Pazar, Eylül 26, 2021

Dikkat! Güldürür: ‘Aşk Her Yerde’ (Ege Küçükkiper)

Oyunun yazarı Simon Williams, aynı zamanda bir aktör. Aslında gerçek mesleği yani ana mesleği zaten aktörlükmüş. İnternetten araştırırken çıktı karşıma. Şaşırdım. Çünkü çok ustaca kurgulanmış ve yıllarını bu işe vermiş bir yazar gibi sunmuş bizlere oyunu. Oyunculuğunu bilmem ama yazarlık dalında çok iyi olduğunu söyleyebilirim. Dört – Beş kişiyle, hemen hemen tek mekanda geçen, komedi türünde oyun yazmak bence çok zor bir iş. Televizyonlarda da sit-com yazarlığı bana hep daha zor gelmiştir. İlk kez “Duru Tiyatro”da bir oyun izleme fırsatım oldu teyzem sayesinde. Salon yine her zaman ki gibi full. İki buçuk saat boyunca durmadan gülüyorsunuz. Bu kadarını beklemiyordum açıkçası…
Şimdi gelelim bu kahkaha makinası oyunun konusuna. Leonard adında, karısından ayrılmış bir kız çocuğu olan pısırık, kadınlarla konuşurken heyecandan kekeleyen, cinsel yaşamdan fazlasıyla uzaklaşmış, kitap yazmakla meşgul bir istatikçi. Hayatı boyunca tek bir hayali olmuş. Yazdığı kitabının basılması. Bunun için açılan bir yarışmaya, yazmış olduğu kitabını gönderiyor. Fakat işin kötü yanı, bu yarışmaya sadece kadınların katılabilecek olması. Oyunun da adı olan “Aşk Her Yerde”, kitap yarışmasını düzenleyen ve kitabı basacak olan yayın evinin adı. Romanın dereceye girmesiyle birlikte ne yapacağını bilemeyen Leonard, kendini “olmayan” teyzesi, Myrtle Banbury olarak tanıtıyor. Konuşmalar ve anlaşmalar hep telefonda oluyor. İş yüz yüze konuşmaya gelince çareyi kılık değişmekte buluyor Leonard.
Yayın evinin sahibi ise gayet alımlı, sık, seksi, güzel ve çekici bir kadın. Leonard yani Myrtle, yayın evinin sahibesiyle konuşurken, hislerine engel olamayıp uzun zamandır tatmadığı aşk duygusunu tatmaya başlar ve olaylar iyice çıkmaza girer. Kılık değiştirse romanı basılamaz, kadın olarak kalsa sevdiğine açılamaz. Aslında her halükarda sevdiğine açılamıyor ya neyse… Kapı zilinin megafonu, bu görevi görüyor. Her şeyi berbat eden dedeyi unutmak mümkün değil. Leonard’ın babası, oğlunun tam tersi özelliklere sahip, kadın avcısı ve gençlik rüzgarlarıyla esen, uçarı bir tip. İkilinin arasında kıvılcımlanan aşk ateşini berbat etmekte üstüne yok. Sizin anlayacağınız karmakarışık bir oyun. Sonu ise hepinizin tahmin edeceği gibi desem yeteri kadar açık olacaktır herhalde…
 
REJİ – DEKOR – KOSTÜM – IŞIK – MÜZİK
Emre Kınay, hem oynayıp hem yönetiyor oyunu. Aslında dışarıdan bakan bir göz oyunları daima daha iyi yönetir fakat Kınay, bu işin üstesinden gelmeyi başarmış. Oyuncuların her saniye yapacakları şey belli. Duraksama yok. Bir saniye geç kalsa berbat hale gelecek çok sahne var. Bu koordinasyonu sağlamakta çok başarılı buldum kendisini. Fakat bazı sahneler çok uzatılmış. Oyunun süresi de uzun. Kırpma yapılmalıydı diye düşünüyorum.
Dekor Pınar Şen’e ait. Bol kapıdan oluşuyor. Karmaşık oyunların hepsinde bu özellik mutlaka vardır. Sahne iki amaçlı kullanılmış. Sağ kısım Leonard’ın evi, sol kısım ise yayın evi. Arada yarım duvar olabilirdi ama sınırlama yapılabilinmiş. Fakat bütün duvarlar beyaz renk. Halbuki iki ayrı mekan kullanımı var. Mekanın değiştiği yerde başka bir renk olmasını beklerdim. Koyu bir renk bu işi çözerdi bence. Bir bütün şeklinde görünmüş, olmamış. Sahneye dahil olabilmek için oyuncuların, seyircilerin girdiği kapıdan geçip, sahneye çıkmaları gerekiyor. Duvara bir zil asılmış, bir de hoparlör var. Apartman girişi tarzında. Bu, hem oyuna daha samimiyet, hem de akıllıca bir kullanım olmuş.  Anlamadığım tek şey ise yayın evi kısmında duran cansız manken. Ben, bir bağ kuramadım. Bu arada, modern bir hava oluşturulmuş.
Kostüm tasarımı Sadık Kızılağaç imzalı. Dedenin gençlik hevesine uygun, kızın asi yapısı ve okul yapısı arasındaki geçişi sağlayan, yayın evi sahibesinin yeteri kadar seksi olmasını sağlayan derin yırtmaçlı eteğiyle kostüm tasarımı başarılı. Fakat Leonard’ın kılık değiştirdikten sonra yaşlı bir teyzeye dönüşme kısmında aksesurların çok iyi olmasına karşın kostüm biraz gen. işi kalmış. Biraz da şişmanlatsalarmış çok daha iyi olurmuş. Saçı gri olan ama kostümleri genç işi olan bir kadının, saçlarıda boyalı olurdu o zaman. Duruma uygun olması için. Biraz zıtlık var gibi.
Işık tasarımında Yüksel Aymaz çıkıyor karşımıza. Gece – gündüz temasının yaratılmasında son derece başarılı. Romantik bir müzik çaldığında etrafın kırmızıya kesip, karartılması yerinde olmuş. Nokta aydınlatmasının olmamasına çok sevindim. Sahne geçişleri çok az bu nedenle karartma da az. Klasikten uzak bir tasarım var. Oyuna ait özel bir müzik yok aslında. Geçişleri sağlamak için bir fon müziği kullanılmış. Oyunda adı geçen ve romantik sahnelerde çalan klasik bir müzik (Handel’in trompet konçertosu) var. Bu da oyuna daha farklı bir hava katmış.
OYUNCULUKLAR
Sait Genay’a (dede) bayıldım. Yaşına göre çok enerjik ve muhteşem oynuyor. Açıkcası en çok ona güldüm. Bir – iki durağan sahneye girmesiyle ortalığı şenlendiriyor. Bahar Yanılmaz (kız), biraz evvel yukarıda bahsettiğim kişilik özelliklerini çok doğru oynamış. Bu kadar genç birinin, bu kadar iyi bir performans çıkarmasını beklemiyordum. Çok profesyoneldi. Kendisini kutlarım. Cem Yanılmaz (sokaktaki serseri), hakkında size hiç bahsetmedim çünkü oyunda üç dakika rolü var. Üç dakika içerisinde beni otuz üç dakika güldürebilmeyi başardı. Geleceği parlak birine benziyor. Pelin Körmükçü (yayın evi sahibesi) gayet doğal, nerede ne yapması gerektiğini bilen, seksi kadını başarıyla canlandırmış. Ayrıca ses tonunu çok iyi kullanıyor. Beni utandırdı. Ve Emre Kınay (Leonard), iki rolüde çok iyi oynadı. Kadın iken ses tonu ve jest – mimikleri, erkek iken heyecanlı  ve sempatik halleriyle beğenimi kazanmayı başardı.


Emeği geçen herkesi kutlar, alkışlarının bol olmasını dilerim. Oyuncular iyi, metin iyi, gülme garantili bir oyuna gitmek için daha ne bekliyorsunuz? Aşk Her Yerde. Ya siz?

Not: Oyun 150 dakika / 2 perde. 

2,600BeğenenlerBeğen
popüler kategoriler
son yorumlar
HABERLER

Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz