Kapat

2. Meşrutiyet Devri Romanlarında Tematik Eğilimler (Hikmet Altunçizme)

Anasayfa
-----SANAT KÜTÜPHANESİ----- 2. Meşrutiyet Devri Romanlarında Tematik Eğilimler (Hikmet Altunçizme)

 

İkinci Meşrutiyet’le gelen ve toplumu bütün kurumlarıyla saran özgürlük ve demokrasi düşünceleri, Türk romancılarını yeni bir kimlik arayışına yöneltmiştir. Meşrutiyet devrinin genç kuşağı sayılan aydınlar, yeni yönetimin ideolojisine sahiplenmek isterler ve toplumu aydınlatmak arzusu çevresinde yeni ödev ve sorumluluklar üstlenirler. Bunun en etkili yolu ise, bu dönemde roman olarak karşımıza çıkar.

Osmanlı Devleti’nin son yüzyılda aldığı ve arkası kesilmeyen yenilgileri, yaşadığı toprak kayıplar, Batı karşısında her sahada ortaya çıkan geri kalmışlığı ve Meşrutiyet idaresinin başarısızlığı, bu devrin aydınlarını önce isyana, sonra çaresizliğe ve karamsarlığa sürükler.  Roman ise, pozitivist görüşlü ama acı çeken ve melankolik karakterli Türk aydının bu hâlet-i rûhiyedeki tepkilerini ve tutkularını aktarmak için en büyük vesilelerden biri olmuştur.

Bu çalışmamızda, İkinci Meşrutiyet Dönemi’nde yayımlanan roman türündeki eserlerde bulunan karakteristik özellikleri verdikten sonra yine bu devirde yazılan romanların listesini aktaracağız. Ardından bu romanlarda yoğunlukla işlenen temaları ise ana başlıklar halinde sunmayan çalışacağız.

İkinci Meşrutiyet Romanın Karakteri

İkinci Meşruiyet devrinin romanlarında arayış ve taklit dönemi bitmiş, esere mahallî bir renk gelmiştir. “Kişinin iç dünyasına yönelik incelemeler ve betimlemeler, tam belirgin olmasa da yer yer varlığını sezdiren psikolojik realizm, II. Meşrutiyet sonrası romanının karakteristiğini oluşturur. Roman yazarları, realist ve natüralist bir tavırla, çevre faktörünün insan üzerindeki işlevini iyi anladıklarından kişilerini belli bir yere yerleştirmenin sıkıntısını yaşarlar. Aynı dikkat, istenen ölçüde olmasa da, Anadolu’yu konu alan romanlarda da görülür.” (Gündüz 2006:102)

1908 sonlarından itibaren romanlarda konu ve temalar bakımından bir zenginlik ve çeşitlilik dikkati çeker. Tanzimatçıların ve Servet-i Fünûncuların işledikleri temel izlekler Türkçülük, Osmanlıcılık, Batılılaşma, feminizm gibi dönemin sosyal ve siyasal fikir akımlarıyla beslenerek ve zenginleştirilerek devam eder. Bu gibi fikir akımları, zamanla gelişecek, benimsenecek ve Cumhuriyet kuşağını ve ideolojisini hazırlayacaktır. Bu dönemde yoğunlukla işlenen temalar daha çok hürriyet, idealizm, çağdaşlaşma, feminizm, alafrangalık çevresinde yoğunlaşır. Meşrutiyet öncesi yönetimin yol açtığı yıkımlar ve yaşanan acılar bir fon olarak kullanılır. Yapı ise Doğu-Batı, alaturka-alafranga, fert-toplum değerleri, fert-idare, gelenekler ve kadın-erkek gibi ikili çatışmalar üzerine kurulur. . Bu dönemin romanlarında “açık mesajlı, sosyal ve siyasal olaylara angaje; toplum değerlerinden yönetime, eski-yeni boyutundan Batılılaşma temasıyla desteklenen Doğu-Batı çatışmasına; değişen değerlere, zihniyet çatışmasına ve siyasal ve sosyal yapının geleceğe dönük ütopik fantezilerine kadar pek çok çatışmayı bünyesinde taşır.” (Gündüz 2013:568)

İkinci Meşrutiyet Devri Romanlarının Listesi

  • Hasan; Bir Bakirenin Gebeliği (1914).
  • Rıfkı; Hizmetçi Belâsı (1911).
  • Â[dil] Nâmi; Nurhayat (1912), Şadiye (1913), Balodan sonra (1915).
  • Ahmet Cemal; Bir Hikâye-i Sevda (1914).
  • Ahmet Cevat; Endülüs Masalı –Endülüs’te Elhamra, Gırnata civarında- (1916).
  • Ahmet Hilmi, Şehbenderzâde [Filibe]; A’mak-ı Hayal-Raci’nin Hatıraları- (1910), Öksüz Turgut (1910).
  • Ahmet Mithat Efendi; Jön Türk (1910).
  • Ahmet Naci, [İştipli]; Ben Güzelim (1914), Bir Aşüftenin Jurnali- (1909), Çılgın İhtiyar (1914), Fehim Paşa ile Margret (1914), Kamer Sultan (1914), Şüpheliler (1914), Tal’at ile Fitnat (1914), Zambak ile Lâle (1914).
  • Ahmet Rasim; Belki Ben Aldanıyorum-Hayat-ı Hakikiye Sahnelerinden-(1909), Hanım (1910).
  • Ahmet Reşat; Gül Kadar Nazlı (1911), Melâhat yahut Afif bir kadın dereke-i mezellete nasıl düşer? (1911). Mezar İçinde Bir Zifaf (1911), Bohçacı Kadın (1913), Yakıcı Kadın (1913), Altın Kuvveti (1915).
  • Ahmet Rıza, Osman Paşazâde; Netice-i Âşk (1911).
  • Ah’üs Sâkıp El- Mahrukî; Belkıs (1914), Gülsüm (1914).
  • Ali Bey; Anahtar Deliğinde (1914).
  • Ali Ekrem, Kemalzâde [Bolayır]; Hatice Hanım (1909).
  • Ali Haydar; Buhrân-ı Hayat (1913).
  • Ali Kemal; Fetret (1913-1914), (2 cilt, 2.cilt tamamlanmıyor.)
  • A[li] Sami; Kurt Masalı (1913), Periler İçinde (1914), Karagöz Beyoğlu’nda (1915), Karagöz Yatakta-Zavallının başına gelmeyen kalmıyor-(1915).
  • Avni Ali; Talâktan Sonra (1918).
  • Ayşe Zekiye; Bir Pederin Hatası (1909).
  • Bekir Fahri [İdiz]; Jönler (1910); Rübab-ı Aşk (1913) ( tefrika-tamamlanmıyor).
  • Binti Halim Seyhan; Ümid-i Afil (1913).
  • Celâl Nuri [İleri]; Pervez, O, yine O, hep O (1916); Ölmeyen –masal- (1917); Âhir Zaman (1918); Merhûme (1918).
  • Cemil Süleyman [Alyanakoğlu]; Kadın Ruhu (1908-1909) ( tefrika-tamamlanmıyor), Siyah Gözler (1911).
  • Dündar Alp; Timurlenk –Şark’ın En Büyük Hükümdarı (1914).
  • Ebubekir Hâzım [Tepeyran]; Küçük Paşa –yeni şeyler- (1910).
  • Ebu Mukbil KemâL; Nigâr’ın Aşıkı (1914).
  • Ebü’l Âkif Mehmet Hamdi; Köy Hekimi (1912); Define (1911).
  • Ebü’l Behzat; Bir Polisin Hatıratı –İki Kapılıda Bir Cinayet- (1913).
  • Ebü’l Bürhan Nedim; Bir Çapkının Hikâyesi (1910).
  • Ebü’s Süreyya Sami; Kanatlı Araba (1913), Kamelya’nın Ölümü (1913), Yanmış Adam (1913), Sessiz Tabanca (1914), Ölü (1914), Mavi Göz (1914), Körebe (1914), Kara Katil (1914), İskeletler Arasında (1914), Boyacı (1914).
  • Edhem Nejad; Çiftlik Müdürü (1912), Yiğit Türkler (1912).
  • Ekrem; Sacide (1911).
  • E[krem] Ali; Gece Kuşları-Nahid Sami Türk Arsen Lüpeni- (Süleyman Sûdi ile birlikte 1914), Kanlı Zifaf (1914).
  • Emine Semiye [binti Cevdet]; Sefalet (1908).
  • Enis Avni [Aka Gündüz]; Zifaf Hatırası (1914), Odalığın Defteri (1914), Katırıcıoğlu-Avcı Mehmet Devrinde- (1916).
  • Fatma Aliye [Hanım]; Enin (1912).
  • Fazlı Necip; Menfî (1909), Dehşetler İçinde (1909-1910), 3.cilt, Küçük Hanım (1910).
  • Remzi, Vodinalı; Sevdâ-yı Medfûn yahut Safahât-ı İstibdad (1911).
  • Hakkı Senih; Hâdiye Boşandıktan sonra (1914).
  • Halid Ziya [Uşaklıgil]; Nesl-i Ahir (1908-1909) (tefrika-tamamlanmıyor).
  • Halide Edip [Adıvar); Heyûlâ (Kerim Ustanın Oğlu ile birlikte 1974, tefrikası 1908), Raik’in Annesi (1924, tefrikası 1908), Seviye Talib (1910), Handan (1913, tefrikası 1912), Yeni Turan (1913), Son Eseri (1919, tefrikası 1913), Mev’ud Hüküm (1918).
  • Halil Zihni, Giritli; Nezihe (1914), Seniha (1914).
  • Hasan Bahri, [Şövalye]; Telefonla Muâşaka -20. Asır- (1911), Kralların Sefahati (1915), Mısır Güzeli (1915), Tango Yüzünden (1916).
  • Hasan Nadir; Bir Hafiye Ailesi yahut Mazlûm-ı İstibdad (1910).
  • Hassan, Vaizzâde; Hamiyyetli Bir Genç (1910).
  • Hayriye Melek [Hunç]; Zühre-i Elem (1910).
  • Hüseyin Hüsnü; İki Hemşirenin Serencamı yahut Mücadele-i Aşk (1916).
  • Hüseyin Ka^mi (Ka^şif Dehri takma adıyla); Mecnûne (1912), Ka^bus İçinde (1912)ve Matem Tülleri (1912) adında iki zeyli var, Üvey Valide (1912), Müteverrime (1912) adında bir zeyli var, Mazlûme (1916).
  • Hüseyin Rahmi [Gürpınar]; Şıpsevdi (1911), Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç (1912), Sevda Peşinde (1912), Cadı (1914), Gulyabani (1914).
  • R.; Beyoğlu Alemi (1914).
  • İrfan; Matmazel Anjel (1916).
  • İsmail Hikmet [ertaylan]; Vuslat-ı Memnûa (1908).
  • İzzet Melih [Devrim]; Tezad (1915), Sermed (1918).
  • İzzet Ulvi; Son Mektuplar (1916).
  • Lemi’ Nihad; Uçurumlarda (1914).
  • Alişan; Azgın (1912), Baskın (1914), Firavunun Cariyeleri (1914), Görümce Hanım (1914), Kadınların Aradığı (1914), Kaynana Çenesi (1914), Kurban (1914), Mısırlı Hanım (1914), Sevda Perisi (1914), Uryan (1914).
  • Ekrem; Aşka Doğru (1914).
  • Hasib,Avukat; Enfiye Kutusu –Ecinniler Hafiyesi Şendel Kandel’in Sergüzeştlerinden- (1915).
  • ;Alafranga Bir Hanım (1913);Mâruf Aynalı Necibe’nin Kızı (1914), Büyücü Karı (1914), Düğün Gecesi Sağır Güveyin Muâşakası (1914), Zifaf Gecesi Harem Ağasının Muâşakası (1913).
  • Sezai; Kız Görücüleri (1914).
  • Mahmut Sadık; Tekâmül (1912).
  • Mehmet Âsaf [Borsacı]; Lâmia’nın Sergüşezti (1914), Zavallı Baba (1914).
  • Mehmed CelâL; İsyan (1910), Kuşdili’nde (1910), Leman (1910), Nedamet (yahut) Bir Şairin Sernüvişti (1910).
  • Mehmet Emin, Seyyid Ganizâde; Müthiş İntikam (1908), Katiller (1909) adında bir zeyli var.
  • Mehmet İhsan; Kadınlarda Sabah Kahvesi yahut Oğlunun Kılavuzu (1910).
  • Mehmet İrfanİ; Kız mı Çiçek mi yahut Mini Mini Nadire (1912).
  • Mehmet İzzet; Bir Leyle-i Vahdet (1911).
  • Mehmet Muzaffer, Raifbeyzâde; Zorla Zifaf (1912).
  • Mehmat Nâfi; Türk’ün Romanı (1916)
  • Mehmet Rauf; Bir Zanbağın Hikatesi (1910), Bir aşkın Tarihi (6 kısa öyküsü ile bir arada 1915), Ferda-yı Garâm (1913,tefrikası 1897), Garâm-ı Şebâb (Âşıkâne ve Serap ile bir arada 1909, tefrikası 1896),Genç Kız Kalbi (1914, tefrikası 1912), Menekşe (1915,tefrikası 1913), Serap(Âşıkâne ve  Garâm-ı Şebâb ile bir arada 1909)
  • Muammer Vecdi Şemsi; Harîm-i Aşk (1915)
  • Muhip Talât; Sev sev fakat! Bir Kadın Sev (1912)
  • Mustafa Âkif, Hatibzade; Kaptan Cemal (1912)
  • Mustafa Hasib; Güzellere (1914)
  • Mustafa Kâzım, Sipahizade; Oduncu (1912)
  • Müfide Ferit[Tek]; Aydemir (1918)
  • Namık Ekrem; Bir Telgrafın Tefsiri(1909)
  • Nazmi Fuat, Moralızade; Bedia (1914), Zehrâbe-i Kin (1912)
  • Nezihe Muhlis [Hanım]; Şebâb-ı Tebah (1911)
  • Orhan Midhat; Genç ve Güzel (1918), Kahraman Türk Kızı (1917), Kanlı Muâşaka (1917), Küçük Gelin( 1914)
  • Osman Nuri, Malkaralı; Katiller Salonu- Afyonlu Şerbet-(1914)
  • Ömer Seyfettin; Ashâb-ı Kehfimiz-Bir Ermeni Gencinin Hatıraları-(1918), Harem(1918), Primo Türk Çocuğu (Tefrikası: 1914, tamamlanmıyor)
  • Pakize, Şehbenderzâde; Nihal (1912)
  • Namık; Beyza(1914); Fahriye(1914)
  • Reşat Nuri, [Güntekin]; Harabelerin Çiçeği(Eski Ahbap ve Boyunduruk bir arada 1979, tefrikası: 1918)
  • Abdullah; Kara Sevda(1915)
  • Sadiye Vefik; Muhaberât-ı Hakikiye(1913)
  • Safvetî Kemal; Şadan (1911)
  • Safvetî Ziya; Salon Köşelerinde(1912, tefrikası: 1898-1899), Yıldız Böcekleri(tefrikası 1908- 1909, tamamlanmıyor)
  • Safvet Nezihî; Kadınlar Arasında (1909), Müsebbib(1910)
  • Selâhaddin Enis, [Atabeyoğlu]; Neriman(1912)
  • Salime Servet Seyfi; Bir Hatıra-ı Pejmürde(1913)
  • Süleyman Sûdi, Süleymanof; Anî Felaket (Vassaf Kadri ile birlikte 1914), Âşub-ı Dil(1914),Çilingirin Esrarı(1914), Çin Guguklu Saat(Vassaf Kadri ile birlikte 1914), Damad Beyim(1914), Dirilen Cenaze(Vassaf Kadri ile birlikte 1914), Esrarengiz Bir Düğün (Vassaf Kadri ile birlikte 1914), Gece Kuşları- Nahid Sami Türk Arsen Lüpeni- (Ekrem Ali ile birlikte 1914), Görülmemiş Bir Aşk (Vassaf Kadri ile birlikte 1914), Kanlı Peri(Vassaf Kadri ile birlikte 1914), Kanlı Perinin Son Aşkı((Vassaf Kadri ile birlikte 1914), Kara Cadı((Vassaf Kadri ile birlikte 1914), Katina(1914), Kızıl Köşk(1914), Mihriban- Kumar felaketlerinden- (1914), Saliha Hanım(1914), Sevgilimde Bir Gece (1914), Siyah Pençe(Vassaf Kadri ile birlikte 1914), Şefika(1914), Şefika’nın Nedameti(1914), Yeraltı Şehrinde Bir Cinayet (Vassaf Kadri ile birlikte 1914).
  • Süleyman Tevfik; Pakize (1915), Mercan’daki Konakta ( 1915)ve Cinayet Mahkemesinde (1916) adlarında iki zeyli var.
  • Tahirü’l Mevlevî, [Olgun]; Teşebbüs-i Şahsî (1914)
  • P.Z;Muhabbet Odası (1912)
  • Vassaf Kadri; Moralızâde; Ani Felaket(Süleyman Sudi ile birlikte 1914), Çarşamba Karısı (1915), Çin Guguklu Saat (Süleyman Sûdi ile birlikte 1914), Dirilen Cenaze(Süleyman Sûdi ile birlikte 1914), Esrarengiz Bir Düğün (Süleyman Sûdi ile birlikte 1914), Görülmemiş Bir Aşk (Süleyman Sûdi ile birlikte 1914), Hırsız Feneri- Gizli Mezaristan- (1914), Kadınlar Komitesi(1914), Yetîme( 1915), ve Meçhul Konak (1915), adlarında üç zeyli var; Kankı Peri (Süleyman Sûdi ile birlikte 1914), Kanlı Perinin Son Aşkı (Süleyman Sûdi ile birlikte 1914), Kara Cadı (Süleyman Sûdi ile birlikte 1914), Melekper (1914), Ölüm Habercileri- Kızıl Sultan- (1914), Rauf’un Geceleri (1915), Safiye (1914), Siyah Pençe (Süleyman Sûdi ile birlikte 1914), Şimal Rüzgarı – Karanlık Dünya- (1915), Yeraltı Şehrinde Bir Cinayet (Süleyman Sûdi ile birlikte 1914), Yetîmenin Kabri (1915)
  • Yervent Odyan; Abdülhamid ve Şerlok Holmes (1912), Saliha Hanım yahut Müstebide Karşı Osmanlı Ordusu (1913) adında bir zeyli var.
  • Yusuf Niyazi; İşvekâr (1911), Kadın Pençesi yahut Bir Facia-i Mazi (1911), Mesire Perisi (1911), Sukut yahut Ceza-yı Melânet (1911).

 

  1. Meşrutiyet Romancısının Mekûreleri

İkinci Meşrutiyet romanları incelendiğinde tematik eğilimlerin iki temel noktada kutuplaştığı görülmektedir. Bunlardan birincisi, istibdat dönemi boyunca hürriyet ve yeni bir yönetim hayali ile mücadele eden Türk aydınının, meşrutiyetten sonra istedikleri yönetim ve zihniyet tarzının teşekkül etmemesinden kaynaklanan yeni bir mefkûreler dizisidir. Romancılarımız arzuladıkları yönetim anlayışını, aile ve toplum yapısını, eğitim yapısını, idealize ettikleri Türk kadınını bu dönemde romanlarda model göstermişlerdir. Bu açıdan bu temalara yönelen romanlarımızı bir mefkûre romanı olarak ele almak yanlış olmaz.

  1. İdeal Yönetim

Ali Kemal’in Fetret, Halide Edip’in Yeni Turan, Müfide Ferid’in “Aydemir” ve Bekir Fahri’nin “Jönler” romanlarında bu konunun işlendiğini görüyoruz. Romanlarda kahramanların tavır ve hareketlerini, olaylara bakış tarzlarını ve onları değerlendirişlerini belirleyen aslî unsurun millî endişe, millî duygu; kısacası bir millete mensup olma şuuru olduğu açıkça görülmektedir.

Bu dönem romanlarının çoğunda II. Abdülhamit yönetimi ile idealistler karşı karşıya getirilir. Zarar gören, milletine bağlı görünen gençlerdir. Bu gençlerin çoğu yurt dışına kaçmış, burada maddî sorunlar yaşayan ve gazete ile dergi çıkararak geçimlerini sağlayan kişilerdir. Bekir Fahri’nin Jönler romanındaki Necip karakteri böyle birisidir.  Bunun yanında jurnalcilik de romanlara konu olur. Saffet Nezihi’nin “Müsebbib” romanında jurnalci kişilerle karşılaşıyoruz. “Jöntürk”te, Reşat Nuri’nin “Harabelerin Çiçeği”nde benzer konuyla karşılaşırız.

  1. Batılılaşma

Meşrutiyet aydının diğer bir karakteristik özelliği de Batı hayranlığıdır. Ancak bu hayranlık, aydınların fikrî temayüllerine ya da dünya görüşlerine göre tezahür eder. Meşrutiyet devrinin siyasi fraksiyonlarında çeşitli önerilerle yahut ortak yol arayışlarıyla batılılaşma biçimleri gündeme gelir. Bu batılılaşma biçimleri romanlarda da kendini gösterir.

Halide Edip, Yeni Turan’da Türkçülerin batılılaşma idealini aktarır. “Bu ideoloji roman kişilerinden Oğuz Bey ve Kaya Hanım başta olmak üzere Ertuğrul ve Doktor Sungur Bey tarafından uygulama sahasına konulur.” (Gündüz, 2013:202)

Şehbendezâde Ahmet Hilmi Öksüz Turgut’da ve Amak-ı Hayal’de, Vasaaf Kadri ise             Şimal Rüzgarı’nda islami perspektif ile batılılaşma fikrini işler. Ahmet Hilmi, eserlerinde manevi ihtiyacı ön palana çıkararak ahlaki batılılaşmayı savunur.

“Kimi romancılar, Türkçü ve İslamcı ütopyalar dışında vrupa’yı örf ve âdetleri de dahil her bakımdan taklit ve uygulamaya dayalı bir programla çıkarlar okurun karşısına.” (Gündüz, 2013:209) İzzet Melih Tezat’ta, Hüseyin Rahmi Şıpsevdi’de modernist bir ütopya çizerler. Bu tabloda bireyler uyanık, millet olmanın bilincinde, cesur, cevval, yüzyılların uyuşukluğundan silkinmiş; başlarındaki asalak idarecileri atmış; onların yerine “namuslu, akıllı” adamlar getirilmiştir. İdealize edilen edilen Batı, bütün kurumlarıyla bir ütopya içerisinde bütünleştirilir.

  1. Eğitim

‘‘İkinci Meşrutiyet Dönemi romanında eğitim teması, çocuk eğitiminden genç kızların eğitimine; Batılı eğitimden geleneksel eğitime ve hatta millî ve dinsel eğitime kadar çok yönlü olarak ele alınır. Eski- yeni ya da Doğu- Batı ayırımında işlenen bu tema daha çok Batılı eğitim üzerinde odaklaşır.’’(Gündüz 2013: 289) Hüseyin Rahmi’nin Şıpsevdi romanında Edibe geleneksel bir çerçevede eğitim alır. Aynı durum yazarın Sevda Peşinde romanında Aynınur ile verilir. Eğitimdeki iki zıt kültür de karşımıza çıkar. Ahmet Mithat’ın Jön Türk romanında alafranga eğitimin olumsuzlukları Ceylan karakterinde görülür. Halide Edip’in Raik’in Annesi, Fatma Aliye’nin Enîn romanları aynı doğrultudadır. Dönemin romanlarında batılı eğitim özendirilmeye çalışılmıştır. ‘‘Eğitim konusundaki tenkit, teklif ve çatışmaların eskiden yeniye geçişin sonuçlarını aksettirdiğini; sürdürülen hayatın yeni bir insan tipine ihtiyaç duyduğunu; bu tipin Batı’ya teslim olarak yetişemeyeceği gibi ananevi olanı sürdürmekle de yetişemeyeceğine bize has bir eğitim anlayışına ihtiyaç olduğunu düşündürmektedir.’’ Hamiyetli Bir Genç romanındaki Nazmi ve Feride iyi eğitim almış gençlerdendir. Halide Edip’in romanlarında batılı eğitimle yetişmiş gençler vardır. Handan romanı ‘‘kadın eğitimi, eğitilen kadının yeri, kadın ve erkek çevrenin bakışı, kadının kendi verdiği kararların sonucuna katlanması türünden çeşitli noktaları ele alan, bir ucuyla siyasi hayatı yoklayan zengin bir eserdir.’’ (Enginün 2013: 397)  Ali Kemal eğitim konusunun kalıtımsal olduğu düşüncesindedir. Fetret romanına da adını veren Fetret ailesi tarafından iyi bir eğitim almıştır. ‘‘Romanlarda eğitim konusunda ailenin, okulun, çevrenin yanında irsiyet ve idealden söz edildiği görülmekte; bütün bunları bir sistem haline getirme arayışlarının sürdürüldüğü hissedilmektedir.’’ [(Talât Sait Halman(Genel Editör),Osman Horata(Genel Editör Yardımcısı),Yakup Çelik, Nurettin Demir, Mehmet Kalpaklı, Ramazan Korkmaz, M.Öcal Oğuz 2007: 263]

Romanlarda eğitimin bir parçası olan mürebbiyelerle de karşılaşıyoruz.

 

 

  1. Aile

‘‘İkinci Meşrutiyet’i takip eden yıllarda yazılan romanlar; yenileşme dönemi yoplum hayatımızda karşılaşılan değerler çatışmasını, nesiller arsındaki zevk ve anlayış farklılığını, eski aile yapısından henüz düzenleyici değerleri belirlenmiş yeni aile yapısına geçişin sancılarını, farklı boyutlardaki kadın-erkek ilişkilerini, hayatın her sahasında görülen bir ikilik(dualite) çevresinde yansıtırlar.’’[(Talât Sait Halman(Genel Editör),Osman Horata(Genel Editör Yardımcısı),Yakup Çelik, Nurettin Demir, Mehmet Kalpaklı, Ramazan Korkmaz, M.Öcal Oğuz 2007: 252]

Meşrutiyet romanlarında ideal aile, genellikle eski geleneklerin tenkidi gerekçe gösterilerek ile çizilir. Romanlarda genç kız ve erkekler ailesinin uygun gördüğü kişilerle evlendirilir. Bazı romanlarda bu geleneksel tutum eleştirilir. Hüseyin Rahmi, Ahmet Reşat, Fazlı Necip, Fatma Aliye, Safvet Nezihi, R. Namık, Hakkı Senih gibi isimler romanlarında bu tutumu sergilemiştir. Halide Edip ise eserlerinde ideal bir aile tablosuyla tenkit edilen aile yapısını eserlerinde karşı karşıya getirerek bu temayı ele alır. Heyûl,, Seviye Talip ve Mev’ud Hüküm romanları bu bölümde değerlendirilebilir. Bu anlamda ele alabileceğimiz diğer romancımız da Celâl Nuri’dir. Celâl Nuri, Merhume ve Ölmeyen adlı romanalrında iki mutlu aile tablosonu çizer.

  1. Kadın

Meşrutiyet romanlarında idealize edilen Türk kadını çeşitli temaların içerisinde ya da karşısında verilir. Türk toplumunun batılılaşma sürecinde, ahlakî değişimi içerisinde ya da zihniyet çatışmasını vurgulayan romanlarda “kadın” unsuru önemli bir yer teşkil etmektedir. “Kadın hakları, kadın-erkek eşitliği, görmeden evlenmenin getirdiği problemler, cariyelerle evlilik, yaşlı erkeklerin kızları yaşındaki kadınlarla evlenmeleri ile ailelerdeki mürebbiye, hizmetçi, halayık sorunları, Batılı aile modellerinin getirdiği bunlaımlar birlikte ele alınmışlardır.” (Gündüz 2013:357)

Mehmet Rauf’un Genç Kız Kalbi’nde, Halide Edip’in Seviye Talip adlı romanında, Hüseyin Rahmi’nin Cadı ve Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç adlı romanlarında, Ahmet Reşat Melahat’ta feminist bakış açısıyla kadın haklarını ve kadının toplumdaki statüsünü ele alırlar. Bu dönem romanlarının feminizmi savunan romancıları daha ileri giderek Avrupa’da bile toplumun büyük çoğunluğunun benimsemeyeceği nikahsız evliliği romanlarında savunmuşlardır.

Bu dönemde idealize kadın tipini ülküsü doğrultusunda en iyi işleyen romancı elbette Halide Edip’tir. Onda kadın aile kurumundaki işlevi bakımından yüce amaçlar için ülküselleştirilerek ele alınır. Halide Edip’in Yeni Turan, Müfide Ferit’in Aydemir romanları buna örnek gösterilebilir. Yeni Turan romanında Halide Edip, Yeni Turan Partisi’nin programını açıklarken bunu açıkça aktarmıştır: “Türk kadını bir süs değil, çevresini eğiten ve eşinin en yakın arkadaşı olan sosyal bir varlıktır” diyerek yeni toplumda Türk kadınının tablosunu çizmiştir.

  1. Meşrutiyet Romancısının Müzmin Bunalımı

Türk romancısı uzun yıllar toplumda ve bireyde yaşanan sıkıntıları klasik imajlarla ve alışıldık hikâyelerle aktarmıştır. Hatta bu durum bazı dönemlerde standart bir hal almış ve hudutları keskinleşmiş temalar etrafında eserlerini kaleme almışlardır. Bu bakımdan romanlarda teşekkül eden, toplumda ve bireyde yaşanan bunalımları müzmin bir vaka olarak ele alınması isabetli olur.

  1. Toplumsal Bunalım
    • Doğu Batı Çatışması

18.yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı Devleti gerilediğinin farkına varır ve birtakım çözüm yollarına başvurur. Tanzimatla birlikte başlayan Batılılaşma hareketiyle bu çatışma yaşanmaya başlanır. Aydınlar arasında Batı hayranlığı kendini gösterir. Servet-i Fünûn ile birlikte bu hat safhaya ulaşır. Romanlarda işlenen meselelerden birisi olur. Pek çok romanda Doğu- Batı ikilemine ait unsurlara rastlanır. Dönemin aydını Batı tarafındadır. ‘‘ Eserlerde Doğu’ya özgü değerleri öne çıkarmaktan ziyade Batı lehine topyekün bir red söz konusudur. Ve karşıt uygarlığın propagandası egemendir.’’(Gündüz 2013: 121)  

‘‘İkinci Meşrutiyet sonrası Türk edebiyatı; aynı yıllarda bütünüyle Türk kültür hayatı ve yaşama tarzında görülen, kaynağını da iki farklı medeniyete ait değer hükümlerinin karşılaşmasından alan hâlden şikayet psikolojisi ve değişme arzusu ile bunlardan hareketle bazı teklifler etrafında ele alınabilir.’’(Talât Sait Halman(Genel Editör),Osman Horata(Genel Editör Yardımcısı),Yakup Çelik, Nurettin Demir, Mehmet Kalpaklı, Ramazan Korkmaz, M.Öcal Oğuz 2007: 234]

‘‘İkinci Meşrutiyet Dönemi Romanı’nın temel çatışmalarından birini oluşturan Doğu- Batı çatışması, nasıl bir Batılılaşma sorularına cevap ararken, kendi içinde sınırlarını ve kimliğini belirlemenin kaygılarını taşır.’’(Gündüz 2013: 123)

‘‘Romanda fikrî muhtevaya değer veren, bu sebeple vakada siyasî, tarihî, sosyal, edebî… olaylara geniş yer ayıran’’( Akyüz 2010: 146) Ali Kemal romanlarında bunu uygular. Ali Kemal Fetret romanında Doğu- Batı meselesi üzerinde durur. Romanda Bünhan Efendi adlı din adamı aracılığıyla Doğu dünyasının Batı uygarlığı karşısında gerilediğini görürüz. Romanda Ali Kemal’in sözcüsü konumundaki Selman Bey bizdeki uygarlaşma çalışmalarının yaygınlaşmadığından yakınır.

Devletin içinde bulunduğu durum romanlarda ayrıntılarıyla işlenmeye devam eder. Hüseyin Rahmi Şıpsevdi romanının başında ülkenin içinde bulunduğu karışıklıklardan bahseder.

Fazlı Necip Dehşetler İçinde romanında devlet kurumlarındaki bozulmalar ve rüşvetten dem vurur. Mehmet Celal’in İsyan romanı da aynı doğrultudadır. Küçük Paşa romanıyla konu Anadolu’ya taşınır. Muhtarlar işlerini tam olarak yapmaz. Celal Nuri’nin Âhir Zaman romanında savaş zengini olan çıkarcı kişiler karşımıza çıkar.

Doğu- Batının karşılaştırıldığı bir unsur da çevreyle ilgilidir. ‘‘Buna göre Batı ve değerleri, temizliği, uygarlığı, bayındırlığı ve modernizmi temsil eder. Doğu ise geri kalmışlığın sembolü olan tembellik, kadercilik, düzensizlik ve kargaşanın içindedir.’’(Gündüz 2013: 139)

Hüseyin Rahmi Cadı romanıyla dikkatleri İstanbul’un kenar semtlerine yöneltir. Ali Kemal Fetret’te Doğ ve Batı’yı mimarisi ve tarihi bakımından karşılaştırır. İzzet Melih Tezat romanında mekân olarak Batum’u seçer ve bir zamanlar Türk kenti olduğunu söyler. Bekir Fahri’de benzer şekilde Kahire’yi mekân seçer.

Bilim ve sanata bakış da bu kapsamda karşılaştırılır. Ali Kemal Fetret’te Selman Bey karakterine düşüncelerini söyletir. Selman Bey Doğu’nun Batı karşısında her anlamda geri kaldığını söyler.

Dönemin romanlarında dinsel çatışmalar da görülür. ‘‘İkinci Meşrutiyet romancıları başta Şehbenderzâde Ahmet Hilmi olmak üzere, Enis Avni, Moralızâde Vassaf Kadrî gibi romancılar, zaman zaman din duygusunun yozlaşmasından ve dinsel kurumların bozulmasından söz ederler.’’(Gündüz 2013: 151) Safsata ve bilgisizlik gösterilmeye çalışılır. A’mak-ı Hayal romanında dönemin çıkarcı ve cahil din adamlarını görürüz. ‘‘Mistik ve dini görüşlerin çok yaygın olduğu bu tarihlerde yazılan Filibeli Ahmet Hilmi’nin  A’mak-ı Hayal’i dönemin materyalizm- spiritüalizm konusundaki tartışmalrın kurgulanmasıdır.’’(Enginün 2013: 394)

Doğu ve Batı’nın karşılaştırıldığı bir mesele de yoksulluk ve geri kalmışlık üzerinedir. Batılılar gittikçe zenginleşirken Doğu sömürülmektedir. Jönler’de Kahire merkezli Mısır’ın halini görürüz. Roman kahramanı Necip bunları gördüğünde kendi ülkesi aklına gelir. Ahmet Mithat Jön Türk romanında ise işe ticaret tarafından bakar. Hüseyin Rahmi’nin Şıpsevdi’sinde İstanbul’daki azınlıkların faaliyetleri anlatılır. ‘‘Şıpsevdi, yeniliği züppelik, batı uygarlığını benimsemeyi kopyacılık, çağdaşlığı giyim kuşam olarak kabul eden Tanzimat sonrası mutlu azınlığının yergisidir.’’(Kurdakul 1976: 241) Hüseyin Rahmi eserinde batılıların gözünden Doğu’yu eleştirir. ‘‘Hüseyin Rahmi’nin romanları ve onların bütün özelliklerini olduğu gibi taşıyan hikayeleri, Türk halkının elli yıllık yaşayışına ait çok zengin malzeme ile dopdoludur.’’(Akyüz 2010: 143) Şehbenderzâde Ahmet Hilmi Öksüz Turgut romanında bu iki kutbu tüm kurumlarıyla karşılaştırır. Doğu’yu üstün tutar. Türklerin kahramanlık özellikleri anlatılır. Vassaf Kadrî’nin Şimal Rüzgarı adlı romanı Türkler ve Batılı Hristiyanları karşılaştırır. ‘‘Bu, bir bakıma iki uygarlığın da çatışmasıdır. O dönemde Türkler; ileri görüşlü, erdemli, adil yönetimiyle padişahından cesur, dürüst, itaatkâr askerine; adalatten ayrılmayan kadı ve memurlarına; dünya ve ahiret işlerini bir dengede yürüten tebaa, esnaf, tüccar ve halktan kişilerine kadar olması gerekeni; bütün kurumlarıyla çürümüş Bizans ise olanı sembolize eder.’’( Gündüz 2013: 160)

  • Zihniyet Çatışması

 İkinci Meşrutiyet Dönemi romancılarının büyük bir bölümü, sosyal olaylara, pozitivist aydın perspektifiyle bakarlar. Bu tavır dönemin sosyal yapısıyla ilgilidir. Tanzimat’tan itibaren görülen arayışların, hayatı düzenleme gayretlerinin ve topluma açılmanın arkasında hep bu tavır vardır.

“Temel yapısını zihniyet çatışması üzerine kuran romanlar, ana çizgileriyle birbirine yakın halkın inancını göstermek için duyduğu ya da bir olayı öykülemesiyle başlar.(…) Bu çatışma sonunda, manevi lider konumundaki doğa üstü güçlerin arkasında, topkumun inançlarını sömüren bir çıkar duygusunun varlığı ortaya çıkarılır.” (Gündüz 2013: 374)

Bu romanlarda karakterlerin eğitim, dünya görüşü ve fikirleri üzerinde yaşadıkları çatışmanın sonucu olarak yaşamlarındaki bunalım dikkatlere sunulur. Hüseyin Rahmi’nin ŞıpsevdiCadıGulyabani, Celal Nuri’nin Ölmeyen, Müfide Ferit’in Aydemr ve Vassaf Kadri’nin Hırsız Feneri romanlarında bu çatışma işlenir.

  • Savaş ve Siyasi Çözümsüzlük

Bu dönem romanlarında Osmanlı- Rus Savaşı’ndan Birinci Dünya Savaşına kadar pek çok tarihi olay yer alır. Bunlar da genellikle kahramanlık teması çerçevesinde anlatılır. Gençler cepheye giderler ve burada mücadele ederler. Müteverrime romanındaki Vedi’de bayrak, vatan ve yurtseverlik duygularını buluruz.

 

Yurtseverlik duygusu halk ve aydınlar arasında başlarda farklı algılansa da aydınlar durumun ciddiyetini anlarlar. ‘‘ Yurt ülküsü, aydının dünyasında, realiteden ziyade bir değerdir. Bu değerin korunması yurtsever gençlerin yetişmesini gerekli kılmaktadır.’’(Gündüz 2013: 170) Roman kahramanları cepheye gitme söz konusu olunca yurt sevgisi ve ölüm korkusu arasında kalırlar. Orhan Mithat’ın Kanlı Muâşaka romanında bunu Seyfettin Karakteri üzerinde görüyoruz. Bir taraftan aşkla meşgul olan bir kişilik sergilerken diğer yandan subay kimliğini taşır. Romanın sonunda kahramanlığını gösterir ve askerlerini kurtarmak için kendi canını feda eder. İzzet Melih Tezat romanında ‘‘sosyal ve siyasi göndermelerle, döneminin bir genç subayının psikolojisi verilmiş ve yaşanmakta olan hazin şartları ortadan kaldıracak güçlü bir kahramana özlem dile getirilmiştir.’’(Enginün 2013: 407)

Devlet düzeninde bozulmanın halka nasıl yansıdığı romanlarda çeşitli şekillerde verilmeye çalışılır. Hüseyin Rahmi’nin Şıpsevdi’sinin başında Batı karşısında nasıl gerilediğimize değinilir. Mehmet Rauf’un Genç Kız Kalbi’nde roman kahramanı Mehmet Behiç sanat, siyaset, ticaret alanında Batı karşısında geri kaldığımızı ifade eer. Ali Kemal’in Fetret’inde üniversite yapımına yardım eden Neriman Paşa’nın aile hayatı ile devlet adamı kişiliği arasındaki zıtlık ortaya konur. Mehmet Celal’in İsyan, Fazlı Necip’in Menfî, Hüseyin Rahmi’nin Sevda Peşinde, Celal Nuri’nin Âhir Zaman romanlarında aynı konu farklı şekillerde işlenir.

  1. Ferdi Bunalım

Türk edebiyatının bireysel konuları bu devir romanlarında işlenmiştir. Aşk ve ölüm gibi temel konuların ekseninde şekillenen romanlar, genellikle esas hikâyeyi bu konuların etrafında şekillendirir. “Bu yapı sosyal temalarla ve birey-gelenek, birey toplum değer yargıları gibi sosyal içerikli çatışmalarla beslenir.” ( Gündüz 2013: 514)

Kuşdili, Belki Ben Aldanıyorum, Hırsız Feneri, Sevda Peşinde, Neriman, Şebâb-ı Tebah, Heyulâ, Handan, Seviye Talip, Harabelerin Çiçeği, Hırsız Feneri, Menekşe, Serap, Siyah Gözler, Yakıcı Kadın, Yetime, Meçhul Konak gibi romanları bu devrin bireysel temaları ele alan romanlarına örnek gösterebiliriz.

 

Kaynakça

AKTAŞ, Şerif (2007),’‘Millî Edebiyat(1911- 1923), 183-268’’, Türk Edebiyatı Tarihi 3, [Editörler: Talât Sait Halman(Genel Editör),Osman Horata(Genel Editör Yardımcısı),Yakup Çelik, Nurettin Demir, Mehmet Kalpaklı, Ramazan Korkmaz, M.Öcal Oğuz], Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, İstanbul

AKYÜZ, Kenan(2010), Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri 1860-1923, İnkılap Kitabevi, İstanbul

ENGİNÜN, İnci(2013), Yeni Türk Edebiyatı Tanzimat’tan Cumhuriyet’e 1839-1923,Dergâh Yayınları, İstanbul

GÜNDÜZ, Osman(2013), İkinci Meşrutiyet Romanı 1908- 1918 Yapısal ve Tematik İnceleme, Dergâh Yayınları, İstanbul.

OKAY, Orhan(2010), Batılılaşma Devri Türk Edebiyatı, Dergâh Yayınları, İstanbul

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir