Kapat

Ayna (Cemile Çakır)

Ülkeyi boydan boya kesecek olan yeni yapılacak otoyolun geçtiği bölgelerdeki arazilerin kendisine verilmesini isteyen, toplumun önde gelen zenginlerinden Y, ülkenin kralı R’ye bir hediye vermeye karar verdi. Bu hediye kralı o kadar etkilemeliydi ki, Kral R hiç ikirciklenmeden onun istemini yerine getirmeliydi.

Bu hediyeyi seçmek ise o kadar kolay değildi. Y’ye göre çok güzel olandan belki Kral R nefret edebilirdi. Bu nedenle tek başına buna karar vermek yerine danışmanlarını topladı.  İyi maaş alan, genç ve zeki insanlardan oluşan on kişi oval bir toplantı masasında yerlerini almışlardı.

-Sizden Kralımızı en çok etkileyecek hediyenin ne olduğunu bulmanızı istiyorum, dedi Y danışmanlarına.

Başka bir şey söylemedi ve masanın en önemli konumu olan, giriş kapısının tam karşısındaki taht benzeri koltuğundan kalktı ve salonu terk etti.

Y toplantı salonunu terk ettikten sonra danışmanlar masadan kalkmadılar. İşleri zordu. Krala bir şeyi beğendirmek, bir kediyi yüzmeye götürmekten daha zordu. Saatlerce kafa patlatıp, tartışıp notlar aldıktan sonra Kral R’nin en çok kendini sevdiği sonucuna vardılar. Bir insan eğer en çok kendini seviyorsa, en çok aynadan hoşlanır demekti. Öyleyse ona bir ayna hediye etmek en etkileyici yöntem olacaktı ama bu o kadar da basit olamazdı. Verilecek ayna sıradan aynalardan farklı olmalıydı. Yoksa Kral R’nin sarayında türlü çeşit aynalar vardı ve onlara sıradan birini eklemenin hiç mi hiç etkisi olmazdı.

Bu kez Kral R’nin en nefret ettiği şeyin ne olduğunu tartışmaya başladılar. Kral R en çok muhaliflerinden nefret ederdi. Onun dediklerine karşı çıkan biri düşman olarak yaftalanır ve ölene dek bundan kurtulamazdı. İşte onların vereceği ayna bu iki işlevi birden yerine getirmeliydi; düşmanı uzaklaştırmak ve küçültmek, Kral R’nin kendisini güzelleştirmek ve büyültmek.

Böyle bir ayna olanaklıydı. Bir yüzeyi dışbükey olmalıydı, Kral R o aynada kendine baktığında kendini daha büyük, daha görkemli görmeliydi, öbür yüzünü düşmana çevirdiğinde düşman daha küçük ve daha uzak görünmeliydi. Bundan daha etkileyici ne olabilirdi ki?

Danışmanlar sonunda karara vardılar ve içlerinde en kıdemli olan F bu kararı Y’ye iletti.

Bu öneri Y’nin çok hoşuna gitmişti. Ülkenin en seçkin ayna yapımcısına gitti. İstediği aynanın niteliklerini belirtti. Ayna ustası bütün hünerini ortaya koyarak o muhteşem aynayı bir ay içinde bitirdi.

Bu gerçekten de Y’nin danışmanlarının istediği gibi, bir yüzüne bakan kişiyi daha büyük, daha görkemli, daha yakışıklı, öbür yüzüne tuttuğu kişileri ise daha küçük, hatta karınca kadar gösteren bir aynaydı. Ayna yuvarlak bir tabak büyüklüğündeydi. Sapı gül ağacından yapılmış ve üzerine Kral’ının arması, gül desenleri arasına oyularak işlenmişti. Taşıması kolaydı. Usta ayrıca aynanın değerini gösterecek kadar güzel bir kutu da yapmıştı. İpek kumaş kaplı kutuda ülkenin haritası vardı ve haritanın tam ortasına Kral R’nin bir resmi yer alıyordu.

Y aynayı aldığında çok sevindi. İşte Kral R’yi etkileyecek, Kral’ın gözünde değerini yükseltecek bir hediye! Ustaya aynanın bedelini ödedi, teşekkür etti ve aynayı alıp evine gitti.

O gece heyecandan uyuyamadı. Arada bir aynayı çıkarıp bakıyor, kendini görkemli görmekten çok büyük haz alıyordu. İçinden bir ses aynayı kendine saklamasını söylüyordu ama öyle yaparsa otoyolun kenarındaki arazileri alma hayali hiç gerçekleşemezdi.

Ertesi sabah kalkar kalkmaz Kral’la görüşmek için randevu alması için sekreterine talimat verdi. Sonucu alır almaz kendisini haberdar etmesini üstüne basarak tembihledi. O kadar heyecanlıydı ki, bir türlü başka bir işe yoğunlaşamıyordu. Ne yapacağını bilemiyor, başladığı her işi yarım bırakıyordu.

Sonunda sokağa çıktı. Arabasına atladı, şoförüne rastgele sürmesini söyledi. Arabanın camını açmıştı. Hangi sokaktan, hangi caddeden geçtiğinin kendisi bile farkında değildi. İlerledikçe bir uğultu duymaya başladı ama bu uğultunun ne olduğunu anlayamadı. İnsan sesi miydi, yoksa başka bir şey mi? Araba yaklaştıkça bunun bir gösteride atılan sloganlar olduğunu anladı. Şoförüne hemen geri dönmesini söyledi. Şimdi böyle yerlerin yakınından arabayla bile geçmenin sırası değildi.

 Uğultuları geride bırakıp şehir dışına giden yola vardıklarında, sekreterinden bir mesaj geldi. Kral kendisiyle görüşmeyi kabul etmişti. Derhal geri döndüler, araba hızla iş merkezinin bulunduğu binanın önüne vardı. Y kendisine selam veren çalışanlarını görmedi bile. Aceleyle asansöre seğirtti. Odasına vardığında nefes nefeseydi.

Kral R saat ikide onu bekliyordu. Odasındaki gizli dolapta tuttuğu giysilerini çıkardı ve iç çamaşırından çoraplarına, gömleğine ve takım elbisesine kadar her şeyini değiştirip temiz giysiler giyindi. Kokular süründü.

Saat bir buçuğa gelirken hediyesini yanına aldı ve yeniden makam arabasına koştu. Arabanın arka koltuğuna oturdu, aynanın bulunduğu kutu kucağındaydı. Heyecandan kalbi çarpıyordu.

Ona göre bir yıl, gerçek zamana göre on beş dakika sonra Kral R’nin sarayının önünde durdular. Bir sürü kontrolden sonra, onu içeri aldılar. Elinde kutu, asansöre binip uzun koridorlardan geçtikten sonra onu Kral R’nin odasına kabul ettiler.

R, kocaman bir masanın arkasında oturuyordu. Kara kuru, çelimsiz bir adamdı ama gözlerinde tutku dolu bir ışık yanıp sönüyordu.

-Yüce kralımız, dedi Y, eğilerek, Tanrı sizi başımızdan eksik etmesin. Her zaman bize kralımız olarak kalınız. Bize ve ülkemize yaptığınız katkıdan dolayı size ne kadar teşekkür etsek azdır. Ben de naçizane, size küçük bir hediye getirdim. Umarım kabul etmek lütfunda bulunursunuz.

Kral başını eğerek kabul ettiğini belli etti. Y ilerledi ve Kral R’nin önüne aynanın kutusunu bıraktı.

-İzin verirseniz açayım, kralım, dedi.

Kral yine başını eğdi.

Y kutuyu usulca açtı ve aynayı çıkardı. Aynanın işçiliğini gören kralın gözlerinde bir gülümseme ışığı belirdi. Y bu ışığı gördüğünde heyecanla doldu içi.

-Bu ayna, özel bir aynadır kralımız. İki yüzlü bir aynadır bu. İşte böyle, sapında gül olan kısmı kendinize, diken olan tarafını da düşmanlarınıza tutacaksınız. Unutmayın ki bu sihirli bir aynadır. Sakın ha, yanlışlıkla diken olan kısmını kendinize tutmayınız, yüce kralım. Dikenli tarafını düşmanınıza tuttuğunuzda sizi tahttan indirmeye çalışan düşmanlarınızın ne kadar küçük ve zavallı olduklarını göreceksiniz.

Kral R aynayı aldı. Gül alan tarafı kendine tuttuğunda aynada yansıyan görüntüsüne baktı. Ne kadar yakışıklı, ne kadar heybetli bir duruşu vardı. Sanki kara kuru, çelimsiz bedeni büyümüş, yerine iri yarı, atletik bir beden gelmişti. Aynada yansıyan görüntüsünden hoşlandı. Bütün yüzünü kaplayan bir gülümseme olarak kendini gösterdi bu beğenisi.

Aynanın dikenli yüzünü Y’ye tuttu. Y onun düşmanı değildi ama dostu da değildi. Kral R hiçbir gerçek dostu olmadığını biliyordu. Y de belli bir çıkar peşinde olmasa onun etrafında dolaşmazdı.

Ayna’nın dikenli yüzü Y’yi küçücük göstermişti. Kral R bundan da hoşlandı. Aynayı kutusuna koydu. Y’ye baktı, gülümsedi.

-Hediyen çok hoşuma gitti. Bunun karşılığında hak ettiğin kadarıyla ödüllendirilmen için danışmanlarıma talimat vereceğim. Şimdi gidebilirsin.

Y çıktı. Kral Y bir düğmeye bastı. Az sonra içeriye özel danışmanlarından biri girdi.

-Buyurun yüce kralımız.

Kral R aynanın dikenli yüzünü danışmanına tuttu. Danışman çok küçük görünüyordu. Kral kendine yeni bir oyuncak bulmuş çocuklar kadar şendi.

 -Bendeki bu ayna dışında saraydaki bütün aynalar kaldırılacak.  İkinci olarak da Y’ye neyi istiyorsa verilecek.

Danışman başını önüne eğdi.

-Yüce kralımız, Y, yapımına başlanan otoyolun iki yanı boyunca uzanan arazileri istiyor.

-Tamam. Bu da bir şey mi? Hemen onun istediği yerine getirilsin.

Danışman ikirciklendi.

-Yüce kralım, dediğinizi yaparsak, yolun geçtiği yerlerdeki köylüler kıygın durumda kalacaklar. Bazı yerlerde otoyol soyu tükenmekte olan kuşların yuvalanma alanlarını ortadan kaldıracak. Eminim ki bazı çevrecileri kızdıracak bu karar.

Kral öfkelendi.

-Sen benim ne dediğimi duymadın mı? Bir iki çapulcu yüzünden kararımdan vazgeçecek değilim.

Danışman başı önde geri çekildi.

Kral R aynadan o kadar hoşnuttu ki günlerce onunla oyalandı. Ayna elinde sarayın bahçesinde dolaşıyor, sevdiği şeylere bakmak için aynanın gül olan tarafını tutuyor, sevmediği tarafa ise dikenli tarafını. Bunu herkese, kraliçeye, çocuklarına, atlarına, kedilerine, köpeklerine uyguluyordu. Küçük kedisi Tekirkız’a aynanın güllü tarafını tuttuğunda bir aslanla karşılaşıyordu ama sarayın bahçesindeki bin yıllık çınar ağacına tuttuğunda o koca çınar, bir çalıdan daha küçük görünüyordu.

Kral çok mutluydu. Sonunda istediğini büyütecek, istediğini küçültecek bir güç geçirmişti eline. Artık danışmana, ekonomiste, siyaset-bilimciye, gazeteciye gereksinmesi yoktu. Bütün bunların yerini ayna almıştı.

Fakat bir gün birdenbire her şey değişti. Danışmanlardan biri çekinerek Kral’ın karşısına çıktı.

-Yüce kralım, ülkede bir şeyler oluyor. Otoyol boyunca Y’ye verdiğimiz araziler nedeniyle sorunlar çıktı. Şehrin hemen ortasında, otoyol yapımına karar verdiğimiz yerde bir küçük park vardı, onu da Y’ye vermişiz. O da oraya otel yapmak istiyor fakat bazı insanlar oradaki ağaçlara sarılmışlar, kesilmesine izin vermiyorlar. Ne yapmamızı buyurursunuz?

-Demek durum bu kadar önemli. Öyleyse çabuk arabaları hazırlayın, onları görmek istiyorum.

Onları gördüğünde sorunların çözüleceğini biliyordu. Aynanın dikenli tarafını o ağaç sarılıcılarına tuttun mu, sorun anında bitecekti.

Kral R’nin içinde olduğu araba gösterilerin bulunduğu yere doğru gidiyordu. Kral sorunu çözeceğinden o kadar emindi ki, başka önerileri dinlemiyordu bile. Makam arabası parka yaklaştığında, arabanın camını indirdi, aynasını çıkardı ve ağaçlara tuttu. Ağaçlar küçüldü. Az ilerde göstericileri gördü. Aynayı onlara doğru kaldırdı. Fakat farkına varmadan bir yanlışlık yapmış, dikenli tarafı yerine göstericilere aynanın güllü tarafını tutmuştu. İşte o anda yüreğini bir korku, bir ürkü sardı. Karşısında devasa ağaçlar ve o ağaçlara sarılmış devasa insanlar vardı. Kral R’nin bütün bedeni titredi.

-Derhal polisleri hazır edin, bu korkunç düşmanları yok edin, diye buyurdu makam aracının ön koltuğunda, makam şoförünün yanında oturan danışmanına.

Danışmanı telefonla talimatı polis örgütünün üst yetkilerine iletirken, Kral R arka koltukta büzülmüş, titreyerek yineliyordu.

-Derhal saldırıya geçin. Taş üstünde taş bırakmayın. Düşmanı yok edin… Derhal…

Makam aracı hızla uzaklaştı oradan.

Az sonra, o küçük parkı ellerinde otomatik tüfekleri olan, tanklı panzerli binlerce polis kuşattı.

Saldırı başladığında Kral R’nin makam arabası çoktan o bölgeden ayrılmıştı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir