından biri olan Neolitik Devrim’in, yani tarımın başlamasının, hayvanların evcilleştirilmesinin, ilk kurulan köylerle birlikte yerleşik yaşama geçişin, sınıflaşmanın nüvelerinin oluşmasının; kısacası uygarlığın ilk adımlarının atılmasının gerçekleştiği çekirdek bölgelerden biri, belki de en önemlisi olan Bereketli Hilal topraklarında yer almaktadır. Neolitik Dönem’in (Taş Çağı’nın) önemli yerleşim yerlerinden biridir.

Önemli oluşunun nedeni, son avcı-toplayıcı topluluklara dair bilgiler barındırması, tarihsel olarak, yerleşik yaşama geçiş aşamasını temsil etmesi ve günümüzden 12 binyıl öncesine ışık tutmasındandır. Alman arkeolog Klaus Schmidt ve ekibi 12 yıldır Göbekli Tepe’de kazı ve incelemeler yapıyor. Elde edilen bulgulardan ortaya çıkan şaşırtıcı gerçek şu: Göbekli Tepe, son avcı-toplayıcı toplulukların inşa ettiği, son derece görkemli bir kült (tapınma) merkezi, bir tapınaklar dağı. Büyük bir değişimin arifesinde olan, geçiş döneminin tüm sancılarını yaşayan avcı-toplayıcı topluluklar, bir anlamda, en azından tapınaklarıyla yerleşik yaşama geçmişler. Üstelik sandığımızdan çok daha gelişmiş ve karmaşık sayılabilecek bir semboller dünyasına ve inanç sistemine sahip olarak.

Göbekli Tepe, yerleşim yerinden öte, bir tapınak merkezidir. Bulunan mimari yapılar günlük yaşama yönelik değil, aksine özel amaçlar (Hac) için yapılmış kült yapılardır. Nevali Çori, Karahantepe (Keçeli Tepe), Sefer Tepe gibi yerler ayni kültüre ait daha küçük boyutlu uydu yerleşim yerleri olarak varsayılmaktadır. Çayönü yerleşmesinde Neolitik Dönem’e ait törensel binaların, özellikle yuvarlak yapılar ve ızgara planlı yapılar evresi Göbekli Tepe ile çağdaş olması nedeniyle, bu evrelerde yaşanan ortak bir kültürden, dönemin Çayönü insanlarının Göbekli Tepe ile ilişki içerisinde olduğu, birbirilerinden haberdar oldukları düşünülmektedir.

Göbekli Tepe, Neolitik Dönem’de kullanılmış ve sonrada terk edilmiştir. Göbekli Tepe’nin anıtsal yapıları, onu yapan Neolitik Dönem insanları tarafından bilinçli olarak doldurulmuş, bir nevi gömülmüştür. Bu dönemde yaşam biçimlerini de değiştirmeye başlayan son avcılar, eski kimliklerini, avcı-toplayıcı yaşamlarında onlar için önemli olan inanışlarını, sembol dünyalarını tahrip etmeden kapatarak terk etmişlerdir. Bu nedenle son avcıların buluşma merkezi olan eşsiz tapınaklar dağı, ıssız, ırak, sessiz doğal ortamda, tahrip edilmeden günümüze kadar ulaşabilmiştir.

 

NOT: Yukarıdaki öykü SalakFilozof 2 Aylık Kültür Sanat Dergisi adına yapılmıştır ve derginin Yıl: 1 Sayı 2’de yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir