Kapat

Ahmet Rasim (Hayatı)

Gazeteci, yazar ve besteci. 1895’te İstanbul’da dünyaya geldi. 21 Eylül 1932’de İstanbul’da oldukça uzun süren bir hastalıktan sonra yaşama veda etti. Heybeliada Abbas Paşa Mezarlığı’nda toprağa verildi. Babası Bahâeddin Efendi Kıbrıs’tan Ermenek’e gelip yerleşen bir ailenin çocuğudur. Posta ve telgraf memuru olması dolayısıyla çok dolaşan ve her gittiği yerde yeniden evlenen, ayrılırken de evlendiklerini terkeden Bahâeddin Efendi, Ahmed Râsim’in annesi Nevber Hanım’la İstanbul’da evlendi; ancak bir süre sonra Tekirdağ’a tayin edilince karısını ve çocuğunu bırakıp İstanbul’dan ayrıldı. Ahmet Rasim, bu sebeple annesi tarafından güç koşullarda büyütüldü.

Ahmet Rasim, eniştesi Miralay Mehmet Bey’in de yardımları ile Sofular’daki mahalle mektebinde başladığı öğrenimini, Sarıgüzel’de Hafız Paşa Mektebi’nde tamamladı. Bu dönemde eniştesinin konağında özel bir hocadan Arapça dersleri aldı. Ortaöğrenimini Darüşşafaka’da tamamlayan Ahmet Rasim, bu sırada tanınmış bazı hocalardan yararlanırken, bir yandan da dönemin edebiyat ve düşünsel yaşamını yakından izleyerek başta Şinasi ve Namık Kemal olmak üzere Ziya Paşa ile Ahmet Mithat Efendi’nin yapıtlarını okudu. Kendi çabası ile biraz Fransızca öğrendi. Okuduklarının etkisi ile ilk denemelerini de bu dönemde kaleme aldı. Ahmet Rasim, okulu bitirdikten sonra Posta ve Telgraf Nezareti’nde memur olarak çalışmaya başladı. Bir ara Maarif Nezareti Teftiş ve Muayene Encümeni üyeliğine getirildiyse de kendisine çok sıkıcı gelen memurluğu bir türlü benimseyemediğinden burada da uzun süre çalışamadı.

Ahmet Rasim, 1885’te dönemin pek çok genç yeteneğinin gibi onun da elinden tutan Ahmet Mithat Efendi’nin çıkardığı Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başladı. Ahmet Rasim, aynı zamanda Ceride-i Havadis için çeviriler yaptı. 1898’de Alman imparatoru II. Wilhelm’in Suriye gezisi sırasında Malumat gazetesi tarafından muhabir olarak Suriye’ye gönderildi. 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanından sonraki günlerde Hüseyin Rahmi ile birlikte Boşboğaz ile Güllabi adı ile bir mizah dergisi çıkardı. 1912’de Balkan Savaşı sırasında savaş muhabiri olarak Sofya’ya gitti. I. Dünya Savaşı’nda yine aynı görevle, bu defa Romanya cephesinde bulundu. 1927’de İstanbul milletvekili seçilerek TBMM’ye girdi ve bu görevi ölümüne kadar sürdürdü.

Henüz Posta ve Telgraf Nezareti’nde çalıştığı sırada Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazı yazmaya başlayan Ahmet Rasim, özellikle Ahmet Mithat Efendi’nin teşviki ile benimsemiş olduğu yazarlık mesleğini hayatının sonuna kadar sürdürmüş, elektriğe ve fonografa ilişkin çeşitli fenni yazılardan başlayarak okul kitaplarına, şiir, öykü ve roman denemelerinden gazete fıkralarına, makale ve sohbet tarzı yazılardan anı ve tarihe varıncaya kadar çok geniş bir alanda yeni yapıtlar ortaya koymuştur.

EDEBİ KİŞİLİĞİ

Ahmet Rasim’de edebiyat merakı Ahmet Mithat Efendi’nin romanlarını okumakla başladı. Gazetecilik mesleğine de Ahmet Mithat Efendi’nin yardımları ve rehberliği ile girdi. Ahmet Rasim, Ahmet Mithat Efendi’nin Şinasi’den hareketle açtığı yolun halk seviyesine ve ihtiyaçlarına yönelen yazı yolunun en başarılı ustalarından biri olarak gösterildi. “Halkçı Okul”’un gittikçe genişleyen okuyucu kitlesine bağlı olarak yeni gelişmeleri yakından izledi ve yukarıda da belirtildiği gibi yazı türlerinin hemen hemen hepsinden eserler verdi.

Ahmet Rasim, Tanzimat’tan sonraki Türk edebiyatının ikinci kuşağına mensup edebiyatçılarla Servet-i Fünuncular’ın etkinlik gösterdiği yıllarda edebiyat dünyasına adım attı. Yazar, bu dönemin siyasi ve edebi tartışmalarından uzak durmuş, hiçbir akıma katılmamıştır, daha çok üstadı Ahmet Mithat Efendi’nin çizgisinde okuyucusuna bir şeyler öğretmeyi amaç edinen bir sanat anlayışını benimsemiştir. Muallim Naci ve arkadaşlarının Tercüman-ı Hakikat’ten ayrılmalarının henüz ikinvi gününde Ahmet Mithat Efendi tarafından övücü sözlerle basın dünyasına takdim edilen Ahmet Rasim, II. Abdülhamit, II. Meşrutiyet, Mütareke ve Cumhuriyet dönemlerinde Gülşen, Sebat, Hamiyet, Berk, Şafak, Resimli Gazete, Maarif, Hazine-i Fünun, Mektep, İrtika, Basiret, Tasvir-i Efkar, Sabah, İkdam, Vakit, Akşam, İleri, Yenigün, Donanma, Resimli Kitap, Musavver Muhit ve Cumhuriyet gibi pek çok dergi ve gazetede anı, fıkra ve sohbet yazıları yayımladı.

Güzel, akıcı ve yalın Türkçesi, ciddi gözlemlere dayanan renkli üslubuyla büyük bir okuyucu kitlesinin ilgi odağı haline gelen yazar, Darüşşafaka’dan mezun olduktan sonra içinde doğup büyüdüğü şehrin çeşitli semtlerini, buralarda yaşayan insanları ve onların yaşadığı hayat sahnelerini tanımaya çalışmış, böylece dikkatini evden mahalleye, mahalleden de bütün şehre yaymıştır. Şehrin önce sokak ve meydanlarıyla bayram ve kandil gibi farklı gün ve gecelerde sahne olduğu olayları dikkatle gözlemiş, giderek meyhanelere devam etmeye, bu tür eğlence yerlerinin muaşeret kurallarını öğrenmeye başlamıştır. Aile ve okul çevresi ise onun, çağdaşlarından farklı olarak, aşırı biçimde alafrangalaşmasına engel olmuştur. Basın üzerinde yoğun bir baskının bulunduğu II. Meşrutiyet öncesi yıllarda, o hem yazı hayatını sürdürmüş, hem de yazılarını zevkle okutmasını bilmiş az sayıdaki yazarlardan biridir.

Ahmet Rasim yazı hayatına başladığı yıllarda bir yanda eski zevk ve anlayışı sürdürmeye çalışanlar, bir yanda da tam anlamıyla Batılılaşma taraftarları bulunmaktaydı. Bu grupların her ikisine de katılmayan yazar, kendi ifadesiyle, orta yolu benimsemiş bir “mutavassıt”tır. Mahalli hayatımız ve yüzyıllar içinde oluşan ulusal zevklerimiz göz ardı edilmeden Batı’dan gelen yenilikleri benimsemenin daha uygun olacağını savunan Ahmet Rasim, bu anlayış doğrultusunda kaleme aldığı yapıtlarıyla İstanbul’da sürdürülen hayat sahnelerini ve insanları bütün ayrıntılarıyla anlatmıştır.

Yusuf Ziya Ortaç, Ahmet Rasim hakkında “Türk edebiyatının ölümsüz kalemlerinden biri olan, kendini tanımaya vakit ayıramayan kuşakların unutmaya başladığı Ahmet Rasim, en kuvvetli anlamıyla büyük bir artist, büyük bir yazardı… Ahmet Rasim’in yazılarında özellikle İstanbul  ; sokakları, evleri, anıt ve genel kurumları, meyhane ve batakhaneleri, mesire yerleri, vapurları ve kayıkları, bir kelimede toplarsak görüntü ve insanları ile sesli ve renkli bir lm halinde akmaktadır. Balıkçılar, tulumbacılar, serseriler, kumarbazlar, devrin tanınmış simaları, sanatkarları, mahalle aralarında yükselen kadın ve çoluk çocuk sesleri, yangınlarda, gece baskınlarında, meyhane kavgalarında yükselen karışık, anonim sesler, tabaka tabaka, sınıf sınıf, yaş yaş bütün bir İstanbu, Ahmet Rasim’in yazılarıhnda en öz dilleri, şiveleri, argolarıyla konuşulur. Ahmet Rasim’in eserlerini sıkarsak: İstanbul’un kokusu, esansı damlar” değerlendirmesini yapar.

ESERLERİ

FIKRA-MAKALE-SOHBET

  • Külliyat-ı Say ü Tahrir: Makalat ve Musahabat (1907)
  • Şehir Mektupları (4 cilt, 1910-11 yeni bas. haz. Ahmet Kabaklı, 1971, Nuri Akbayar)
  • Ciddi ü Mizah (1918)
  • Eşkal-i Zaman (1918, yeni bas. haz. Orhan Şaik Gökyay, 1969)
  • Gülüp Ağladıklarım (1926, haz. Ahmet Sevinç, 1978)
  • Muharrir Bu Ya (1926,  yeni bas. haz. Hikmet Dizdaroğlu 1969)
  • Ramazan Sohbetleri (Sadeleştiren Muzaffer Gökman, 1967)
  • Makâlât ve Musahâbât (1907)

HİKÂYE:

  • Numune-i Hayal (1894)
  • Belki Ben Aldanıyorum (1909)
  • İki Güzel Günahkâr (1922)
  • İki Günahsız Sevda (1923)

ROMAN:

  • İlk Sevgi (1890)
  • Bir Selenin Evrak-ı Metrûkesi (1891)
  • Güzel Eleni (1891, 1989, 1900, 1922)
  • Meşak-ı Hayat (Servet-i Fünûn’da tefrika 1891, 1900)
  • Endişe-i Hayat (Servet-i Fünun’da tefrika 1891, 1898, 1900)
  • Leyal-i Iztırab (Servet-i Fünûn’da tefrika 1891, 1901, haz. Zeki Çakılalan, 2004)
  • Meyl-i Dil (1891)
  • Afe (1892)
  • Mektep Arkadaşım (1894,1899)
  • Tecrübesiz Aşk (1894)
  • Biçare Genç (1894)
  • Asker Oğlu (1897, yay. haz. Erol Ülgen)
  • Nâkâm (Malut gazetesi eki olarak 1897)
  • Ülfet (1889, Hamamcı Ülfet adıyla 1922, 1958)
  • Ömr-i Ebedî (4 cilt, 1897-1900).

MEKTUP:

  • Kitâbe-i Gam (3 cilt, 1897-99)

İNCELEME:

  • İlk Büyük Muharrirlerden Şinasi (1927)

TARİH:

  • Resimli ve Haritalı Osmanlı Tarihi (4 cilt, 1910-12, haz. Hakkı Dursun Yıldız, 1969)
  • Tarih ve Muharrir (1910)
  • İki Hatırat, Üç Şahsiyet (1916, haz. İbrahim Olgun1976)
  • İstibdattan Hakimiyet-i Milliyeye 1-2 (1924, 1. cildi Osmanlı İmparatorluğunun Reform Çabaları İçinde Batış Evreleri adıyla sadeleştiren H. V. Velidedeoğlu)
  • Menakıb-ı İslam 1-2 (1910).

DİĞER:

  • Seçmeler (1968)
  • Anılar ve Söyleşiler  (yay. haz. Nuri Erten 1983).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir