Kapat

Erken Dönem Feminist Sinema Kuramcıları Hakkında Bir İnceleme: Claire Johnton ve Laura Mulvey (Ayda Akbıçak)

Anasayfa
-----SANAT KÜTÜPHANESİ----- Erken Dönem Feminist Sinema Kuramcıları Hakkında Bir İnceleme: Claire Johnton ve Laura Mulvey (Ayda Akbıçak)

CLAIRE JOHNSTON’IN FEMİNİST SİNEMA KURAMI

Johnston kadınların bilinçli bir şekilde gerçek yaşam deneyimlerinin aktarılmadığını ve geleneksel cinsiyet rolleri ile temsil edilmesinin ideolojik bir alt yapısı olduğunu iddia etmiştir. Johnston’a göre: ‘İmajlar basitçe gerçek hayatın bir aynası değil fakat ideolojik göstergelerdir. İdeolojik gerilimler temelde cinsiyet üzerinden yürürken, kadın temsilleri kaçınılmaz olarak çelişkilidir.’ (1)

Claire Johnston’ın Women’s Cinema as Counter-Cinema (1973), feminist sinema kuramı ve pratiği üzerine ilk makalelerden biridir. Johnston yazısında kadınların tektipleştirildiğini gösterir ve hem kısıtlayıcı geleneklere karşı çıkan hem de eğlendirici olarak bir sinema önerir. Klasik sinemada kadın, erkek bakışının uzantısı olarak görünür ve Johnston sinemada kadına sunulan rolü eleştirir. ‘Sinemada seyirlik olarak kadın üzerine müthiş vurgu yapılmasına rağmen, kadının kadın olarak var olmadığını söylemek sanırım doğru olur’ (Johnston 1973). Johnston egemen sinemanın hem içinde hem de dışında yer alacak ve hiyerarşik bir yapının olmadığı gruplar içinde kolektif olarak yapılacak ama aynı zamanda oldukça geleneksel bir biçimde, filmi politik bir araç ve eğlence olarak kullanan bir kadın sineması önerir. (2)

Johnston, egemen sinemaya ve onun erkek egemen temeline karşı çıkan ve bunu sorgulayan bir sinema geliştirmenin önemini ısrarla vurgular. O buna, avant-garde ve sol kanatlı sinemayla ilişki kuracak olan karşı-sinema adını verir. (3)

CLAIRE JOHNSTON’IN ARAŞTIRMA YÖNTEMİ

Claire Johnston sinemayı semiyotik bir gösterge sistemi olarak inceleyen ilk feminist film eleştirmenidir. Bir kadın sineması ortaya çıkacaksa bunun ‘gelenekler ve form açısından radikal bir kopuşa yol açması gerektiğini’ belirten Johnston, Roland Barthes’in ‘mit’ kavramından yola çıkarak klasik sinemadaki kadın mitini araştırdı. (4)

‘Kadın’ göstergesi bir yapı, bir şifre ya da gelenek olarak çözümlenebilir. Bu gösterge, ‘kadın’ın erkekler için ideolojik anlamını temsil eder. Kadınlar kendileriyle ilişkilendirildiklerinde bir anlam ifade etmezler. Kadınlar olumsuz bir biçimde ‘erkek olmayan’ şeklinde sunulurlar. ‘Kadın olarak kadın’, filmlerin içeriğinde mevcut değildir. (5)

Johnston kadın karakterinin bir ‘gösteren’ olarak geleneksel biçimde kodlandığını belirtir. Gösteren konumundaki kadın, yalnızca erkeğin ideolojik anlamını, önemini temsil eder. Kadın erkeklerle ilişki içinde kalarak bir şeyi gösterir; yani kendi başına bir hiç(lik)’tir. Johnston için bu anlamlandırma süreci, medyada kadının baskı altına alınmasının ve dışlanmasının bir maskesidir. (6)

LAURA MULVEY’NİN FEMİNİST SİNEMA KURAMI

Mulvey, feminist film teorisinin ileri sürüldüğü ilk yıllarda, kadınların patriyarkal sinemadan kurtulmalarını salık verir (7). Klasik sinemanın dikizcilik ve narsizm yapılarını öykü ve imgeyle birleştirerek bakma arzumuzu kamçıladığını savunmuştur (8). Laura Mulvey’in 1975 yılında yazdığı çığır açıcı makalesi, sinemada seyircinin (eril) bakışın öznesi, kadın bedeninin ise bakışın nesnesi olarak konumlandırıldığını, bu yönüyle de sinema aygıtının ürettiği ilksel hazların röntgencilik ve fetişizm olduğunu vurgulayacaktır (9). Dişil olanın bu kurgulanışıyla kadınların maruz kaldığı diğer tahakküm ve tabiiyet biçimleri arasındaki ilişkinin sinema içinden, sinemayı kullanarak nasıl formüle edilebileceğini sormamız gerekir (10).

Mulvey daha sonraları sunum konusunu aşırı vurgulamanın tehlikelerinden bahseder ve erkek egemen film üretiminin gelenekleri içinde çalışarak değişime neden olmanın karşı üretim olabileceğini öne sürer (11).

‘En iyi olduğu zamanda, Hollywood stilinin büyüsü, tümüyle olmasa da önemli bir kısmıyla, görsel hazzın ustaca ve tatmin edici bir biçimde yönlendirilmesinden kaynaklandı. Rakipsiz olduklarından genel geçer filmler, erotik olanı, egemen ataerkil düzenin diline kodladılar. Hollywood, her ne kadar özbilinçli ve ironik olmayı başardıysa da, her zaman kendini ideolojik sinema kavramını yansıtan resmi bir mizansenin içine hapsetti. Alternatif sinema, hem siyasi hem de estetik anlamda radikal bir sinemanın doğabileceği ortamı sağlar ve ana akım filmlerin temel varsayımlarına meydan okur’ (12).

LAURA MULVEY’NİN ARAŞTIRMA YÖNTEMİ

Feminist film kuramının gelişiminde psikanalitik kuramın, özellikle de Freud ve Lacan’ın kuramlarının büyük etkisi olmuştur (13). Mulvey’nin bakış açısı, erkek egemen toplumun sinema üzerindeki etkisini göstermesi açısından psikanalizle ilişkilidir (14).  Mulvey, Berger gibi, erkeği sıkça ideal bir gözetleyici olarak konumlandıran görsel gelenekleri inceler (15). Erkek karakterler, bakışlarını dişil karakterlere yöneltmektedirler. İzleyici de bu eril bakışla özdeşleşmektedir (16). Laura Mulvey’nin psikanalitik kavramlar üzerinden çözümlemeler yaptığı ve sinemanın nasıl hem içeriksel hem de biçimsel olarak eril bakışın hizmetinde olduğunu anlattığı Görsel Haz ve Öykülü Sinema adlı makalesi 1970’lerden günümüze kadar bu alandaki çalışmalar için önemli bir referans kaynak olmuştur (17).

‘Psikanalitik kuram, ataerkil toplumun bilinçdışının film biçimini nasıl yapılaştırdığını göstermek üzere politik bir silah olarak benimsenmiştir. Sinema bir takım olası hazlar sunar. Biri skopofilidir (gözetlemecilik). Bakmanın kendinin bir zevk kaynağı olduğu durumlar vardır, aynen bakılmada da zevk olduğu gibi. Cinsel nesne olarak teşhir edilen kadın, erotik temaşanın ana motifidir. Sergilenen kadın iki düzeyde işlev görür: hem perdedeki öykü içindeki karakterler hem de izleyiciler için erotik nesne olarak. Bacakların (örn. Dietrich) ya da yüzün (Garbo) alışılmış yakın çekimleri anlatıya farklı bir erotizm katar. Skopofilik güdü ve bununla çelişen egolibido, bu sinemanın biçimsel niteliklerini yoğuran oluşumlar, düzenekler olarak iş görürler’ (18).Film toplumu yansıtır, der Mulvey ve toplum filmi anlamamızı etkiler. Bu bakış açısı erkek egemen toplumun sinema üzerindeki etkisini göstermesi açısından psikanalizle ilişkilidir. Erkek egemenliği ve phallocentrism (penis merkezcilik) esasen birbiriyle ilişkilidir. Fallus gücün/iktidarın, sahip olmanın simgesidir. Kadının fallusu yoktur, iğdiş edilmiştir. Bu da kadının fallusu olmadığından eksik ve bu nedenle de değersiz olduğunu öne süren Freudyen kuramla ilişkilidir. Erkek kontrole ve etkin role sahipken, kadın bir ikona, erotik bir nesneye indirgenir, aynı zamanda da farklı oluşu nedeniyle bir tehdittir (19). ‘Haz ve özdeşleşmenin kurulmuş kalıpları, erilliği bir ‘görüş noktası’ olarak kabul ettirir (20).

CLAIRE JOHNSTON VE LAURA MULVEY’NİN FEMİNİST SİNEMA KURAMLARI VE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

Claire Johnston kadının sessiz sinemadan beri tektipleştirildiğini ve erkek bakışının uzantısı olduğunu savunmuştur (21). Kadınların bilinçli bir şekilde gerçek yaşam deneyimlerinin aktarılmadığını ve geleneksel cinsiyet rolleri ile temsil edilmesinin ideolojik bir altyapısı olduğunu iddia etmiştir (22). Klasik sinemada kadın, erkek bakışının uzantısı olarak görünür ve Johnston sinemada kadına sunulan rolü eleştirir (23).

Johnston sinemayı semiyotik bir gösterge sistemi olarak incelemiştir. Roland Barthes’in ‘mit’ kavramından yola çıkarak klasik sinemadaki kadın ‘mit’ini araştırmıştır. ‘Kadın’ göstergesi bir yapı, bir şifre ya da gelenek olarak çözümlenebilir. Bu gösterge ‘kadın’ın erkekler için ideolojik anlamını temsil eder. Kadınlar kendileriyle ilişkilendirildiklerinde bir anlam ifade etmezler. Kadınlar olumsuz bir biçimde ‘erkek olmayan’ şeklinde sunulurlar. ‘Kadın olarak kadın’ filmlerin içeriğinde mevcut değildir (24).

Laura Mulvey klasik sinemanın dikizcilik ve narsizm yapılarını öykü ve imgeyle birleştirerek bakma arzumuzu kamçıladığını savunmuştur (25). Sinemada seyircinin (eril) bakışın öznesi, kadın bedeninin ise bakışın nesnesi olarak konumlandırıldığını, bu yönüyle de sinema aygıtının ürettiği ilksel hazların, röntgencilik ve fetişizm olduğunu vurgulamıştır (26).

Mulvey, Freud ve Lacan temelli psikanalitik bir teori ileri sürmüştür. Sinema filmlerindeki ataerkil bakışa dikkat çekmektedir. Ona göre haz bakmaktan doğmaktadır. Bu bakış erkek bakışıdır. Psikanaliz yardımıyla eril bakış (male gaze) teorisini geliştirmiştir. Sinemanın büyüleyiciliğini skopofili (görme arzusu) ile açıklamıştır. Cinsel kaynaklı olan bu dürtü sinema perdesine bakmamızın da nedenidir (27).

SONUÇ

Feminist film yapımının ardındaki amacın ve politik mücadelenin ideolojik özelliği, feminist bir sinema kuramının gelişimini sağlamıştır. İlk dönemde feminist sinema kuramı özellikle cinsellik ve sunumu ile bunun erkek-egemen bir toplumda erkek egemenliğiyle ilişkilerini ana ilgi odağı olarak benimsemiştir. Feminist eleştirmenler önce kadının filmlerdeki edilgen rolünü, sonra da stereotipleştirilen rolleri ele almışlardır.

Erken dönem feminist sinema kuramcıları olarak Claire Johnston ve Laura Mulvey görülmektedir. Her ikisi de cinselliğin sunumunun erkek egemenliğiyle ilişkisini ele almışlardır. Claire Johnston sinemayı semiyotik bir gösterge sistemi olarak inceleyen ilk feminist eleştirmen olmuştur. Laura Mulvey ise Freud ve Lacan temelli psikanalitik bir teori ileri sürmüştür. Klasik sinemanın ya da egemen Hollywood sinemasının kadın rollerini açıklamak için göstergebilim ve psikanaliz kullanılmıştır.

İlk dönem feminist kuramcılar kadın sunumunu değiştirmenin tek yolunun aşırı yollara başvurmak olduğunu düşünmüşler, geleneksel anlatı ve sinema tekniklerinin kullanılmadığı, deneysel bir sinemayı savunmuşlardır. Claire Johnston, dominant sinemaya karşı çıkan, avant-garde ve sol görüşlü bir karşı sinema önermiştir.

NOTLAR:

(1)   Beril Uğuz 2013, Yeni Türk Sinemasında Kadına Yönelik Sosyal Kontrol Kodlarının Dönüşümü: Feminist Açıdan Bir İnceleme
(2)    Jill Nelmes 1998, Sinemada Cinsiyet ve Cinselliğin Sunumu
(3)   Jill Nelmes 1998, Sinemada Cinsiyet ve Cinselliğin Sunumu

(4)   Hande Öğüt, Feminist Sinemada Dişil İmgelem ve Görsel Aşırılık
(5)   Anneke Smelik 2008, Feminist Sinema ve Film Teorisi: Ve Ayna Çatladı, Agora Kitaplığı
(6)   Doç. Dr. Güliz Uluç, Arş. Gör. Murat Soydan, Arş. Gör. Nazım Ankaralıgil 2006, Medyada Kadının Temsiline İlişkin Feminist Bir Okuma Çalışması: Tempo Dergisi

(7)   Hande Öğüt, Feminist Sinemada Dişil İmgelem ve Görsel Aşırılık
(8)   Anneke Smelik 2008, Feminist Sinema ve Film Teorisi: Ve Ayna Çatladı, Agora Kitaplığı
(9)   Doç. Dr. Umut Tümay Arslan 2009, Aynanın Sırları: Psikanalitik Film Kuramı
(10)   Jacqueline Rose 2010, Görme ve Cinsellik, Metis Yayınları
(11)   Dr. Tuğba Elmacı, Yeni Türk Sinemasında Kadının Temsil Sorunu Bağlamında Gitmek, İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi, Sayı: 189
(12)   Laura Mulvey 1975, Görsel Haz ve Anlatı Sineması. S.Büker, G.Topçu (Ed.) 2008, Sinema Tarih / Kuram / Eleştiri, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayınları

(13)    Jill Nelmes 1998, Sinemada Cinsiyet ve Cinselliğin Sunumu
(14)   Hande Öğüt, Feminist Sinemada Dişil İmgelem ve Görsel Aşırılık
(15)   Dr. Kimberly Sultze 2003, The New York Times Dergisinde Kadın, İktidar ve Fotoğrafçılık. Gülseren Şendur Atabek, Ümit Atabek (Ed.) 2007, Medya Metinlerini Çözümlemek
(16)   Anneke Smelik 2008, Feminist Sinema ve Film Teorisi: Ve Ayna Çatladı, Agora Kitaplığı
(17)   Dr. Tuğba Elmacı, Yeni Türk Sinemasında Kadının Temsil Sorunu Bağlamında Gitmek, İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi, Sayı: 189
(18)   Laura Mulvey 1975, Görsel Haz ve Anlatı Sineması. S.Büker, G.Topçu (Ed.) 2008, Sinema Tarih / Kuram / Eleştiri, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayınları
(19)   Jill Nelmes 1998, Sinemada Cinsiyet ve Cinselliğin Sunumu
(20)   Laura Mulvey 1989, ‘Görsel Haz ve Anlatı Sineması’ Üzerine, King Vidor’un Duel In The Sun’ının (1946) Esiniyle Sonradan Düşünülenler. S. Büker, G.Topçu (Ed.) 2008, Sinema Tarih / Kuram / Eleştiri, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayınları

(21)   Doç. Dr. Mehmet Arslantepe 2010, Sinemada Feminist Teori
(22)   Beril Uğuz 2013, Yeni Türk Sinemasında Kadına Yönelik Sosyal Kontrol Kodlarının Dönüşümü: Feminist Açıdan Bir İnceleme
(23)   Jill Nelmes 1998, Sinemada Cinsiyet ve Cinselliğin Sunumu
(24)   Anneke Smelik 2008, Feminist Sinema ve Film Teorisi: Ve Ayna Çatladı, Agora Kitaplığı
(25)   Anneke Smelik 2008, Feminist Sinema ve Film Teorisi: Ve Ayna Çatladı, Agora Kitaplığı
(26)   Doç. Dr. Umut Tümay Arslan 2009, Aynanın Sırları: Psikanalitik Film Kuramı
(27)   Doç. Dr. Mehmet Arslantepe 2010, Sinemada Feminist Teori

KAYNAKLAR

1.      Doç. Dr. Arslan, Umut Tümay 2009, Aynanın Sırları: Psikanalitik Film Kuramı
2.      Doç. Dr. Arslantepe, Mehmet 2010, Sinemada Feminist Teori
3.      Dr. Elmacı,Tuğba, Yeni Türk Sinemasında Kadının Temsil Sorunu Bağlamında Gitmek, İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi, Sayı: 189
4.      Mulvey, Laura 1975, Görsel Haz ve Anlatı Sineması. S.Büker, G.Topçu (Ed.) 2008, Sinema Tarih / Kuram / Eleştiri, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayınları
5.      Mulvey, Laura 1989, ‘Görsel Haz ve Anlatı Sineması’ Üzerine, King Vidor’un Duel In The Sun’ının (1946) Esiniyle Sonradan Düşünülenler. S. Büker, G.Topçu (Ed.) 2008, Sinema Tarih / Kuram / Eleştiri, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayınları
6.      Nelmes, Jill 1998, Sinemada Cinsiyet ve Cinselliğin Sunumu
7.      Öğüt, Hande, Feminist Sinemada Dişil İmgelem ve Görsel Aşırılık
8.      Rose,  Jacqueline 2010, Görme ve Cinsellik, Metis Yayınları
9.      Smelik, Anneke 2008, Feminist Sinema ve Film Teorisi: Ve Ayna Çatladı, Agora Kitaplığı
10.  Dr. Sultze, Kimberly 2003, The New York Times Dergisinde Kadın, İktidar ve Fotoğrafçılık. Atabek Gülseren Şendur, Atabek Ümit (Ed.) 2007, Medya Metinlerini Çözümlemek
11.  Uğuz, Beril 2013, Yeni Türk Sinemasında Kadına Yönelik Sosyal Kontrol Kodlarının Dönüşümü: Feminist Açıdan Bir İnceleme
12.  Doç. Dr. Uluç, Güliz, Arş. Gör. Soydan Murat, Arş. Gör. Ankaralıgil Nazım 2006, Medyada Kadının Temsiline İlişkin Feminist Bir Okuma Çalışması: Tempo Dergisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir