Ahmet Midhat’a Atfedilen Bir Eser: ‘Hükm-i Dil’ ve Manastırlı Mehmet Rıfat (Yrd. Doç. Dr. Ahmet Bozdoğan)

Bir Yıldönümü Münasebetiyle Johannes Brahms (Prof. Cevad Memduh Altar)

Düşüncelerimizin Vazgeçilmezleri: Aklımdaki Kadınlar (Ege Küçükkiper)

Aziz Nesin Üzerine (Şennur Sezer)

Vermeer’in İnci Küpeli Kız’ı (Evren Gül)

Resim, Sinema 1 Ağustos 2016
1.621

On yedi yaşında ki Griet (Scarlet Johansson) babasının kör olması ve ailesinin zor durumda kalması üzerine hizmetçiliğe başlar. Görev aldığı ev ise gelecek yüzyıllarda sanat tarihinde çok ayrıcalıklı bir yer alacak olan Johannes Vermeer’in evidir. Sanatçı; çocukları, eşi ve kayınvalidesi ile yaşamaktadır. Müsrif bir eşe sahiptir, evdeki otoritesi zayıflamıştır ve ekonomik durumları kötüye gitmektedir. Vermeer’i suçlayan eşi onun resimle uğraşına olumlu bakmamaktadır. Zaman zaman da Vermeer’i resimlerinden kıskanmaktadır. Ressamın dışarıdan aldığı işlerde büyük katkısı olan kayınvalidesi ise onun bu uğraşını desteklemekte ve tanıtmaktadır. Fakat yaşadıkları evin sahibi olan Van Ruijven (Tom Wilkinson) zenginliğine dayanarak çıkarları uğruna insanların zor durumlarından faydalanabilen bir kişiliğe sahiptir. Vermeer’in sipariş üzerine resmini yaptığı bu kişiye aile bir yerde muhtaçtır. Fakat Van Ruijven genç ve güzel hizmetçi Griet’e gözünü dikmiştir. Bu aile ile yeni yaşamına alışmaya çalışan Griet, bir taraftan da kasap sevgilisi Peter (Cillian Murphy) ile ilişkisini evin dışında sürdürmektedir. Babasının da resim yapması dolayısıyla bu sanatın gereklilikleri konusunda bilgili olan Griet’in bu ilgisi, Vermeer’in dikkatini çeker. Bu durum efendi ile hizmetçinin yakınlaşmasını sağlar. İçinde bulunduğu kuşatılmışlığın bunalttığı Vermeer için Griet bir nefes alma ve kendini paylaşma yoludur. Hizmetçi, Vermeer’in konuları için modellik yapmayı ve kendisinin asistanı olmayı üstlenir. Geçim zorlukları, sorunlu evliliği, yaramaz çocukları, yeni doğan çocuğunun sorumluluğu ve karısının kaprisleri derken yalnızlaşan ve işine yoğunlaşan sanatçı, Griet ile daha çok zaman geçirmeye başlar. Günlerini hizmetçilik yaparak ve Vermeer’e yardım ederek geçiren Griet’in bu durumundan sanatçının eşi ise hiç memnun değildir. Genel olarak Vermeer’in resimleri gibi durgun bir ritme sahip olan filmde Van Ruijven’in Vermeer’den kendi zevki için Griet’in portresini istemesi ile filmin ritmi biraz yükseliyor.

1665 yılında geçen ve Hollanda’nın Delft kentinde, Vermeer’in hala duran evinde çekimleri yapılan filmde yer yer Vermeer’e özgü dekorlarda ihmal edilmemiş. Sanatçının resimlerinde bolca gördüğümüz renkler geniş bloklar halinde kullanılırken, o dönemin popüler ve egzotik unsurlarından olan ve ressamın resimlerinde sık sık kullandığı doğu halıları da gözden kaçırılmamış. Bu halıların o dönemde, ressamın sanatına kattığı bir yenilik olarak değerlendirildiğini söylemek ise çok yerinde olur. Resim sanatına getirdiği fotoğrafik yaklaşım ile dikkat çeken sanatçı konularını da günlük ev yaşamından almaktadır.

Hollanda’nın açık hava manzaralarını konu edinerek yaptığı resimler ile de dikkat çeken ressam hünerlerini bu alanda da gösterip iki yüzyıl sonra İzlenimcilere ilham vermiştir. Çünkü daha önce belirttiğim gibi kılı kırk yaran, mükemmeliyetçi ressamın sanatına karşı dikkati çok yoğundur. Bu dikkat onu, renklerin aslında birbirleri ile ilişkili olduğu, açık-koyu alanların düz olmayıp içinde farklı renkleri barındırdığına götürmüştür.

Açık alan kareleri ve doğa görünümleri ile de güzel bir seyir sunan filmde, gri tonların hakim olduğu akşamüstü çekimleri ise çok hoş. Griet’in Vermeer’e verdiği son poz olan ve “İnci Küpeli Kız” ismini alacak olan resmin yapıldığı sahne ise unutulmaz bir estetiğe sahip. Scarlett Johansson’un yüzüne vuran sol ışık ile ressama verdiği ifade de derin bir masumiyet ve güzelliğe sahip. Vermeer’in, aydınlığı ile değdiği her şeyi adeta kutsayan beyaz ışığı, olduğu gibi ve çok başarılı bir şekilde kullanılmış. Seçilen kadrajların sık sık Vermeer’in resimlerine gönderme yaptığı filmde öne çıkan sol ışık ise bir kez daha dikkatimizi sanatçının resimlerine yöneltiyor.

Açıkçası son yıllarda kullanılan ve sanatçıların yapıtlarının bir nevi sinematografik anlatımlarını içeren bu teknikleri ben destekliyorum. Çünkü bunlar ilerleyen zamanda sanat tarihine yapılan geri dönüşlerle, bu tarihin önemli isimlerinin unutulmayıp bu zincirin geride kalan halkalarının paslanmamasını sağlıyor.

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.