Kapat

Geda Musli ve Bir Şiiri (Dr. Ömer Zülfe)

Anasayfa
-----SANAT KÜTÜPHANESİ----- Geda Musli ve Bir Şiiri (Dr. Ömer Zülfe)

Halk şairlerinin, ister tekke edebiyatına ister âşık edebiyatına mensup olsunlar, şiirlerinin ve hayatları hakkındaki bilgilerin yazıya geçmemesi gibi büyük bir talihsizlikleri vardır. Gedâ Musli1 de böyle şairlerdendir. Eldeki şiirleri ve hayatı hakkındaki bilgi kırıntıları onun hangi zaman diliminde yaşadığını ve kimliğini kesin çizgilerle belirleyecek nitelikte değildir. Hatta hakkında verilen malumata göre aynı mahlâsı kullanan iki şairin varlığı bile akla gelmektedir.

Eldeki kısıtlı bilgilere göre Gedâ Musli 16. yüzyılın ikinci yarısı ile 17. yüzyılın başlarında yaşamıştır. Çöğür2 şairlerinden sayılmaktadır. Evliya Çelebi’de ve 17. yüzyıl şairlerinden Sun‘înin Tekerleme’sinde adı geçer. Murad Reis [ö.1609]’in katıldığı savaşlarda yer almış olup garp ocakları şairlerindendir.3

Evliya Çelebi İtakî adlı bir şairi anlatırken “…ammâ acâib çöğür çalardı. Koroğlu ve Kuloğlu ve Kayıkçı Mustafâ ve Kayıkçılar Mustafâsı ve Gedik Süleymân ve Dişlen Süleymân ve Gedâ Musli ve Türabî ve Gedaî ve Kâtibî ve gayrılar bunun deprettiği çöğürü ve bunun söylediği âşıkâne pâkîze eş‘ârları birisi söylemeğe kâdir degildir…”4 diyerek Gedâ Musli’den de söz eder. 17. yüzyıl şairlerinden Sun‘î de Tekerleme’sinde onun adını anmaktadır:

Gedâ Musli Gedâ Ahmed Uşâkî

Gedâ Mahmûd Gedâ Âşık Firâkî

Serseri gezerdi ol Derviş Bâkî

Beğendim iğneci Abdullah’ı 5

Gedâ Musli’yi ilk tanıtan Ahmed Kudsi TECER’dir.6 “Cezâyir Türk Halk Şâirlerinin Şiirleri” adlı yazısında Çırpanlı’nın dört, Armudlu’nun bir ve Kul Çulha’nın iki şiirinin yanısıra Gedâ Musli’nin de iki şiirini yayımlamış ve onun öbür şairlerden daha erken bir dönemde yaşamış olabileceğini belirtmiştir. Fuat KÖPRÜLÜ, “Cezayir’e mensûb olduğu anlaşılan Gedâ Muslu 1018 (1609) yılında Cezayir gemilerinin bir İspanyol kalyonunu zaptetmeleri münasebetiyle 11 heceli iki manzume söylemiştir.”7 diyerek benzeri bilgileri yineler.

Sadettin Nüzhet ERGUN, Bektaşî Şairleri ve Nefesleri adlı eserinde Gedâ Musli’yi Bektaşî şairler arasında sayar ve üç şiirini kitabına örnek alır.8 Abdülbaki GÖLPINARLI da Alevî Bektâşî Nefesleri adlı eserine şairi dahil eder.9 Bunlara karşı bir görüş olarak Saim SAKAOĞLU, Gedâ Musli’nin garp ocakları şairlerinden olduğunu söylerken, S. Nüzhet ERGUN’un onu Bektaşî göstermesini eleştirir ve aynı mahlâsı kullanan iki şairin tek bir kimlik altında toplanıp sunulduğunu ifade eder.10 Erman ARTUN da “Bazı araştırmacılar onu Bektaşî âşığı olarak göstermekteyseler de bununla ilgili ciddî bir belge elde bulunmamaktadır.”11 diyerek aynı yönde görüş bildirir.

Aşağıda sunulan şiir, Gedâ Musli’nin kimliğini belirlemede ipuçları vermesine rağmen, onun hakkındaki bilinmezlik düğümünü kesin bir biçimde çözecek nitelikte değildir. Şiirin bir Bektaşî düsturunu yansıtması ve Nefes başlığını taşıması, yukarıda sıralanan görüşlerden birincisini haklı çıkarır gibi görünmektedir. Ancak yeniçeri ocağının Bektaşîlikle olan sıkı münasebeti12 göz önünde bulundurulduğunda, Gedâ Musli’nin şiirlerinde Bektaşîlikle ilgili unsurlara yer vermesi, yeniçeri ocağına mensup olmasına bağlanabilir. Bu durumda Gedâ Musli’nin Bektaşî olduğu iddiasını şüpheyle karşılamak gerekir. Şimdilik bu konudaki sis perdesinin aydınlatılmasını ileride bulunması umut edilen yeni bilgilere bırakmak yerinde olacaktır.

Aşağıdaki Nefes, rahmetli Cevat İZGİ [1955-1995]’ nin şahsî kitaplığına ait bir cönkten alınmıştır. Eser oldukça yıpranmış olup, 34 yapraktır. Yazıldığı tarihi gösteren her hangi bir kayıt bulunmamaktadır. Cönkte, Gedâ Musli’den başka Hatâyî, Vîrânî Baba, Pîr Sultan Abdal, Kul Himmet, Kaygusuz, Hacı Receb, Nesîmî, Kalender, Muhyiddin, Baba İbrahim, Şehîdî, Tahir Efendi, Hayderî ve Kul Abdal’ın şiirleri yer almaktadır.

Yaptığımız taramaya göre daha önce yayımlanmamış olan şiir, nasihatname özelliği göstermekte ve buna bağlı olarak Gördüğün ört görmediğin söyleme biçimindeki bir söz öğüt verici niteliğiyle her dörtlükte yinelenmektedir. Bu ifadenin, “Kim bir müslüman kardeşinin ayıbını örterse Allah da onun ayıbını dünyada ve âhirette örter.”13 anlamındaki hadisten kaynaklandığı söylenebilir. Söz, bu hadisin değişikliğe uğramış bir açılımı gibidir. Abdülbaki GÖLPINARLI bu ifadenin bir Bektaşî düsturu olduğunu belirtmektedir.14 Şiirde genel olarak yalan sözden sakınmanın, dedikodudan uzak durmanın yanı sıra, yanlışlıkların üzerinin örtülmesi gerektiği yönünde öğütler verilir ve buna uyulmadığında karşılaşılacak olumsuzluklar dile getirilir.

Nefes başlığını taşıyan beş dörtlüklü şiir, 4+4+3 on birli hece vezniyle yazılmış olup uyak örgüsü x-a-x-a; b-b-b-a… biçimindedir.

NEFES15

Diñle sana bir pend-nāme déyeyim16

Gördügün ört görmedigin söyleme

Gördügünle görmedigin farķı ne

Gördügün ört görmedigin söyleme

 

Gördüm déyenleri oda yaķarlar

Yaķarlar da temāşāya baķarlar

Ķav ile çaķmaġı ana çaķarlar17

Gördügün ört görmedigin söyleme

 

Çünki bilirin yalan sözden şer çıķar18

Cebrā’ilüñ ķanadından ter çıkar

Gerçek ‘āşıķ böyle sözden fer çıķar

Gördügün ört görmedigin söyleme

 

Söyleme ġıybeti uyma yalana

Tā ziyān degmesün díne ímāna

Bu bir ulu naŝíģatdür alana

Gördügün ört görmedigin söyleme

 

Gedā Muŝli Gedā Muŝli’m sözün remz ile söyler

Añlayana ġāyet āşikār eyler

Bunda söz çok ammā muģtaŝar söyler19

Ört gördügün görmedigin söyleme20

 

NOTLAR:

  1. Gedâ: (Fa. gedâ) ‘yoksul, fakir; dilenci; zavallı’. Muŝli: (A. ŝ-l-ģ, muŝliģ) ‘iyileştirici, düzeltici; arabulucu’. Muŝliģu ’d-dín’in kısaltılmış biçimi. Sözcük önceleri “musliģ” iken sonraları değişmiş olmalıdır. Kişi adı olarak kullanılır. Bk.: Meşa‘irü’ş-Şu‘arâ: Hüdâyî: “….adı Muŝlí şâhdur.” (ÂŞIK ÇELEBÎ: Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâ: 75a ).
  2. Çöğür: Halk musikisi sazlarındandır. “Telli-mızraplı, tekneli-göğüslü ve kollu-perdeli bir çalgıdır. Çoğur şeklinde de kullanıldığı görülen adının, Dîvânü Lûgâti’t-Türk’te “yüksek ses, gürültü” anlamında geçen çağ çuğ, çağı, çoğı, çuğı kelimeleriyle ilgili bir ses taklidi kelime olduğu düşünülebilir.” (SANAL: “Çöğür”: DİA, 8. C., 377. s.).
  3. SAKAOĞLU: “Türk Saz Şiiri”: Türk Dili Türk Şiiri Özel Sayısı III : 117-118. s.
  4. EVLİYÂ ÇELEBÎ: Seyahat-nâme: Evliya Çelebi Seyahatnamesi Topkapı Sarayı Bağdat 307 Yazmasının Transkripsiyonu Dizini: 5. Kitap, 143. s.
  5. ELÇİN: “Şâirnâmeler ve Sun‘î’nin Şâirnâmesi”: Türk Folkloru Araştırmaları Yıllığı Belleten 1974: 68. s. 17. dörtlük.
  6. TECER: “Cezâyir Türk Halk Şâirlerinin Şiirleri”, Halk Bilgisi Mecmûası: 1. C. 124-131. s.
  7. KÖPRÜLÜ: Türk Saz Şairleri: 64. s.
  8. ERGUN: Bektaşî Edebiyatı Antolojisi Bektaşî Şairleri ve Nefesleri: 11-13. s.
  9. GÖLPINARLI: Alevî Bektâşî Nefesleri: 10. s.
  10. SAKAOĞLU: “Türk Saz Şiiri”: Türk Dili Türk Şiiri Özel Sayısı III: 118. s.
  11. ARTUN: Âşıklık Geleneği ve Âşık Edebiyatı: 227. s
  12. M. Zeki PAKALIN, çeşitli görüşleri söyledikten sonra “Ocağın Bekaşî’liği ne kadar benimsediğini anlatmak için kendilerine “taife-i Bektaşiyye”, ağalarına da “Ağayan-ı Bektaşiyan” namının verilmiş olduğunu kaydetmek kâfidir.” biçimindeki ifadesiyle yeniçeri ocağı ile Bektaşîlik bağlantısını ortaya koyar. (PAKALIN: Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, III. C., 620. s.).
  13. İBNİ MÂCE: Sünen: VII, 140, 20. Kitâbu’l-Hudûd, 5. Bab, 2544. hadis.
  14. “Mü’min, suçu affeder, ayıbı yaymaz, örter; gördüğünü örter, görmediğini söylemez. Bu yolda nefesin de büyük değeri vardır.” (GÖLPINARLI: Alevî Bektaşî Nefesleri, 127. s.).
  15. Cönk: 15b . yr. Metnin yazımında Cönk’teki imlâ esas alınmıştır.
  16. sana: saña olmalıydı.
  17. ana: aña olmalıydı
  18. çünki: çün olmalıydı.
  19. muģtaŝar: muĥtaŝar olmalıydı.
  20. “Gördügün ört görmedigin söyleme” biçiminde olmalıydı.

KAYNAKLAR:

ARTUN, Erman: Âşıklık Geleneği ve Âşık Edebiyatı: Akçağ, Ankara 2001.

ÂŞIK ÇELEBÎ: Meşâi‘rü’ş-Şu‘arâ [Yazılışı 1568]: yyl., G. M. MEREDITH OWENS, London 1971.

ELÇİN, Şükrü [Murat]: “Şâirnâmeler ve Sun‘î’nin Şâirnâmesi”: Türk Folkloru Araştırmaları Yıllığı Belleten 1974: Kültür Bakanlığı Millî Folklor Araştırma Dairesi Yayınları: 10, Ankara 1975.

ELÇİN, Şükrü [Murat]: Akdeniz’de ve Cezâyir’de Türk Halk Şâirleri: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü: Ankara 1988.

ERGUN, Sadeddin Nüzhet: Bektaşî Edebiyatı Antolojisi Bektaşî Şairleri ve Nefesleri: İstanbul Maarif Kitaphanesi, İstanbul 1956.

EVLİYÂ ÇELEBÎ: Seyahat-nâme: Evliya Çelebi Seyahatnamesi Topkapı Sarayı Bağdat 307 Yazmasının Transkripsiyonu Dizini: Haz. Yücel DAĞLI-Seyit Ali KAHRAMAN-İbrahim SEZGİN, 5. Kitap, YKY, İstanbul 2001.

GÖLPINARLI, Abdülbâki: Alevî Bektâşî Nefesleri: Remzi Kitabevi, İstanbul 1963.

İBNİ MÂCE, Ebû Abdullâh Muhammed b. Yazîdi’l-Kazvînî: Sünen: Çeviren: Haydar HATİPOĞLU: Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi: Kahraman Yayınları [İstanbul] 1983.

KAYA, Doğan: Şairnâmeler: Kültür Bakanlığı Halk Kültürünü Araştırma Dairesi Yayınları: 128 Halk Edebiyatı Dizisi: 34, Ankara 1990.

KÖPRÜLÜ, Fuat: Türk Saz Şairleri I-V: Millî Kültür Yayınları, Ankara 1962.

PAKALIN, Mehmet Zeki: Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü: Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları, İstanbul 1971, C. I-III.

SAKAOĞLU, Saim: “Türk Saz Şiiri”: Türk Dili Türk Şiiri Özel Sayısı III (Halk Şiiri): Türk Dil Kurumu Yayınları Sayı: 445-450, Ankara Ocak-Haziran 1989.

SANAL, [Ali] Haydar: “Çöğür”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi: 8. C., 377-379. s.

STEİNGASS, F.: A Comprehensive Persian-Englisch Dictionary: [=Açıklamalı Farsça-İngilizce Sözlük] London 1892.

[TECER], Ahmed Kudsî: “Cezâyir Türk Halk Şairlerinin Şiirleri”: Halk Bilgisi Mecmûası, Ankara 1928, 1. C. 124-131. s.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir