Kapat

Adaleti Arayan Bir Oyun: ‘Venedik Taciri’ ‘Ege Küçükkiper)

Anasayfa
-----SANAT KÜTÜPHANESİ----- Adaleti Arayan Bir Oyun: ‘Venedik Taciri’ ‘Ege Küçükkiper)

 

William Shakespeare’in 1597 yılında, komedi türünde yazmış olduğu eser, 2004 yılında beyaz perdeye aktarılmıştı. (Çoğu Shakespeare eseri gibi.) Oyunu seyrettikten sonra metni bir kez daha okudum. Herhangi bir sadeleştirme söz konusu değil. Ne ise o. Din ve mezhep farklılıkları, adalet kavramı ve dönemin siyasi yapısı, oyunun çatısını oluşturmakta. Ucundan kıyısından aşkın kendine yer bulabildiği eserde, sadakat, hoşgörü ve intikam duyguları ise olayların gelişimini etkilemekte.
Bütün gemileri açık denizlerde dolaşan ve nakit sıkıntısında olan Antonio’nun, en yakın arkadaşı Bassanio’yu sevgilisi Portia’ya gönderebilmek için Yahudi tefeci Shylock’tan üç bin duka borç istemesiyle başlayan oyun, Shylock’un intikam çanlarını çaldırmasıyla ibretlik bir olaya dönüşür. Sırf Yahudi olduğu için, Antonio tarafından ezilen ve dışlanan Shylock, hazırladığı senede,  “borcun ödenmemesi durumunda kalbine en yakın yerden bir libre et” keseceğini şart koşar. Senedi korkusuzca imzalayan Antonio ise başına geleceklerden habersizdir… Bir yandan en yakın arkadaşı Antonio’nun durumunu düşünen Bassanio, diğer yandan Portia’nın babasının vasiyet engeline takılmıştır. Vasiyette yerine getirilmesi gerek şart, altın, gümüş ve kurşundan oluşan heykellerin içerisinde, Portia’nın resmini bulmaktır. Evliliğin tek koşulu budur.
Her iki durumda da adalet temasının ön plana çıktığı ve bedel ödemeden, isteklere kavuşmanın mümkün olmayacağını gözler önüne seren oyunda, kılık değiştirmeler (Çoğu Shakespeare oyununda olduğu gibi.) durumu çözecek, merhamet ise mutlu sonun başlangıcı olacaktır. Hıristiyanlık ve Yahudililik kavramlarının sıkça üzerinde durulduğu, adaletin din olgusu üzerinden aktarıldığı, maddiyat ile maneviyatın bir bütün oluştursa da, birbirinden ayrı konumlandırıldıkları, dönem hakkında bilgi içeren ve sistem eleştirisinin, vicdani merhamete dayandırıldıldığı metin oldukça sürükleyici ve düşündürücü. Shylock’un ünlü tiradı ise tüm oyunu özetler nitelikte. İşte o tirad;
Yahudiler hata yapmaz mı sanırsınız?
Yahudileri sıcak yakmaz, soğuk dondurmaz mı sanısınız?
Bileklerini kestiğinde, o bilekten kan akmaz mı sanırsınız?
Yahudiler acıkmaz, susamaz, uyumaz mı sanırsınız?
Duyguları, kalpleri, düşünceleri olmaz mı sanırsınız?
Yahudiler hastalanmaz, şifa bulmaz mı sanırsınız?
Şaka yapıldığında gülmez mi sanırsınız?
Ağladığında gözyaşı dökmez mi sanırsınız?
Yahudiler de bir insandır…Tıpkı sizler gibi…

 

REJİ – DEKOR – KOSTÜM – IŞIK – MÜZİK
Erhan Gökgücü’nü tebrik ederim. Oyunun aslına sadık kalarak, kadronun kalabalık oluşuna rağmen çok iyi bir iş çıkarmış. Sahne üzerinde, biri önde diğeri arkada olma üzere iki adet raylı sistem bulunuyor. Dekorlar, bu raylara geçirilmiş durumda. Tek tuşla, ilerleyen dekor, durması gerektiği yerde duruyor. Bu sayede dekor değişimi için beklemeye gerek duyulmuyor. Oyun başlamadan önce, oyunculardan biri, elindeki mızrağı yere vurarak, oyunun başlamasına kaç dakika kaldığını bildiriyor. Yazıldığı döneme göre incelenirse, oluşturulan mizansenin uyum sağladığını söyleyebilirim. Ağır çekimden oluşan sahne, oyunun en başarılı ve komik bölümlerinden biri halinde. Gereksiz ve süslü cümleler sıralamadan, bir dakika içerisinde, olayları özetlemekte yardımcı konumda.
Dekor ve kostüm tasarımı Ali Cem Köroğlu’na ait. İki unsur da çok başarılı. Kostümler ve dekorlar dönemin atmosferini yakalamakta usta. Özellikle heykellerin, “Themis heykeli” oluşu ve adaleti simgelemesi güzel bir ayrıntı. Mahkeme sahnesinde, adalet tanrıçası Themis’in elinde tuttuğu terazi ve kılıcı görmek, oyunun anlam bütünlüğüne katkı sağlamış durumda.  Işık tasarımı ise göze çarpan en önemli öğe. Sahne önüne konan ufak lamba, oyuncuların yüzlerine derin anlamlar vermeyi becerebilmiş. Gece – gündüz geçişlerinde, farklı aydınlatmalar ön plana geçmiş. Şükrü Kırımoğlu’nu tebrik ederim. Klasiğin birazcık dışına çıkabilmiş. Sahne geçişlerinde kendini göstermekte olan müzik ise eğlenceli bir hava yakalamış. Bu da oyunu daha dinamik ve renkli bir hale getirmiş. Ayrıca yan flüt ve gitarın canlı olarak çalınması da yine bu amaca hizmet etmiş. Can Atilla’ya sevgiler… Aksesuarlar ise Venedik’te yaşanan Yahudileri simgeler biçimde tasarlanmış. (Kırmızı şapka ve bele asılı çan.)
OYUNCULUKLAR
Kadro çok kalabalık olduğu için yalnız başrolleri değerlendirmek durumunda kaldığımı belirtmeliyim. Tolga Tecer, (Antonio) ölüm anındaki korkusunu seyirciye geçirebildi. Kendinden emin ve sağlam bir ses tonu var. Erdinç Doğan, (Bassanio) öfkeli ve sevecen halleriyle iki zıt kutbu canlandırabilmiş. Demet Bölükbaşı, (Bassanio’nun karısı) erkek halini, kadın halinden daha iyi oynadı. Kambur yürüyüşü ve sesindeki kalınlığı vermeyi başardı. Ve Tamer Levent (Shylock). Yahudilerin konuşma şeklini, sert ama marur ifadesini yansıtmakta oldukça iyi. Shakespeare eseridir, diyaloglar çok uzundur, fazlasıyla sanatsaldır diye düşünmeyin. Çeviri de bir o kadar iyi durumda. Bunun için galiba Zeynep Avcı’ya teşekkür borçluyuz. Afiş tasarımı da oyunu destekliyor. Emeği geçen herkesi kutlar, alkışlarının bol olmasını dilerim. Terazinin kefelerinin eşit olması dileğiyle…
VENEDİK VE YAHUDİLER
O yıllarda, (1500’lü) Yahudiler, hükümet tarafından şehrin “getto” bölgesine sürülmüş ve orada yaşamaya zorlanmışlardır. Geceleri, Hıristiyanlar tarafından kilitli kapılar ardında esir tutulmuşlardır. Dışarı çıkarken, Yahudi olduklarını belirtmeleri şart koşulmuştur. Bunun için, başlarına kırmızı bir şapka takmaları gerekmektedir. Mülk edinme hakları olmadığı için tefecilik yapmaya mahkum bırakılmışlardır. Bu durum, Venedikli aydınlar tarafından pek bir şey ifade etmese de, yobazlar bunun böyle olması için ellerinden geleni yapmışlardır.
ADALET İSTİYORUM… ADALET
 
Not: Oyun 140 dakika / 2 perdedir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir