Kapat

Barış Manço Örneğinden Hareketle Müziğin Ahlak Eğitimindeki Önemi ve İşlevi (Arş. Gör. Göktürk Erdoğan)

Anasayfa
-----SANAT KÜTÜPHANESİ----- Barış Manço Örneğinden Hareketle Müziğin Ahlak Eğitimindeki Önemi ve İşlevi (Arş. Gör. Göktürk Erdoğan)

 

Edebiyatta ve farklı sanat kollarında olduğu gibi müzikler de bir milletin ulusal kültür aktarımına öncülük eden
unsurlar mevcuttur. Bir ülke ve ulusu için bu denli önemli nitelikler taşıyabilen müzik, elbette ki yaşatıldığı
toplumun tarihsel, kültürel ve ahlaki geleneklerini de içinde barındıracak özelliklere de sahip olmalıdır. Müzik,
kültür ve toplum ilişkisi düşünüldüğünde, toplumların gelenek içerisinde ürettikleri ve nesilden nesile
aktarılarak gelen müzikler, o toplumun örfünü âdetini, içerisindeki bireylerin insani yönlerini ve o kültürün sahip
olduğu genel ahlâk1
anlayışını kavrayabilmek hususunda bizlere önemli ipuçları sunmaktadır. Bu anlamda
Konfiçyus’a atfedilen ve müzikle toplumsal ahlâk arasındaki ilişkiye vurgu yapan bir söz vardır; “bir ülkenin
doğru yönetilip yönetilmediğini, ahlak açısından yüceltilip yüceltilmediğini anlamak istiyorsanız o ülkenin
musikisini dinleyin, müzik devlet kurar devlet yıkar.” (MEB, 1998: 31).

Her toplumda ilişkileri düzenleyen belli ahlâki kurallar vardır. Bu kurallar toplumdan topluma değişiklik gösterse
de evrensel olarak kabul görmüş, iyilik, doğruluk, dürüstlük ve adalet gibi erdemlere işaret etmektedir. Müziğin
ifade ve iletişim yönü düşünüldüğünde insanlar üzerindeki bir yaşam felsefesi oluşturduğu gerçeği elbetteki
kaçınılmazdır. Toplumsal değer yargılarının giderek anlamsızlaştırıldığı ve insani ilişkilerin azaldığı günümüz
dünyasında, özellikle popüler müziklerin toplumun neredeyse her katmanını etkisi altına alan ve toplumları
adeta ahlaki bir çöküntüye sürükleyen, cinsellik, saldırganlık ve şiddet içerikli şarkı sözleri ve klipleri de
tartışılmaya devam etmektedir.

Türk milli eğitim sistemi içerisindeki temel amaç ve ilkelerden ise şu şekilde bahsedilir; “Eğitimin her
basamağında ve her türlü eğitim etkinliğinde, Türk ulusunun ahâk ve kültürünün korunup geliştirilmesine ve
benimsenmiş ahâki, manevi ve kültürel değerlerin öğretilmesine önem verilir”
(http://www.mebnet.net/?q=node/18). Uçan (1994), müziğin bir eğitim aracı olduğunu ve bireylere davranış
kazandırmada çok önemli olduğunun altını çizmektedir. Bu çalışmada Türk müzik kültürüne yön vermiş ve
müziği her zaman bir eğitim aracı olarak düşünmüş bir isim olarak Barış Manço’nun popüler müzikler
içerisindeki yeri tespit edilerek, sanatçının şarkılarında özellikle vurguladığı ahlâki konular üzerinden
değerlendirmeler yapılacak ve eserlerinde vurguladığı insan modelleri üzerinde durulacaktır. Buradan hareketle
Barış Manço’nun eserleri ile çizdiği insan profilleri üzerinde düşünmek topluma bir rol model olarak tanıtmak
amaçlanmaktadır.

Müzikte Duygu Söylemi

Kişisel ilintiler taşıyan ya da eğlendirici yönü olan sözler müzik yoluyla iletildiğinde, bazen müziğin fiziksel ve
duygusal çekiciliğinden de baskın çıkarak, çoğu zaman dinleyicilerin odak noktası haline gelir. Müzik, sözü
dinleyicinin beyninin içine gönderen bir ritmik söz-iletme aracı olarak görülebilir (Lull, 2000).

Gerek pop müzik olsun gerekse arabesk müzik olsun, bu türden popüler müziklerin temel dayanağı sözel
örgüdür. Konu olarak genellikle arabeskte sürekli aşağı yönde giden duygu söylemleri vardır. Güçsüzlük,
çaresizlik, acizlik ve kaderci bir kabullenmişlik arabeskin genel konuları arasındadır (Stokes, 2012). Pop müzikte
ise genel durum; içerik söylemi ve soundlarla biraz farklılaşmakla birlikte, cinsellik ve saldırganlık konularını,
sıradan ve gündelik aşk ilişkilerini vurgulayan sözel örgüsü ile karşımıza başka bir rol model sunmakta..
“Popüler müzik türlerinin büyük çoğunluğunun sözleri olan şarkılardan oluştuğu ve bu şarkı sözlerinin üretim ve
tüketim aşamalarında önemli bir iletişim metni işlevi gördüğü aşikârdır.” (Erol, 2005: 179). Müzik
eleştirmenlerinden Kâhyaoğlu, pop müzik için; “…o yalnızca bir müzik tarzı değil, bir kültür olarak artık kent
merkezli gündelik hayatın, gündelik duyarlılıkların, yaşam biçiminin yani topyekûn tüm kültürel yeniden
biçimlenişin kopmaz parçası.” (2010: 223). Popüler müziklerin yaygınlığı, dinleyici kitlesi ve kitle iletişim araçları
ile cazibeli sunumu tüm dünyada ve ülkemizde ciddi bir fenomen oluşturmuş durumdadır. Her an her yerde
bizlerin hayatına kolayca girebilen müzik, özellikle genç dinleyicilerine hitap edecek tarzda hazırlanıp sunulan
haliyle sosyal ve kişisel yaşamımızda büyük bir yer teşkil etmektedir. Bir kitle kültürü olarak adlandırılan popüler
müzikler, içerisindeki konu ve temalarla dinleyicilere doğrudan ya da dolaylı olarak etkileşim halindedir.

Günümüzde insanlara bir kimlik ve rol modelleri sunan, gün geçtikçe sığ söylemlerle kısır bir döngüde devam
eden bazı popüler müzik formları, genç yaşlı toplumun her tabanından insanlara belirli yaşam kalıpları
sunmaktadır. Özellikle söz temalı popüler müzikler, içerisinde barındırdığı sözel metin ile bizlerle doğrudan
iletişime geçmektedir. Çünkü şarkıcının iletmek istediği mesaj (eğer öyle bir kaygı taşıyor ise) onun hedef
kitlesini oluşturan ortalama bir dinleyici grubu üzerinde doğrudan sözel örgü sayesinde daha kolay ve anlaşılır
hale gelmektedir. Akdoğan bu konuda şu tespitlerde bulunmuştur; Özellikle müzik alanında sanat konusu daha
çok gündeme gelmekte, adı ne olursa olsun bütün dejenere müzikler yaygınlaştığı ölçüde aynı zamanda bir
neden haline dönüşebilir. Bu kalitesizliğe alışan halkın talebi, bu müzik piyasasının özendirici bir nedeni olur ve
bu kapalı çevrim bir yerden kırılmazsa, böylece sürüp gider (2001: 223).

Ülkemizde özellikle 1980 sonrası dönemde bir çok alanda olduğu gibi müzikte de giderek bir kültürden kopuş
söz konusu idi. Bu kendisini 1990 lara kadar arabesk ve fantezi ile 1990 sonrası ise pop müzik ile gösterdi. Bahsi
geçen 20 yıl Türk müziği için yeni bir dönemin sinyalleri. Dönemin hakim müzikleri gelenekten yoksun, müzikal
olarak yozlaşmış ve içerik olarak sürekli aşağı yönde bir ivme çizen aşırı duygusal söylemlere sahipti. İşte bu
noktada çalışmanın da iskeletini oluşturan, 1960-1999 yıllarında Türk müziğine damga vuran, sanat yaşamı
boyunca sanatçı kimliğinden ve sorumluluğundan taviz vermeyen, müziği adeta bir eğitim ve iletişim aracı
olarak kullanan Barış Manço’nun önemi belirmektedir.

Barış Manço’nun Sanatçı Kimliği Üzerine

Barış Manço modern bir Evliya Çelebi ve aynı zamanda ozanlık geleneğimizi devam ettiren çağdaş bir Türk
ozanıydı. Kıyafetleriyle ve uzun saçlarıyla bildiğimiz âşıklardan çok farklıydı. Onun elinde kopuz değil gitar vardı.
Buna rağmen insanlara Türkülerimizi ve türkü formundaki şarkılarını sevdiriyor, arı Türkçesi, şarkılarında
kullandığı atasözleri ve deyimleri ile insanlığa mesajlar veriyordu. “Barış der ki” diye başlayan dörtlüklerinde bir
Karacaoğlan, bir Dadaloğlu oluveriyor, sevgiyi, güzel ahlâkı, doğruluğu ve dürüstlüğü, hoşgörüyü anlatan sanatı
ile kâh Yunus Emre kâh Mevlana oluveriyordu. O bizlere manevi değerlerimize saygıyı geleneksel değerlerimize
bağlılığı hatırlattı hep. Barış Manço geçmişten aldığı bu mirası kendi ifadeleri ile şöyle aktarmaktadır; …ben
dedelerimden ne miras almışsam onu bir kendi potamda eritip bu aynadan çıkartıp karşı aynaya atıyorum. Karşı
aynada da iyi karşılanıyor. Sağ olsunlar Allah razı olsun. Ve tekrar bana yansıyor. Aynalar arası bir yansıma
adeta…” (TRT 1, 1991). Onun eserleri ve hakkında yapılan araştırmalardan2
da anlaşılacağı üzere eserlerinde
Türk kültürü üzerinden halk hikâyeciliği anlatma geleneğini çağdaş bir çizgide sürdürmüştür. Tolstoy’a göre
“sanatçı eğer olayları gördüğü gibi aktarırsa, kötülüğün tahakkümüne girmiş olacaktır. Önemli olan, meseleleri
papağan misali, olduğu gibi anlatmak değildir. Sanatçı, gerçekleri mutlaka olduğu gibi anlatmayı hedef kılarsa,
çözüm yolu bulamayacak, kendisini kötülüğün kollarına bırakıverecektir. Bu yüzden sanatçı, meselelerin ahlaki
yönden nasıl değerlendirilmesi gerektiğini anlatmakla yükümlüdür.” (Akt: Akdoğan, 2001). Barış Manço, gerek
müzisyen kimliği gerekse yaptığı t.v. programları ile eğitici ve öğretici birçok meseleyi âdeta bir öğretmen edası
işlemiş, aynı zamanda gelenek içerisinden gelen Türk kültürüne ait otantik halk motiflerini şarkılarının içerisine
ustaca yedirmeyi başarmıştır. Barış Manço tüm bunları yaparken kendi ifadesi ile müziği bir araç olarak
kullandığını ve kendi yaşam felsefesini insanlara anlatmakta bir ifade aracı olarak görmüştür.

Yöntem

Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda yazılı ve görsel materyaller taranarak konu
kapsamında betimsel değerlendirmeler yapılmıştır. Bu bağlamda araştırmaya konu olan sanatçının şarkıları,
video klipleri, hakkında yazılan kitap ve makaleler araştırmanın literatür kısmını oluşturmaktadır. Çalışmada yer
alan şarkı sözleri metin olarak düşünülmüş ve içeriğindeki sözel kodlar temalara dönüştürülerek incelenmeye
çalışılmıştır.

Evren ve Örneklem
Çalışma evrenini, Barış Manço’nun kayda aldığı Türkçe albümler oluşturmakla birlikte, konu kapsamında
sanatçının farklı dönem ve albümlerinden seçilen, söz ve müziği kendisine ait olan 5 adet eseri incelenmiştir.

Bulgular

Barış Manço’nun sanat yaşamı boyunca 200’e yakın şarkı kayda aldığı ve bunların 93 tanesinin söz ve müziğinin
kendisine ait olduğu bilinmektedir (Yangın, 2002: 58-75). Bu kapsamda araştırmaya konu oluşturan eserleri
aşağıdaki tabloda yer almaktadır.

Barış Manço Eserlerindeki Ahlâk Konulu Temalar
Halil İbrahim sofrası: Haddini bilmek, kem söz söylememek, başkasının namusuna bakmamak, nefsine hakim
olmak, paraya pula tamah etmemek, ahlak yoksunu insanlara önem vermemek.
Sarı çizmeli Mehmet ağa: Yoksulları beslemek, öksüzleri sevindirmek, dünyanın fani olduğunu ve dünya malına
çok fazla önem vermemek.
Dıral Dede’nin düdüğü: Helal kazanç, paylaşmak, gariplerin düşünmek ve yardım etmek.
Eğri Eğri: Tüm insanlara farklılıklarından dolayı saygı duymak, insanların genel değerlerine saygı duymak, tüm
inançlara saygı göstermek ve kişinin doğru bildiği yoldan uzaklaşmaması.
Kazma: Namus, şeref, onur ve en önemlisi de helal kazanç. Kişi bir çok dünya nimetine sahip olsa da, iki
cihanda da rahat yaşamak için doğru ve dürüstlük çizgisinde helal kazanç ile hayatını sürdürmesi gerekliliği.

Görüldüğü üzere sanatçı eserlerinde sürekli ahlâki konular üzerine vurgu yapmakta ve insanların bu değerler
etrafında birleşmesinin önemini anlatmaktadır. Sanatçı eserlerinde bir olay, hikaye anlatır. Bu hikayenin
sonunda da “şöyle yaparsan böyle olur” gibi açık ve anlaşılır çıkarımlar sunar. Helal kazancın ve dürüstlüğün,
insanı mutluluğa götüreceğini söyleyen sanatçı, eserlerinde kulandığı metaforlar ile de iletmek istediği mesajları
etkili bir dille anlatma yoluna gitmiştir. Seçilen şarkı ve albüm isimlerine bakıldığında bu metaforlar daha net
anlaşılabilmektedir. Bu anlamda eserleri hem kolay anlaşılır olmakla birlikte anlam ve kavram yönünden de
zengin bir içeriğe kavuşmuştur. Bazen hiciv bazen gerçeklik bazen de benzetmelerle eserlerini dile getiren Barış
Manço genellikle eserlerinin son dörtlüğünde, vermek istediği mesajın özetini çözüme kavuturmuş ve çağdaş bir
ozan edasıyla Barış der… diyerek kendi mahlasını kullanmıştır. Eserlerinde en dikkat çeken yönlerden biri ise
sanatçının şarkılarında atasözü ve deyimleri çok sık kullanmasıdır. Sanatçının eserleride toplamda 428 deyim, 49
atasözü geçmektedir (Yangın, 2002). Bilindiği üzere atasözü ve deyimler bizlere ahlaki yönden önemli çıkarımlar
sunakta öğütler vermektedir. Kısa fakat anlam dolu içeriğe sahip olan bu özlü sözler, Barış Manço’nun şarkılarında müzikal bir dille ifade edilmiş ve şarkılarındaki sözel kurgunun da bir anlamda iskeletini
oluşturmuştur.

Barış Manço’nun duyarlı sanatçı kimliği ile içinde yaşadığı toplumun değerleri ve bu değerlerin giderek yok
olmasına karşın bizlere söylemeye çalıştığı ve sıklıkla vurgu yaptığı “helal kazanan, doğruluğu seçen, dürüst
davranan, paylaşmayı ve insanlara yardım etmeyi seven, geleneksel değerlere önem veren” insan modelleri,
eserlerinde ustalıkla işlenmiştir. Barış Manço söz konusu eserlerinde müziğin temsil ve ifade gücünü kullanarak,
şarkılarında eğitsel ve öğretisel birçok meseleye 7’den 70’e herkesin anlayacağı sade bir uslupla değinmiştir.
Barış Manço eserlerinde, “insanoğlu haddin bilir kem söz söylemez iken, elalemin namusuna yan gözle bakmaz
iken…” sözü Anadolu Bektaşi geleneğinde de çok önemli bir yer tutmaktadır. Hacı Bektaş-ı Veli’nin3
“eline beline diline sahip ol” sözü Barış Manço eserlerinde “kem söz söylememek, elalemin namusuna yan gözle
bakmamak ve helal kazanmak” olarak geçmekte ve Anadolu’nun bu kadim bilgeliğine ustaca atıfta
bulunmaktadır.

Aşağıda Barış Manço’nun üzerinde durulan söz konusu eserleri metinsel olarak verilmiştir.

Halil İbrahim Sofrası
İnsanoğlu haddin bilir kem söz söylemez iken,
Elalemin namusuna ya gözle bakmaz iken
Bir sofra kurulmuş ki Halil İbrahim adına,
Ortada bir tencere boş mu dolu mu bilen yok
Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına
Daha çatal kaşık bıçak icat edilmemişken, İsmail’e inen koç kurban edilmemişken
Bir kavga başlamış ki nasip kısmet uğruna, kapağı ver kulbu al kurbanı hiç soran yok
Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına
Yıllardır sürüp giden bir pay alma çabası, topu topu bir dilim kuru ekmek kavgası
Bazen durur bakarım bu ibret tablosuna, kimi tatlı peşinde kimininse tuzu yok
Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına
Alnı açık gözü toklar otursunlar baş köşeye, kula kulluk edenlerse ömür boyu taş döşeye
Nefsine hâkim olursan kurulursun tahtına, çala kaşık saldırırsan ne çıkarsa bahtına
Halat gibi bileğiyle yayla gibi yüreğiyle, çoluk çocuk geçinirim haram nedir bilmeyenler
Buyurun sizde buyurun, buyurun dostlar buyurun,
Barış der her bir yanın altın gümüş taş olsa
Dalkavuklar etrafında el pençe divan dursa, sapa kulpa kabağa itibar etme dostum
İçi boş tencerenin bu sofrada yeri yok, para pula ihtişama aldanıp kanma dostum
İçi boş insanların bu dünyada yeri yok.

Yaz Dostum
Yaz dostum güzel sevmeyene adam denir mi,
Yaz dostum selam almayana yiğit denir mi
Yaz dostum altı üstü beş metrelik bez için
Yaz dostum boşa geçmiş ömre yaşam denir mi?
Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı
Sarı çizmeli mehmet ağa bir gün öder hesabı
Yaz dostum yoksul görsen besle kaymak bal ile
Yaz dostum garipleri giydir ipek şal ile
Yaz dostum öksüz görsen sar kanadın kolunu
Yaz dostum kimse göçmez bu dünyadan mal ile
Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı
Sarı çizmeli mehmet ağa bir gün öder hesabı
Yaz dostum barış söyler kendi bir ders alır mı?
Yaz dostum su üstüne yazı yazsan kalır mı?
Yaz dostum bir dünya ki haklı haksız karışmış
Yaz dostum boşa koysan dolmaz dolusu alır mı?
Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı
Sarı çizmeli mehmet ağa bir gün öder hesabı

Dıral Dede’nin düdüğü
Hele destur maaşallah bu ne bolluk böyle
Hele destur helalinden kazandıysan söyle
Hele destur gözümüz yok Allah daha çok versin
Ama paylaş gel beni dinle, paylaşırsan savaba girersin
Aç gözünü daha vakit erken gör şeytanın gör dediğini
Bir kulak ver de dinle sağır sultanın duyduğunu
Sen öyle deve kuşu gibi şaşkın şaşkın bakınırken
Bir gün duyarsın elbet Dıral Dede’nin düdüğünü
Hele destur maaşallah bu ne iştah böyle
Hele destur yetim hakkı yemedin mi söyle
Hele destur gözümüz yok afiyet şeker olsun
Ama paylaş gel beni dinle ardından herkes dua etsin
Aç gözünü daha vakit erken gör şeytanın gör dediğini
Bir kulak ver de dinle sağır sultanın duyduğunu
Sen öyle deve kuşu gibi şaşkın şaşkın bakınırken
Bir gün duyarsın elbet Dıral Dede’nin düdüğünü
Hele destur maaşallah bu ne kudret böyle
Hele destur zayıfları ezmedin mi söyle
Hele destur gözümüz yok Allah daha iyi etsin
Ama paylaş gel beni dinle ardından herkes dua etsin
Aç gözünü daha vakit erken gör şeytanın gör dediğini
Bir kulak ver de dinle sağır sultanın duyduğunu
Sen öyle deve kuşu gibi şaşkın şaşkın bakınırken
Bir gün duyarsın elbet Dıral Dede’nin düdüğünü

Kazma
Selam büyükler merhaba çocuklar, bu akşam size yeni bir öyküm var
Dilim sürçerse kusura bakmayın, bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var
Diyeceğim o ki kişi yetinmeli, yaşam dediğin kısacık bir çizgi
Namus şeref onur hepsi güzel ama, en önemlisi helal alın teri
Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür dersen,
Kaz gelen yerden tavuğu esirgemezsen,
Bu kafayla bir baltaya sap olamazzsın ama
Gün gelir sapın ucuna olursun balta
En güzel pilav dimyatta pişer, yanında hoşaf ne güzel gider
Sen yan gelip yatar karnın guruldarken, evdeki bulgur herkese yeter
Şam ipeğinden urba giysen bile zemzem suyuyla yıkansan bile
Dünya ahret keyif sürmek için, mutlak dökmeli helal alınteri
Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür dersen,
Kaz gelen yerden tavuğu esirgemezsen,
Bu kafayla bir baltaya sap olamazzsın ama
Gün gelir sapın ucuna olursun balta
İnsanın bir kez ters gitmesin işi, muhallebi yerken kırılır dişi
Kazma olmaya özenmeyin dostlar, alın teriyle kazanan en mutlu kişi
Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür dersen,
Kaz gelen yerden tavuğu esirgemezsen,
Bu kafayla bir baltaya sap olamazzsın ama
Gün gelir sapın ucuna olursun balta

Eğri Büğrü
Bana yolun seç diyorlar, bozuk yolu seçer miyim, Eğri eğri doğru doğru
Seçemezssen geç diyorlar ben yolumdan geçer miyim? Eğri eğri doğru doğru
Kimi batı kimi doğu, kuzey güney hepsi doğru, kim seçer ki bozuk yolu
Eğri eğri doğru doğru, benim yolum bana doğru, hiç yolumdan döner miyim?
Bana yarin seç diyorlar, vefasız yar seçer miyim? Eğri eğri doğru doğru
Seçemezsen geç diyorlar geç desen de geçer miyim? Eğri eğri doğru doğru
Kimi tatlı buğday tenli kimi mahur dudu dilli
Kimi esmer nokta benli,eğri eğri doğru doğru,
Ben bulmuşum nazlı yari geç desen de geçer miyim
Eğri eğri doğru doğru, eğri büğrü ama yine de doğru
Sevdiğini al diyorlar alsam bile yar yeter mi? Eğri eğri doğru doğru
Var yoluna git diyorlar bir yol ile iş biter mi? Eğri eğri doğru doğru
Bir karış da toprak gerek üstüne de kuru malı Eğri eğri doğru doğru
Barış demek toprak demek ben kendimi verir miyim? Eğri büğrü ama yine de doğru

Tartışma ve Sonuç

Kendi öz kültüründen beslenen ancak çağın gerektirdiği teknolojik, bilimsel gelişmelerden de mümkün
olduğunca faydalanan, geleneksel değerlere bağlı bir nesil yetiştirmek ancak ve ancak ahlâki yönden kendisini
geliştirmiş, insanî değerleri yüksek, dürüst bireyler yetiştirekten geçer. Bu anlamda tarihten, edebiyattan,
folklörden ve pozitif bilimlerden beslenen ahlâklı insan modellerini topluma sunmak, sanatın ve müziğin etkin
ifade gücü ile mümkündür. Günümüzde neredeyse tamamen ticari kaygılarla oluşturulan bir çok müzik türü,
bu tür temalardan yoksun olduğu ve içeriklerinin çoğunlukla sıradan aşk ilişkilerini yahut terkedilmişliği,
çaresizliği işlediği düşünüldüğünde, Barış Manço’nun Türk müziği ve toplumu için nasıl bir anlam ifade ettiği
daha net anlaşılabilecektir. Bu anlamda sanatçının eserleri hem müzisyenler, hem eğitimciler, hem de müzik
bilimi ile uğraşan musikişinastlar için irdelenmesi ve genel eğitim anlayışı içerisinde bir rol model
oluşturulabilmesi açısından büyük önem arzetmektedir.

Sanatçının gerek eserlerinde gerekse video kliplerinde eğitici ve öğretici unsurları çağının modern müzikal
teknolojileri ile harmanlayarak kendi kültüründen motif ve simgelerle etkin bir dille açıkladığı, özellikle de genç
dinleyicilerine doğruluk, dürüstlük ve helal kazanç gibi erdemleri iletmeye çalıştığı eserleri, Barış Manço’yu
çağının Mevlana’sı, Evliya Çelebi’si, Karacaoğlan’ı, Aşık Veysel’i yapmayı başarmıştır. Yapıtlarıyla geçmişten
geleceğe uzun bir köprü kurmuş olan Barış Manço kendi serüvenini kısaca Trt’de yayınlanan (1991) bir
röportajında şu cümlelerle açıklamıştır; “insan öncelikle aldığı nefesin hakkını vermeli diye düşünüyorum…Barış
Manço diye bir adam varmış, bir şeyler çalar söylermiş, anlatırmış sağ olsun dinleyenleri de varmış. Sonuçta ne
olacak? Bâki kalan bu kubbede hoş bir seda imiş derlerse torunlarım çok mutlu olurlar.”
(https://www.youtube.com/watch?v=Lsve5KwxGOA).

Not: Bu çalışma 06-08 Kasım 2014 tarihlerinde Antalya’da 22 Ülkenin katılımıyla düzenlenen “3rd World
Conference on Educational and Instructional Studies- WCEIS-2014”de bildiri olarak sunulmuş olup, JRET Bilim
Kurulu hakemleri tarafından değerlendirilerek bu sayıda yayınlanmasına karar verilmiştir.

NOT:

  1. Akdoğan, B., (2001). Sanat, Sanatçı, Sanat Eseri ve Ahlak
    http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/37/756/9661.pdf
  2. Çobanoğlu, Ö., ( Summer 2000). “Barış Manço Araştırmalarının Önemi ve Yöntemi Üzerine Tespitler”, Milli
    Folklor Dergisi, sayı: 12 (46), 40-46
  3. Emre, H., (Ocak 2013) “Kültürün değişimi ve Dönüşümü Bağlamında Ozan-Baksı Geleneğinden Çağdaş Bir
    Ozanlığa Geçiş Süreci”, Bilim ve Kültür Dergisi, 1 (1), 55-72.
  4. Erol, A., (2005) Popüler Müziği Anlamak: Kültürel Kimlik Bağlamında Popüler Müzikte Anlam. İstanbul: Bağlam Yayıncılık.
  5. Hacı Bektaşi Veli. http://tr.wikipedia.org/wiki/Hac%C4%B1_Bekta%C5%9F-%C4%B1_Veli (10.10.2014
    Tarihinde Erişildi)
  6. http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.5462298bd06de0.33914699
    (08.10.2014 Tarihinde Erişildi)
  7. https://www.youtube.com/watch?v=Tvsi2ghrZz0 (07.10.2014 Tarihinde Erişildi)
  8. https://www.youtube.com/watch?v=0Qys21nzXRo (07.10.2014 Tarihinde Erişildi)
  9. https://www.youtube.com/watch?v=gX58ooxwhzQ (07.10.2014 Tarihinde Erişildi)
  10. https://www.youtube.com/watch?v=vAcoa_cYqzc (07.10.2014 Tarihinde Erişildi)
  11. https://www.youtube.com/watch?v=Dlp0FdBYubw (07.10.2014 Tarihinde Erişildi)
  12. Kahyaoğlu, O., (2010), Caz’dan Pop’a. İstanbul: Everest Yayınları.
  13. Konfüçyus (1998). Büyük Bilgi. Müzik Hakkında Notlar. Muhaddere N. Özerdim (Çev.) MEB. Basımevi, s.30-31-32
  14. Lull, J., (2000), Popüler Müzik ve İletişim. (Çev. Tuğba İblağ), Çivi Yazıları.
  15. Milli Eğitim Bakanlığı Müfredatı. Eğitimin Amaçları, Madde 12.
    http://www.mebnet.net/?q=node/18 (11.01.2014 Tarihinde Erişildi)
  16. Stokes, M., (2012), Türkiye’de Arabesk Olayı. İstanbul: İletişim Yayınları.
  17. TRT 1, Grafik Programı, (1991). https://www.youtube.com/watch?v=Lsve5KwxGOA (01.11.2014 Tarihinde
    Erişildi)
  18. Tunca, H., (2005) Barış Manço:Uzun Saçlı Dev Adam. İstanbul: Epsilon Yayınları
  19. Uçan, A., (1994). Müzik Eğitimi. Ankara: Müzik Ansiklopedisi Yayınları.
  20. Yangın, B., (2002), Çağdaş Türk Ozanı Barış Manço. İstanbul: Akçağ Yayınları.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir