Pazar, Kasım 28, 2021

Aşçı Aile ve Kaynana (Aysel Güney)

KONU: Meslekler

HEDEF KİTLE: 7 -12 Yaş

ANAFİKİR: İşimizi severek ve ruhuna uygun yaptığımızda mesleğimiz anlam kazanır.

KARAKTERLER:

GELİN: Kendine güvenen, becerikli, işini severek yapan, pratik, çözümleyici, eşini biraz bastıran, kaynana ile didişen bir karakter.

DAMAT: Biraz kılıbık, eşine kaygıyı abartan, ilişkisinde son derece demokratik olmaya çalışan, anne ile eşi arasında sıkışmış bir karakter.

KAYNANA: Gelini ile didişmeyi seven, oğlunu gelininden kıskanan, kendini övmeyi seven bir karakter.

HİKAYE: Meslekler gelin ve damadın yaptığı yemeklerle anlatılır. Olay küçük bir restoranın mutfağında geçer. Aynı zamanda bu mutfakta bir tv programı için çekim yapılmaktadır. Kaynana mutfakta bulunan bir koltukta oturur gözlüklüdür, genelde örgü örer. Gelin yemek tarifi verirken damatta yardımcı olur. Kaynana arada gelinle çatışır. Damat bunu dengelemeye çalışır.

AŞÇI AİLE VE KAYNANA

PERDE 1 SAHNE 1

GELİN: Merhaba sevgili izleyiciler. Bir aşçı aile ve kaynana programında yine sizlerleyiz. Birbirinden güzel yemek tariflerimiz olacak bu programda da. Ama bugünün özel bir durumu var. O da bu üç yemeğin üçü de çocuklarımızın en çok sevdiği yemekler. Neymiş bakalım o yemekler. İlki öğretmen, ikincisi polis ve son yemeğimiz de doktor. Hangisinden başlayalım bakalım.

DAMAT: (Heyecanlı bir konuşması vardır) Aşkım aşkım istersen onu ben söyleyeyim.

GELİN: (Sinirlendiğini gösteren bir ifadeyle ) Aşkım malzemeleri hazırladın mı?

DAMAT: Elbette hayatım.

GELİN: Aşkitom. Kalem hala poşette, cop yıkanmamış, stetoskop doğranmamış neyi hazırladın acaba.

DAMAT: Tamam tamam onları da hemen hazırlıyorum.

GELİN: Eveeetttt. Nerde kalmıştık, tabii ki yemeklerimizde. İlk yemeğimiz öğretmen. Malzemelerimize geçmeden önce şunu belirtmeden geçmeyeyim. Bu yemek sadece tek bir öğrenci içindir. Öğrenci sayımız arttıkça, mutlaka malzeme sayımız da arttırılmalıdır. Bu neden önemli. Çünkü tek bir öğrencinin idare ve gelişimi basittir. Karşımızdaki öğrenci anlaşıldıktan sonra sevdiği yemeği yapmak basitleşir. Oysa bir öğretmen emekliliğe kadar binlerce öğrenci yetiştirir ki bunun için harcanan emeğin tat bulması zorlaşır. Öğretmen yemeğinin lezzeti ve çeşitliliği de buradan gelir zaten. Nedir malzemelerimiz;

DAMAT: 3 adet kalem, yarım silgi, 8 rendelenmiş kitap, yarım baş disiplin,3 su bardağı bilgi, 1 kilo iki kez çekilmiş fedakarlık, 250 gram sabır,  2 kilo sevgi, 400 gram anlayış, 1 su bardağı hoşgörü, 1 yemek kaşığı mizah.

GELİN: Ocağımızı yaktık. Tenceremizi ocağın üzerine alıyoruz. Sabrı biraz ısıttıktan sonra yarım baş disiplin ile karıştırıyoruz. Evet, sabır ve biraz disiplin. Bir öğretmen için gelecek kuşakları şekillendirmek, onları hayata hazırlamak zaman ister ve tabi ki sabır gösterilmeden ve yeterli disiplin sağlanmadan istenilen sonuç alınamaz. O yüzden bizler de sabır ve disiplinimizi orta ateşte kavurduktan sonra, Mehmet kalemleri ekler misin?

DAMAT: Hemen canım ekledim bile.

GELİN: Kalem ile birlikte biraz kavurduk. Şimdi kitap ve bilgiyi ekliyoruz. Kitap ve bilgi olmadan bu yemek bize vermesi gereken lezzeti kazandıramaz. Her bir malzemenin önemi büyük tabi ama kimi parçaları var ki o olmadan yemeğimizden iyi bir sonuç alamayız.

(Sahneye kaynana elinde örgüsüyle söylene söylene girer, kazanın içine bakar ve söylene söylene koltuğuna geçer)

KAYNANA: Al işte yine başladı. Kızım bir de aşçıyım diye geçiniyorsun. Bu yemeğe bu kadar kitap konur mu? İyice acı olur bu yemek bi kere. Yemeğin başı şimdiden belada.

GELİN: Anne ya sen bunu dır dır çorbası ile karıştırıyorsun. Biz şimdi meslek yemekleri yapıyoruz.

KAYNANA: Dır dır çorbasıymış hah sende! Kitabı gençliğimde çok az koyardım yemeğime, misafirlerim parmaklarını yerdi. Beni komşular evlerine çağırırlardı. Onu bunu hem çekiştirir hem de onlara bu yemeği yapardım.

GELİN (Seyircilere doğru konuşur) Anneciğim bir yemeğe öğretmen yemeği demekle o yemek öğretmen yemeği olmaz.

KAYNANA: Benim yemekleri al içine birkaç başka bir şey kat ondan sonra bu başka yemek de. Oldu gözlerim dolduuuu…

DAMAT: Biraz daha tartışırsanız yemek yanacak.

GELİN: Beni lafa tut ondan sonra da yemeklerin çok kötü öyle mi anne. Ayyy… (Derin nefes alır, kendisini toparlar) Eveett sayın seyirciler kaldığımız yerden devam edelim. Şimdi dört yüz gram anlayışımızı da ekliyoruz. Biraz kaynanaya bırakalım. Ay karıştırdım. Biraz kaynamaya bırakalım. Anlayış, öğretmen yemeğinde çok ayrı bir yere sahip. Çünkü sizler de biliyorsunuz ki her bir çocuğun özellikleri, becerileri kavrama yetenekleri farklıdır. Öğretmen tüm bunlara hakim olmak zorundadır. Ve öğrencilerini tüm bu gelişimlerine göre değerlendirmelidir.

KAYNANA: Sen hiç balık yemeği yapma kesin balıkları ağaca tırmandırırsın.

GELİN: (Hafif kırgın ve sinirli) Ben. Ben. Ben ki ben.

KAYNANA: Evet sen sen ki sen kürsüde konuşan profesör mübarek.

DAMAT: Anne, Nurhayat lütfen yemekle ilgilenir misiniz biraz.

GELİN: Bi saniye bi saniye ben ki ben. Balıkları denizde besler. Sincapları ağaca tırmandırırım.

KAYNANA: Sincapların ağaca tırmanmak için sana ihtiyacı yok.

DAMAT: Annem haklı Nurhayat sincapların ağaca tırmanmak için bize ihtiyacı yok.

GELİN: Mehhhmeetttt.

DAMAT: Sırf yemeğe bir şey olmaması için susuyorum. Hıhhh.

GELİN: Aşkım lütfen yemeğe fedakarlık ekler misin.

KAYNANA: Oğlum senden iyi fedakarlık mı olur en iyisi sen kendini ekle.

DAMAT: Anneciğim lütfen lütfen lütfen.

GELİN: Sayın seyirciler kaynanayı ne yapıyorduk. Of ya yemeği karıştırdım. Biz dönelim öğretmen yemeğimize. Fedakarlığı kattık. Çünkü belki de dünyanın en çok fedakarlık isteyen mesleğidir öğretmenlik. Karşısında bir sürü hikayesi olan yaşamı dinler, çözmeye çalışır öğretmen. Kiminin maddi sıkıntısı vardır kiminin ailevi problemi kiminin annesi yoktur kiminin babası. Kimi evinde şiddet görür kimi ilgisizdir çocukların. Ama öğretmen tüm bu zorluklar içinde onların yüreğine ulaşır. Ellerinden tutar. Yaşam içinde kaybolmamaları için ışık olur.

KAYNANA: Kızım kızım kendine gel. Seyirciyi bir yemek programında ağlatan ilk aşçı olarak rekor kitabına gireceksin haberin yok.

DAMAT: (Eşinin kulağına fısıldar) hayatım bir kulağından girsin öbüründen çıksın anneme takılma çok iyi gidiyorsun. Tüm reytingleri toplayacak programımız.

GELİN: Mehmet tam zamanı yemeğin içine biraz gaz ekleyelim.

DAMAT: Gaz mı?

GELİN: Ne gazı ya yemeğin içine hoşgörü ekle diyecektim.

DAMAT: En sevdiğim.

GELİN: Hoşgörünün tam sırası. Sayın seyirciler dikkat ettiyseniz tüm malzemelerin ayarı ve zamanı çok önemli. Mesela hoşgörü için ne demiştik. Bir su bardağı niye çünkü fazlası yemeğin kıvamını sulu yapar. Krema kıvamında bir yemek olmalı, tüm malzemeler adeta ete kemiğe bürünmeli. Yoksa bu yemeğe sevgimizi katamayız.

DAMAT: Zaten başından beri biz bu yemeğimize sevgimizi katıyoruz. Sevgimizi katmadığımız hiçbir yemek gerçek lezzetine kavuşamaz. Çok güzel bir noktaya değindin hayatım.

GELİN: Mesela annen yemeklerine asla sevgi katmıyor.

KAYNANA: Ben ezber katıyorum kızım senin gibi kitaptan ne ezberlediysem onu katıyorum. Boş versene!

DAMAT: Annem belki kızdığı için sana böyle söylüyor ama mesleklerle ilgili çok güzel bir noktaya değindi aslında. Sadece öğretmenlik için değil tüm meslekler için geçerli yaptığımız işi ezbere yapmamalıyız. Severek yapmalıyız.

GELİN: İsteksiz yapılan her iş ezberdir aşkım. O yüzden diyorum sana şu yemeğe iki su bardağı sevgi kat diye. Tam zamanı.

DAMAT: Başından beri katıyoruz canım ya.

KAYNANA: Oğlum boşuna mı yemeklerimi özlüyor. Beni oğluma karşı kışkırt ondan sonra da sevgiden bahset. Sen hariç tüm sevgilerimi katıyorum yemeklerime.

GELİN: Mehmet şimdi mizahı katıp yemeğimizin altını kapatabiliriz. Gördüğünüz gibi bir yemeği yaparken bile ne zorluklar yaşıyoruz. Bu açıdan eğer öğretmen yemeği yapmaya karar verecekseniz gerçekten iyi bir aşçı olmanız gerektiğini biliyor olmanız gerekiyor. Çünkü bu çorba yapmaya benzemez. Herkes dırdır çorbası yapar ama herkes öğretmen yemeği yapamaz. Şimdi reklamlar.…

(Işıklar kısa bir süreliğine kararır)

 

PERDE 1 SAHNE 2

(Kaynana koltuğunda elinde örgüsü ağzında düdük başında polis şapkası ile uykuya dalmıştır.)

GELİN: Reklamlardan sonra yine birlikteyiz sayın seyirciler. Bugünün ikinci yemeği polis. Malzeme listemizi aşkım istersen yine sen paylaş.

DAMAT: Seve seve. Sayın seyircilerimiz yemeğimiz için gereken malzeme listemiz. 1 adet cop, 1 adet şapka, 1 adet üniforma, 1 adet silah, 1 adet düdük, 1 adet kelepçe, 1 kilo adalet, 500 gram asayiş, 1 su bardağı hak, 2 su bardağı hukuk, 3 su bardağı özgürlük, 4 su bardağı demokrasi

GELİN: Çok güzel. Malzeme listemizi paylaştığımıza göre tenceremizi ocağa alabiliriz. Yine orta ateşe ayarlıyoruz ocağımızı. Önce 500 gram asayişi kaynatalım. Kaynamaya başladı.

DAMAT: Hiçbir sorun yok baksana canım hemen kaynadı. Ortalık güllük gülistanlık. Asayiş berkemal.

GELİN: Annen uyuyor da ondan hayatım.

(Kaynana arada horlarken düdük öttürtür.)

DAMAT: Çok öttürüyor ama. Uyandırsak mı acaba?

GELİN: Sakın uyandırma. Bırak uyusun. Çatıp durur sonra.

(Kaynana horlar ve düdük yine öter)

GELİN: Neyse ki uyanmadı. Eveeet sayın seyirciler yine karşınızdayız. Asayiş güzel güzel kaynıyor. Kaynana uyuyor gerçek huzura kavuşuluyor. İçine şapkayı, üniformayı attık. Yemeğimiz fokurduyor.

DAMAT: Tertemiz oldular valla.

GELİN: Aşkım çamaşır kaynatmıyoruz, yemek yapıyoruz.

DAMAT: Ah hatlar karıştı birden.

GELİN: Ayarlarına geri dönebilirim istersen Mehmet. Copu yemeğe katmadan sana katabilirim katma değer vergisi olabilirsin mesela.

(Kaynana horlar ve düdüğü öttürür)

DAMAT: Çok tatlısın canım benim.

GELİN: Annen uyanmadan şu yemeği bitirelim.

DAMAT: Bu yemeğe sevginden çok stresini katıyormuşsun gibi geldi bana hayatım. Bak ellerinde titremeye başladı.

GELİN: (Kollarını uzatır ve elleri titriyordur) Hakketten Mehmet ya titriyor. Niye oldu anlamadım!

DAMAT: Polislerden korkmuyorsun değil mi hayatım. Ya da ne bileyim gözü dönmüş suçlulardan.

GELİN: Ne alakası var canım. Niye korkacakmışım. Çocukken babam bir sıkıntın, bir sorunun olursa polis yemeği yer. Hiçbir şeyin kalmaz derdi. Beni kendime getiren, huzurlu, güvenli hissettiren birkaç yemekten biridir bu yemek.

DAMAT: Anaaa, ya biz malzeme listesine 400 gr güveni eklemedik.

GELİN: İyi ki bu tarifi sana bıraktım. Neyse. Evet, sayın seyirciler düzeltme yapıyoruz, yemeğimizde 400 gr güven de var. Evet, hemen onu da kaynayan asayişe ekliyoruz.

DAMAT: Copu da eklemedik.

(Bağırarak söyler, kaynana horlar ve düdüğü öttürür)

GELİN: Şşşştttt! Annen uyanacak. Ondan sonra o copa el koyacak. Sonra kaçacak delik ara, çık işin içinden.

DAMAT: (Kısık sesle) Co- pu ek-le-me-dik.

GELİN: Ekle Allahın cezası. Sayın seyirciler şimdi biz bu yemeğin neden çorbasını yapıyoruz da kızartmasını, kavurmasını yapmıyoruz. Buna bir açıklama getirelim. Şimdi malum malzemeler içinde cop var silah var cop kızarırsa morartır,  kavurunca yakar, silah kızaran, gerilen bir ortamda patlayabilir ve sonra kızaran yağ vücudumuzda birinci dereceden yanıklara yol açabilir yani anlayacağımız çok tehlikeli. Bu yüzden çorba türünü seçtim. Ki sağlık için daha faydalı. Ayrıca Dünya Aşçılar Birliği bu yemeğin kızartma ve kavurmasını tarif listesinden çıkarmak üzere toplantılar ve araştırmalar yapıyor. Yemek yiyeceğiz diye sağlımızdan olacak halimiz yok öyle değil mi.

DAMAT: Kelepçe hazır ayıkladım hayatım.

GELİN: Bakıyorum evet ellerine sağlık Mehmet güzel ayıklamışsın. Kurunun yanında yaş da yanmamış. Asayişin özü bu. Gerçek suçluları ayıklamak. Yoksa isterseniz marketten pazardan hakkın hukukun en iyisini de alsanız kelepçeyi iyi ayıklamazsanız bu malzemelerin tadını azaltabilir hatta çorbanın terbiyesini keser. Parça parça kalır içinde adalet. Çorbamızla bütünleşemez. Özgürlük ve demokrasiyi istediğimiz kadar ekleyelim lezzetini artırmak için adalet kesilirse çorbada iyi bir sunum yapamayız.

DAMAT: Özgürlük dedin ya canım. Ayarı çok önemli bunun da değil mi?

GELİN: Tüm malzemeler için öyle. Şimdi özgürlüğün fazlası bir başka malzemenin tadını baskılarsa yemeğin tüm dengesi alt üst olur. Yemeğin içinde düşünceler akmalı. Düşünce kendini ifade etmeli fakat tuz misali aşırıya kaçarsa tabi yine hak hukuk çerçevesinde içine biraz patates atılarak dengelenebilir. Haklar için de böyle. Denge sağlanmazsa hukuk yemeğin içinde dağılmaz topak topak olur. Bu sefer çorbamızı süzgeçten geçirip hukuku ayıklamakla sadece durumu kurtardığımızı zanneder kendimizi kandırırız.

(Kaynana düdüğü öttürerek uyanır)

KAYNANA: Neler oluyor burada, bu koku da ne böyle?

DAMAT: Mis gibi polis yemeği yaptık anneciğim.

KAYNANA: Mis gibiymiş hadi oradan. Ehliyet, ruhsat koktu ayol.

GELİN: Ya anne, yemekte ehliyet, ruhsat bile yok. Nasıl kokar Allah aşkına.

KAYNANA: Valla bende anlamadım. Olmayan bir şeyi oldurmak herhalde gelinlere özgü bir şey olmalı bu.

DAMAT: He valla.

GELİN: Reklamlar.

(Işık kısa bir süreliğine kararır)

PERDE 1 SAHNE 3

DAMAT: (Cümlelere bastırarak konuşur, sahnede tektir) Sevgili seyircilerim, sayın seyircilerim, pek muhterem seyircilerim, oh evet seyircilerim, çok tatlısınız sayın seyircilerim. (Eşi içeri girer)

GELİN: Mehmet ne yapıyorsun.

DAMAT: Hazır sen yokken yemeğe ortam hazırlıyorum.

GELİN: Daha çok seyircileri öpecek gibi bir halin vardı.

DAMAT: Sevgimi katıyorum seyircilerime. Sayın seyircilerime, pek muhterem seyircilerime.

GELİN: Mehmet.

DAMAT: Efendim aşkım.

GELİN: Lütfen sus.

DAMAT: Tabi karıcığım, pek muhterem karıcığım, oh evet (karısının yüzüne bakar, kaşların çatık olduğunu görünce) sustum karıcığım.

GELİN: Evettt. Günün son yemeğine geldik. Malzeme listesini alalım.

DAMAT: 1 adet stetoskop, 1 adet reçete, 1 kilo tetkik, 250 gram nöbet, 1 baş rendelenmiş iğne, 1litre serum, 1 adet beyaz önlük, 1 adet gözlük,  4 su bardağı Hipokrat ve 20 yıl bekletilmiş 1 yemek kaşığı eğitim. Malzeme listesinden de anlaşılacağı üzere çok masraflı bir meslek yemeği sayın seyirciler arzuya göre başlığında daha birçok malzeme sayabiliriz. Size bırakıyorum. Bu nedenle baharatlara geçiyorum. Malum baharatlar bu yemeğe özel bir lezzet katacak. Bir tatlı kaşığı sevgi, bir tatlı kaşığı sabır, bir tatlı kaşığı acıya dayanıklılık, bir tatlı kaşığı sakinlik, bir tatlı kaşığı fedakarlık ve son olarak bir tatlı kaşığı hoşgörü.

(Kaynana yine koltuğunda örgüsünü örmektedir.)

KAYNANA: Çocukken hep doktor olmak istemiştim. Hani gelinim olunca iğne yapmak için. Ha ha haaayyy

DAMAT: Anne hiç komik değil

GELİN: Görüyorsun Mehmet değil mi?

DAMAT: Haklısın hayatım hiç hoş olmadı.

KAYNANA: Oğlum tam iğneliksin.

DAMAT: Off anneeeee. Aşkıtom en iyisi tarife başla.

GELİN: Önce tencerede stetoskop, tetkik,reçete ve iğnemizi kavuruyoruz. İçine beyaz önlük ekleyerek başında nöbetimizi tutuyoruz.

KAYNANA: Görende asker sanır.

GELİN: Aşkım bir sonraki hafta asker yemeği yapalım.  (Kaynanaya bakarak) mermiler için özel bir planım var çünkü.

KAYNANA: Tamam tamam sustum.

DAMAT: Eyvah yemek yanacak! Tar tış ma yın! Hayatım yemek.

GELİN: Sürekli beni sakinleştirip durma Mehmet. Ne yapmaya çalıştığının farkındayım. Yemeğimin kötü olması için elinden geleni yapıyor.

KAYNANA: Ay ben sustum ya.

GELİN: Evet sayın seyirciler sakinliğimi koruyarak tarifime devam etmek istiyorum. Yemeğe sabrı eklemenin tam sırası. Sabır çok önemli bir şeydir sayın seyirciler. Bir yemekte sabır eksikse dinlemeyi bilmeyiz, sorunları anlamaya çalışmayız. Güler yüzümüzü de ekleyelim. Neden önemli güler yüz, çünkü sağlıklı bir yemek güler yüz ile başlar. Böylece yemeği yiyen kişi rahatlar, kendini daha sağlıklı hisseder ve daha iyi ifade eder.

DAMAT: Aşkım serumu eklemeyi unuttun.

GELİN: Hemen onu da ekliyoruz. Hipokrat yemini ve yirmi yıllık bekletilmiş eğitimi de eklemenin tam sırası. Bunlar bir yemekte neden olmalıdır. Her yemek aynı tadı ve lezzeti vermez. Bazı yemekler çok basit yapılır, hazır dır dır çorbası gibi ama bazı yemekler için yılların birikimi ve eşsiz bir deneyim gerekir. Bu olmazsa ne yaparsanız yapın o yemeğin tadı tuzu olmaz. Kendi kendinize dersiniz ki ‘Allah Allah her söyleneni de yaptım ama neden yine olmadı’ Nedeni basittir. Her yemek gibi aşçılar da pişmelidir. Her yemeğin lezzeti de her aşçının lezzeti de böyle kıvam bulur. İşte bu yüzden böylesine zor bir yemeği yapmayı düşünüyorsanız mutlaka doğru malzemeler ve iyi bir birikime sahip olmanız gerekir.

DAMAT: Böylece bu yemeği yiyen herkes çok çabuk iyileşecek ve ağzında unutamayacağı, her hastalığında içmek isteyeceği bir tada kavuşacak.

GELİN: Çok haklısın, zaten böyle yemeklerimiz olmasa, sadece karnımızı doyurmaya çalışsak, ağzımızın lezzetine uygun diye hiç durmadan atıştırıp dursak her birimiz suma güreşçisi olurduk. Evet nerde kalmıştık. Sevgiden sabıra, fedakarlıktan hoşgörüye ve başından beri dolu dolu oldukları sevgiyle biz de eksiksiz yemeğimizi tamamladık sayın seyirciler. Şimdi kısık ateşte pişmeye bırakıyoruz.

KAYNANA: Yemek kısık ateşte pişe dursun bu yemekleri kim tadacak kim puan verecek biliyor musun kızım?

GELİN: Kim?

KAYNANA: Şok şok şok. Tabi ki ben.

GELİN: Nasıl ya nasıl yani!

KAYNANA: Yönetmene sor. Programın yeni konsepti bu.

GELİN: Of ya offfff! Bu hiç adil değil!

DAMAT: Hadi biz çıkalım, programın sonuna yaklaştık. Olan olmuş.

KAYNANA: Ha ha haaa elime düştünüz mü! Yaşasınnnn!

(Gelin ve damat sahneden çıkarlar. Kaynana yemekleri Sırasıyla tadar.)

KAYNANA: Öğretmen yemeği. Hımmmm nefisss! Gelinim diye söylemiyorum harika olmuş. Misss! Diğer yemeğe geçelim sayın seyirciler. Polis yemeği. Oooo bu da olmuş düdüksüz ama fena değil bence olmuş işte! Eeee kimin gelini malzemesi eksik olsa bile yine lezzeti bulmuş, Aferin kız Nurhayat! Bakalım son yemeğimize. Doktor yemeği. Aaaaa bu da çok leziz. Diyorum ben size kimin gelini diye. Benim gelinim benim. Tabi ki de güzel yemekler yapar. Aşçı olmayı hak etmiş. Hepsine yüz puan. Durmuş saat bile günde iki defa doğruyu söylermiş. Kaynana da olsam bu benim içinde geçerli. Tek farkı ben gelinim yokken onu övüyorum. Kih kih kih.

2,600BeğenenlerBeğen
popüler kategoriler
son yorumlar
HABERLER

4 Yorumlar

  1. Kendi adıma https://www.salakfilozof.com sitesinde yayınlamış olduğum tüm oyunlar bana aittir.

    Bana gelen maillerin neredeyse yüzde 90’ı oyunlarımın oynanması için izin verip vermeyeceğimle ilgili sorulardan oluşmakta.
    Buradan da belirtme ihtiyacı duydum bu yüzden. Okullarda, sosyal sorumluluk projelerinde, para kazanma hedef ve amacı olmayan tüm projelerde benden izin almadan oyunlarımı oynayabilirsiniz. Eğer yine de yasal bir zorunluluktan dolayı yazılı bir izne ihtiyacınız olacaksa da aysel.sarica@gmail.com’dan bana ulaşabilirsiniz.

    Yukarıda saydığım neden ve gerekçeler haricinde benden izin almaksızın kazanç elde etmek için yapılan tüm sahnelemeler için yasal hakkımı kullanacağımı buradan belirtmek isterim.

  2. Oyunlarınızdan birini muhtemelen “iyiliğin gücü” olur yıl sonunda gösterisinde eğitici amaçlı sergilemek üzere izninizi rica ediyorum. emeğiniz için teşekkür ederim. oyun sonunda web adresinizi velilerim ve diğer öğretmen arkadaşlarımla paylaşmak isterim, kolaylıklar ve başarılar diliyorum.

  3. Elif Hanım.
    Öncelikle hangi okul ve hangi il olduğunu belirtirseniz çok sevinirim.
    Daha önce yazmış olduğum yukarıdaki yazıda olduğu gibi ‘sosyal sorumluluk projeleri’ ve ‘okul projeleri’nden herhangi birşey talep etmiyorum.
    Yazmış olduğum oyunların bu tür projelerde oynanmasından büyük bir onur ve keyif duyuyorum.
    Sonuç olarak elbette oynayabilirsiniz.
    Eğer oyunla ilgili görselleri aysel.sarica@gmail.com adresine gönderirseniz facebook yazar sayfamda bunu paylaşabilirim.
    Sevgiyle kalın.
    Kolaylıklar dilerim.

Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz